Kudret Zehri: SPK’yı Yok Saymanın Bedeli

Kamu otoritesine meydan okuyanlar çoğu zaman kendi zayıflıklarını göremez. Ancak piyasalarda güç kalıcı değil, denetim ise er ya da geç kapıyı çalıyor.

Metin Yüksel

Metin Yüksel

SPK’nın 10.06.2026 tarihli bülteninde MİDAS MENKUL DEĞERLER AŞ’ye verilen ceza çok önemli bir nedene dayanıyor:

“Kurulumuza yapılması gerekli şüpheli işlemlerle ilgili bildirimlerin yapılamaması.”

Bültende karşıma çıkan bu ceza gerçekten çok düşündürücü. Hafızamı yoklayınca, son yıllarda bilgi vermeme, bilgi saklama, yanıltıcı bilgi verme, sahte evrak düzenleme vb. nedenlerle ilgili o kadar çok kurum ve yöneticiye ceza kesildiğini hatırlıyorum ki…

Bilgi verme yükümlülüğünün ana fikri; şeffaf ve güvenilir bir piyasa işleyişi sağlamaktır. Bu yükümlülük, piyasa bozucu eylemlerin önlenmesini ve kamu denetiminin etkinleştirilmesini sağlar. Aksi takdirde denetim mekanizması gecikir, kamunun zamanında müdahale imkânı azalır.

Piyasa işleyişini bozan eylemlerle ilgili denetim süreci, merkezîleştirilmeden, piyasanın aktörlerine sorumluluk verilerek yürütülür. Yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek, piyasa bozucu eylemleri önleyebilecek, kara para vb. soruşturmalarının sağlıklı yürütülmesini sağlayacak iş ve işlemlere ilişkin bilgi akışının engellenmemesi süreci, piyasa aktörlerinin ortak sorumluluğudur.

Burada hiçbir menfaat kamu yararının önüne geçemez; menfaat korunması, finansal gizlilik vb. gerekçelere sığınılamaz.

Özetle, piyasanın sağlıklı işleyişinin sorumluluğu “ORTAKTIR.”

“Müşterim üzülür, kırılır, evi terk eder” deyip potansiyel suçluyu korumak, bindiğin dalı kesmektir.

Kamu denetimi açısından durum böyledir. Ancak özellikle kamu otoritesini yok sayma, görmezden gelme ve yanıltma tavrı ise apaçık bir güç zehirlenmesidir ve piyasaların hastalıklı işleyişinin temelidir.

Son dönemlerde SPK Başkanı ve yönetimi, suçun sonucundan ziyade suça yönelik oluşturulan organizasyonu kaynağında önlemeye yönelik cezalarla; suçu gizleyen, potansiyel suçluyu saklayan kurum ve kişilere ağır yaptırımlar uygulamaya başlamıştır.

Ancak bunu bir “güç tartışması” olarak gören kurumlar açısından, ekonomik cezaların yanı sıra faaliyet cezaları da gündemde olmalıdır ki piyasa bu bataklıktan kurtulabilsin.

Kamu otoritesine kafa tutanlar, yaşadıkları “güç zehirlenmesi” nedeniyle kendi zayıf noktalarını unutur; damarlarında dolaşan “kudret zehri” ile uyarıları dikkate almazlar. Ancak gün gelir, devir döndüğünde, görmezden geldikleri zayıflıklar onları yatağa düşürür.

Exit mobile version