Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), kuruluşunun 50. yılını Ankara’da düzenlediği etkinliklerle kutladı. Program kapsamında ilk olarak Anıtkabir ziyareti gerçekleştirilirken, ardından düzenlenen “TGSD 50. Yıl Buluşması”nda sektörün içinde bulunduğu ağır tablo ve gelecek yol haritası masaya yatırıldı.
TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, hazır giyim sektörünün yalnızca üretim değil aynı zamanda istihdam, ihracat ve marka değeri açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, Türkiye’nin sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Narbay, mal ihracatının milli gelir içindeki payının 2022’de yüzde 27 seviyesindeyken 2025 sonunda yüzde 18’in altına gerilediğine dikkat çekti. Orta Vadeli Program’da 2028 hedefinin yüzde 16,4 olarak öngörüldüğünü belirten Narbay, dünya ortalamasının ise yüzde 22-25 bandında olduğunu vurguladı.
Narbay, Avrupa’nın üretimi dışarıya kaydırmasının uzun vadede teknoloji geliştirme kapasitesini zayıflattığını ifade ederek, Çin’in ise düşük ve orta teknolojili üretimi koruyarak bunun üzerine yüksek teknoloji inşa ettiğini söyledi. Türkiye’nin de üretim tabanını kaybetmeden dönüşmesi gerektiğini belirten Narbay, “Bir ülkede üretim zayıflarsa sadece bugünün kapasitesi değil, yarının tasarım, teknoloji ve marka gücü de kaybedilir” dedi.
Sektörde yaşanan daralma rakamlara da yansıdı. TGSD verilerine göre yılın ilk iki ayında 651 hazır giyim ve 202 tekstil firması olmak üzere toplam 853 işletme kapandı. İlk üç ayda 85 firma konkordato ilan ederken, iki sektörde toplam istihdam kaybı 8 bin 204 kişiye ulaştı. Aynı dönemde hazır giyim ihracatı yüzde 1,34 düşüşle 5,3 milyar dolara gerilerken, ithalat yüzde 2 artarak 1,05 milyar dolara çıktı.
Narbay, sektör maliyetlerinin dolar bazında yüzde 13-14 arttığını belirterek, yüksek finansman maliyetleri ve rekabet kaybının kapanmaları hızlandırdığını söyledi. Körfez’de yaşanan jeopolitik gelişmeler nedeniyle kısa vadede sipariş kaymaları yaşandığını ifade eden Narbay, doğru ekonomi politikaları uygulanırsa sektörün yeniden toparlanabileceğini dile getirdi.
TGSD ayrıca 2026-2040 dönemini kapsayan “Sektörel Stratejik Yol Haritası”nı da açıkladı. Yol haritasında 2026-2028 dönemi “stabilizasyon”, 2028-2034 dönemi “dönüşüm”, 2034-2040 dönemi ise “Türkiye Markası” ekseninde yüksek katma değerli üretim dönemi olarak tanımlandı.
TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren ise Anıtkabir Özel Defteri’ne yazdığı mesajda, üretmenin, sanayileşmenin ve ekonomik gücü milli güce dönüştürmenin bağımsızlığın temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
