SPK Halka Arzda Oyunun Kurallarını Değiştiriyor

Sermaye Piyasası Kurulu'nun son dönemde attığı adımlar, halka arz sisteminde köklü bir değişimin habercisi. Patronların kolay para topladığı dönemin yerini, yatırımcının şirketleri seçtiği ve kalitenin ön plana çıktığı yeni bir dönem alıyor. Daha fazla halka arz, daha fazla rekabet ve daha güçlü sermaye piyasası hedefiyle başlayan bu dönüşümün kazananı ise güven veren şirketler olacak.

Remzi Özdemir Yazdı

Remzi Özdemir Yazdı

Uzun zamandır sermaye piyasalarının en büyük sorunlarından biri, halka arzların amacından uzaklaşmasıydı. Aslında halka arz; şirketlerin büyümesi için kaynak bulduğu, yatırımcının da o büyümeye ortak olduğu sağlıklı bir finansman modelidir. Ancak son yıllarda bu mekanizma, birçok örnekte kolay para kazanma aracına dönüştü.

Görünen o ki, SPK’nın yeni yönetimi bu tabloyu değiştirmeye kararlı.

Son haftalardaki Kurul kararlarına baktığınızda dikkat çeken bir ayrıntı var. Cezaların önemli bölümü artık patronlara ve şirket yöneticilerine yöneliyor. Yıllarca “İstediğim bilgiyi istediğim zaman açıklar, istediğim gibi kullanır, yatırımcıdan da parayı toplarım” anlayışıyla hareket edenlere artık “Dur” deniliyor.

Bu, sermaye piyasalarının sağlığı açısından son derece önemli bir değişim.

Aslında güçlü bir sermaye piyasası, patronların istediğini yaptığı değil, yatırımcının korunduğu piyasadır. Güven ancak böyle oluşur.

SPK’nın son dönemde doğru bulduğum ikinci önemli adımı ise halka arz politikası oldu.

Geçen hafta tam beş şirkete halka arz izni verildi. Bu hafta da iki şirket daha onay aldı. İki haftada yedi halka arz…

Daha kararlar açıklanır açıklanmaz itirazlar yükseldi.

“Piyasadan çok para çıkacak.”

“Borsa olumsuz etkilenecek.”

“Borsada satış baskısı oluşacak.”

Ben aynı fikirde değilim.

Tam tersine, bunun piyasa kalitesini artıracak bir uygulama olduğunu düşünüyorum.

Çünkü bugüne kadar halka arz sayısı sınırlı tutulduğu için adeta kıtlık oluşuyordu. İyi şirket de aynı sepetteydi, zayıf şirket de… Talep ise neredeyse otomatik olarak her halka arza akıyordu. Sonrasında da manipülasyonlar başlıyordu.

İskontolu payların belirli fonlara veya portföylere aktarılması…

Bazı oyuncuların fiyat oluşumunu yönlendirmesi…

Halka arz sonrası yaşanan yapay yükselişler…

Ve sonunda zarar gören yine küçük yatırımcı oluyordu.

Şimdi ise farklı bir dönem başlıyor.

SPK adeta şunu söylüyor:

“Ben sana tek tek şirket seçmeyeceğim. Daha fazla şirketi piyasaya getireceğim. Kararı yatırımcı verecek.”

İşte olması gereken de bu.

Eğer gerçekten güçlü bir şirketsen…

Finansalların sağlamsa…

Gelecek hikâyen varsa…

Kurumsal yönetimin güven veriyorsa…

Zaten yatırımcı seni bulacaktır.

Ama sadece halka arz furyasından faydalanıp para toplamak isteyenler için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Bugün yaklaşık 150 şirket halka arz sırasını bekliyor.

Bunların hepsi başarılı olacak mı?

Elbette hayır.

Bazıları talep toplamakta bile zorlanacak.

Bazıları halka arz fiyatının altında kalacak.

Bazıları ise yatırımcının yoğun ilgisiyle karşılaşacak.

İşte piyasanın doğal işleyişi de budur.

Yatırımcının seçme hakkının olduğu, şirketlerin ise güven kazanmak zorunda kaldığı bir piyasa…

Uzun yıllardır eksik olan tam da buydu.

SPK’nın yaptığı aslında halka arz kapısını sonuna kadar açmak değil; kalite yarışını başlatmak.

Eskiden “Nasıl olsa halka arz oluyor, yatırımcı alır” anlayışı hakimdi.

Şimdi ise “Yatırımcıyı ikna edebilir misin?” dönemi başlıyor.

Sermaye piyasalarının geleceği açısından asıl devrim de tam burada yatıyor.

Exit mobile version