Paramedya Instagram hikayelerinde defalarca paylaştığımız bir şikayet konusudur.
Kurum içi memnuniyet anketlerine yapılan müdahaleler .
Çalışanın başında bekleyip, ankete ne cevap verileceğini yönlendirilen yöneticiler.
Sonuçlar beklendiği gibi gelmediğinde üst yönetimlerden gelen baskılar , yenilenen anketler …
Üniversite bitirmiş , yıllarını bankacılığa vermiş bankacılara “ anketlerde nasıl puanlama yapılacağını “ anlatan, telkin eden yöneticiler …
Ne olursa olsun, anketlerden benim istediğim sonuçlar çıksın diye bekleyen patronlar.
Dostlar alışverişte görsün diye formalite icabı yaptırılan anketler .
“Gizli” olduğu söylenen ama kimin kime ne puan verdiğini , nasıl yorum yaptığını deşifre etmeye azmeden bölgeler .
Bunlar “ kurumsal “ dediğimiz koca koca bankalarda olan işler.
Ülkemizde “ kurumsal “ yapılarda dahi ifade özgürlüğünün sınırları itina ile çizilmekte. Görünürde her şey çok ideal , kuralına uygun ve iyi niyetli görünse, gösterilse dahi arka planda yazılmış bir senaryoya uygun oynanan bir oyun isteniyor. Paramedya gibi “ hariçten” dert dinleyen, dert anlatan, eleştiriler yapan, önerileri duyurmaya çalışan bir platform da olmasa bankacılar iç seslerinde boğulacaktı muhtemelen. Tüm bankacıların çok bunaldığı çıkıp nefes aldığı , kendi gibi düşünenlerle hissedenlerle buluştuğu , akıl sağlığını korumaya destek bulduğu bir bahçe oldu Paramedya İnstagram platformu. O yüzden günden güne sessiz sedasız büyüdü , 100.000 kişiyi aşan bir takipçiye ulaştı. Anketlere müdahale edilse de, anketler güllük gülistanlık iş ortamları gösterse de çoğu zaman Bankacıların yarası Paramedya’da kanamaya devam ediyor . Anketleri manipüle edebilirsiniz ama gerçekler manipüle edilemez. Er geç kendini ifade edeceği bir alan bulur, insanlar kendisi gibi düşünenlerle bir yerde bir şekilde buluşur. Hiçbir şey yapamasa da dertleşir.
Kurumsal firmalarda “ patron “ ne derse o olur. Para patronun, karar patronun , keyif patronundur. Yargı ile sınırları çizilmiş de olsa, patronlar o sınırları zorlamayı sever hatta bazen görmezden gelir . Özel sektörde yönetim kademelerinde çalışmak patrona biat, itaat ister.
Sözkonusu kamu yönetimi , resmi kurumlar olduğunda , demokrasi ile yönetilen ülkelerde “patron “ vatandaştır, halktır, millettir. Kamu kurumlarının parasal kaynağı vergilerdir. Devleti millet adına yönetenler ( iktidardakiler ) ve yönetmeye talip olanlar ( muhalefettekiler ) milletin , halkın, vatandaşın hizmetindedir. Demokrasilerde milletin dediği olur. Milletin seçimlerine, anketine, görüşüne müdahale etmeye kalkışmak , demokratik yönetim anlayışına aykırıdır. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde millet buna razı gelmez, içine sindirmez, affetmez.
Bankacılara dönersek, sizin patronunuz anketlerde ne duymak istiyor ? İstediği sonuçları görmezse ne yapıyor ?
Siz patron olsanız , seçimlerin nasıl yapılmasını isterdiniz , sonuçları nasıl değerlendirirdiniz ? Müdahale ederek değiştirmek işinize gelir miydi , içinize siner miydi ?
İşyerinde olmasa da, ülke yönetiminde patron sizsiniz… Verginizi ödüyorsanız, karar sizin, bizim, hepimizin . Daha özgür, daha adil, daha demokratik bir ülkede yaşamak için kararlarımıza kimsenin müdahale etmesine izin vermeyelim.






