Dünya Gazetesi yazarı Jülide Yiğittürk Gürdamar, kaleme aldığı köşe yazısında Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) yeni yönetimle birlikte halka arz sistemine yönelik kapsamlı reform beklentilerini gündeme taşıdı. Gürdamar’ın aktardığı piyasa uzmanlarının değerlendirmelerine göre, yatırımcıların korunması amacıyla halka arz sürecinde ve sonrasında altı başlıkta yeni düzenlemeler yapılması öneriliyor.
SPK’da yeni yönetimin göreve başlamasıyla birlikte sermaye piyasalarında yapısal reform beklentileri yeniden gündeme geldi. Özellikle son yıllarda hız kazanan halka arzların ardından ortaya çıkan yatırımcı mağduriyetleri, piyasa profesyonellerinin daha kalıcı düzenleme taleplerini artırdı.
Uzmanlar, geçmişte borsa kotundan çıkarılan şirketler nedeniyle yüz binlerce yatırımcının zarar ettiğini hatırlatarak, yalnızca işlem bazlı yaptırımların yeterli olmadığını, halka arz sürecini ve sonrasını kapsayan kapsamlı bir reform paketine ihtiyaç bulunduğunu dile getiriyor. Görüşlere göre amaç, sermaye piyasalarının güvenilirliğini artırmak ve yatırımcı güvenini kalıcı hale getirmek olmalı.
Son yıllarda halka arzlarla milyonlarca yeni yatırımcının borsaya gelmesi tasarrufların tabana yayılması açısından olumlu değerlendirilirken, mevcut sistemdeki bazı boşlukların suistimallere açık olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, bazı şirketlerin halka arzdan elde ettikleri fonların ardından mevcut taahhüt sürelerinin dolmasıyla ortak satışına yöneldiğini veya bedelli sermaye artırımı yaparak küçük yatırımcıların zararına sonuçlar doğurabildiğini belirtiyor.
Altı maddelik reform paketi önerisi
Piyasa temsilcilerinin gündeme taşıdığı öneriler altı ana başlıkta toplanıyor.
İlk olarak, halka arz gelirlerinin izahnamede belirtilen amaçların dışında kullanılması halinde sadece şirkete değil, ana ortaklara da şahsi mali ve hukuki sorumluluk getirilmesi isteniyor. Mevcut idari para cezalarının caydırıcı olmadığı görüşü dile getiriliyor.
İkinci öneri, halka arzlarda hazırlanan fiyat tespit raporlarının daha sıkı denetlenmesi. Farklı aracı kurumların aynı şirkete birbirinden oldukça farklı değerlemeler yapabilmesinin yatırımcı güvenini zedelediği belirtilirken, SPK veya bağımsız denetim mekanizmalarının sürece daha etkin dahil edilmesi öneriliyor.
Üçüncü başlıkta ise halka açıklık oranı yüzde 75’in üzerine çıkan şirketlerin “yakın izleme” benzeri özel bir gözetim sistemine alınması öneriliyor. Böylece mali yapı, ilişkili taraf işlemleri ve nakit akışlarının daha yakından takip edilmesi hedefleniyor.
Dördüncü öneri kapsamında, genel kurul toplantılarında sermayenin en az yüzde 25’ini temsil edecek katılımın sağlanamaması halinde şirketlerin SPK tarafından özel takibe alınması ve gerektiğinde yönetim yapısına müdahale edilmesi gündeme getiriliyor.
Beşinci öneri ise SPK ile Hazine ve Maliye Bakanlığı arasında eş zamanlı denetim mekanizması kurulmasını içeriyor. Halka arz gelirlerinin kullanımının anlık izlenmesi, örtülü kazanç aktarımının önlenmesi ve sermaye piyasası davaları için ihtisas mahkemelerinin oluşturulması öneriler arasında yer alıyor.
Son olarak uzmanlar, halka arz fiyatının altında kalıcı fiyat oluşması veya izahnamede taahhüt edilen finansal hedeflerin gerçekleşmemesi halinde şirketlere ve hakim ortaklara zorunlu hisse geri alım yükümlülüğü getirilmesini savunuyor. Ayrıca bugün bağlayıcılığı sınırlı olan fiyat istikrarı uygulamalarının daha güçlü yasal zemine kavuşturulması gerektiği ifade ediliyor.
Piyasa uzmanları, bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi halinde halka arzların yalnızca şirketlere kaynak sağlayan bir mekanizma olmaktan çıkarak yatırımcı güvenini önceleyen daha sağlıklı bir sermaye piyasası yapısına kavuşabileceğini değerlendiriyor.






