Hürmüz Boğazı Krizi ve jeopolitik Öngörünün Sınırları

Jeopolitik risk değerlendirmeleri daha fazla itina ve çalışma gerektiriyor.

Dr.Ayhan Bülent Toptaş

Dr.Ayhan Bülent Toptaş

Mart ayı başında Paramedya’da yayınlanan “Jeopolitik Risk, Petrol ve CDS: İran Savaşı Piyasalara Ne Söylüyor” başlıklı yazımda, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı “etkili bir şekilde kapatamayacağını”, en fazla düşman tankerlerine taciz, belki sınırlı mayın döşemesiyle yetineceğini ve ABD’nin yoğun askeri baskısı altında tam bir blokaj yapmasının pek mümkün gözükmediğini belirtmiştim. Ne yazık ki –en azından şimdilik– bu öngörümde yanılmışım.

Yazımın ertesi günü, 2 Mart 2026’da İran Devrim Muhafızları boğazı fiilen kapattı. “Düşman gemilerine kapalı” diye ilan ettiler ama pratikte ticari Boğaz’daki tanker trafiği %70-90 oranında durdu. Yüzlerce gemi açık denizde bekliyor, bazıları rotasını Afrika’nın güneyinden dolaşmak için değiştirdi. Brent petrol bir ara 108 doları gördü, şu anda 100-103 bandında seyrediyor. CDS primleri (özellikle Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri için) hızla yükseldi. “Etkili blokaj mümkün değil” diye yazmıştım ama İran rejiminin bekasına yönelik bir tehdit karşısında bu kadar cesur ve agresif davranacağını kestiremedim.

Belki, başka bir bakış açısıyla öngörümün kısmen isabetli olduğu söylenebilir. Muhtemelen, İran’ın bir süre sonra bu hamlesi giderek etkisizleşecek. İran blokajla kendi petrol ihracatını da kesiyor. Bir taraftan da Hürmüz Boğazı’ndan geçecek petrol tankerleri için ödemelerin ABD doları yerine Çin yuanı ile yapılması şartını gündeme getiriyor. Bununla birlikte, İran ekonomisi zaten çökmüş durumda. ABD Donanması İran’ın mayın döşeme kapasitesine sahip unsurlarını vuruyor, İran’ın büyük savaş gemilerinin çoğu battı. Ama bugün için ya da kısa vade için “etkili blokaj” gerçeğiyle karşı karşıya olduğumuz açık bir gerçek. İki haftayı aşkın bir süredir Hürmüz Boğazı felç halinde. Trump NATO’dan ve diğer müttefiklerden destek istiyor. Halen tankerlerin geçiş güvenliği yok. Bu itirafı yapmak kolay değil. Köşe yazarlığı bazen yanılmış olmayı kabul etmeyi gerektiriyor. İşte ben de bunu yapıyorum.

Tam da bu noktada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 12 Şubat 2026 Enflasyon Raporu’na bakmak enteresan bir örnek teşkil ediyor. Banka, 2026 yılı ortalama petrol fiyatı varsayımını 62,4 dolardan 60,9 dolara indirmişti. 2027 için ise 56 dolar öngörmüştü. Raporda “jeopolitik belirsizliklerin azalmasıyla petrol fiyatlarının zayıf seyir izleyeceğini” yazmışlardı. Raporun kamuoyuna sunulmasından yaklaşık iki hafta sonra savaş patladı, petrol 80-100+ dolara fırladı. Şimdi rapor, piyasa yorumcularının ve ekonomistlerin yoğun eleştirisi altında. “60 dolar temenniydi”, “gri gergedanı göremediler”, “itibar açığı arttı”, “enflasyon tahminleri baştan yanlış” şeklinde değerlendirmeler yapılıyor.

Bu örneğe bakınca kendi yanlış öngörümü biraz mazur görüyorum. Çünkü TCMB gibi dev bir kurum, yüzlerce ekonomist ve devasa veri setiyle çalışırken bile ani jeopolitik şokları hesaba katmakta zorlanıyor. Bizim gibi bireysel olanakları ile bir şeyler karalamaya çalışan köşe yazarları veya bağımsız analistler için bu şokları öngörmek çok daha zor. Yani bu olay, sadece benim değil, kurumların da öngörü sınırlarını gözler önüne seriyor. TCMB Başkanı’nın “temkinli iyimserlik” vurgusu, bugün “naif iyimserlik” olarak eleştiriliyor. Umarız ki, savaş daha fazla kızışıp planları daha da altüst etmez ve söz konusu vurgu “kahredici iyimserlik” olarak anılmaz.

Jeopolitik riskleri öngörmek neden bu kadar zor?

Öncelikle, karar vericiler rasyonel gözükmüyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın durumu malum. Trump bir gün öyle bir gün böyle. İran rejiminin durumu da malum. Aklıselim sahibi bir yönetimleri olduğu söylenemez. Ayetullah Ali Hamaney’in yerine geçen Mücteba Hamaney’in “boğaz kapalı kalacak” talimatının ekonomik mantığı yok. İran’ın petrolü de bu boğazdan geçiyor. İran’ın en büyük müttefiki Çin’e petrol akışı zorlaşıyor. Bu durumda karar rejimin bekasını korumak amacı ile alınmış gözüküyor. Rejim “varoluşsal tehdit” altında olduğu için normal maliyet-fayda hesabı yapmıyor.

Savaş araçları, doktrinleri de değişiyor. 1980-88 İran-Irak Savaşı’nı çok yakından izledik. Mülkiye’de, hemen arkasında kaldığımız Cumhuriyet Yurdunda, arkadaş buluşmalarında bol bol tartıştık. Ben son yazımda Boğaz’ın durumunu bu tecrübelerime göre değerlendirdim. O tecrübeler bugüne ışık tutsa da her savaşın kendine özgü dinamikleri var. “Tanker Savaşı”nı ezberledik sanıyorduk ama İran’ın elindeki dronlar, füzeler, hızlı botlar savaşın akışını farklı biçimlerde etkiliyor.

Piyasalardaki gelişmeler saniye saniye izleniyor olsa da her an bir sürprizle karşılaşmak mümkün. İran vuruyor ve psikolojik üstünlük kazanıyor, sonra ABD ve İsrail vuruyor ve psikolojik üstünlük bu tarafa geçiyor. Her şey saat bazında değişiyor. İran’ın içinde bir iktidar değişimi olabilir mi? İran halkı ne düşünüyor, bağlı vekil gruplar (Hizbullah ve Husiler) nasıl hareket edebilir? Bu soruların yanıtları belirsiz. Bu durumda kesin tahminler yapmak neredeyse imkansızlaştı.

Ne yapmak lazım?

Tabii ki öngörülerde bulunacağız, tahminler yapmaya devam edeceğiz. Ama benim gibi tarihin aynen tekerrür edeceği gibi bir yanlıştan kaçınmak gerekiyor. İran – Irak Savaşı’nda çok şey öğrenmiştik ama bu bilgileri körü körüne bugüne uygulayarak analizler yapmak iyi sonuçlar vermiyor. Tek bir tahmin yerine senaryo analizleri ile çalışmak belki de en emin yollardan biri. Belki de “Hürmüz kapanmaz” demek yerine “Hürmüz kapanmazsa”, “Kısmen kapanırsa”, “Tamamen kapanırsa” gibi senaryoların ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerine değerlendirmeler yapmak daha mantıklı.

Remzi Özdemir’in dikkat çektiği “işaretlere” de bakmak lazım. CDS spread’leri, Brent petrol vadeli kontratları, tanker takip verileri (AIS), sigorta primi artışları olacaklar hakkında epeyce bilgi sağlıyor. Erken uyarı göstergelerini takip edin. İran’ın Devrim Muhafızları’nın açıklamaları, Hürmüz’deki gemi trafiğinin azalması, Çin ve Rusya’nın diplomatik sessizliği. Bunlar ne anlama geliyor?

Sonuç olarak, jeopolitik riskleri %100 öngörmek imkânsız. Ama onları hafife de almamak lazım. TCMB’nin 60 dolarlık petrol öngörüsü gibi, benim “etkili blokaj mümkün değil” öngörüm de havada kaldı. Ben dersimi aldığımı umuyorum. Bu yazının da okuyuculara daha isabetli öngörülerde bulunmaları için katkı sağlayacağını umuyorum.

Exit mobile version