Emekli psikolojisi
Siz hiç emekli oldunuz mu ? Ben oldum… Ülkemizde “ emekli “ olmak ayrı bir stres kaynağıdır maalesef. Durmadan hesap kitap yapmayı gerektirir . Enflasyonu hesaplayan resmi kurumların matematik formülleri , emeklinin yaşamak için harcadığı temel giderlerin matematiği ile hiç uymadığı için emekli sürekli bir stres ve baskı altında yaşıyor . İşte bu yüzden 17 milyon emeklinin olduğu güzel ülkemizde, ana muhalefetin seçilmiş lideri her gittiği yerde meydanlarda binlerce kişiyi kısa sürede toplayabiliyor.
Emekli bir bankacı olarak benim de artık tek işim kendi maaş hesabımı takip etmek. Mevcut birikimlerimi en iyi şekilde değerlendirip enflasyon karşısında daha yavaş erimeleri için en uygun yatırım araçlarına yönlendirmek . Kredi kartlarımı en doğru şekilde kullanıp, gelir gider dengemi kurup sağlıklı huzurlu bir emeklilik hayatı yaşamak için çabalamak . Geçtiğimiz günlerde bağlı olduğum banka sandığı, enflasyon oranına bağlı maaş zamlarını hesaplarımıza yatırdı. Yatan tutarın SGK’nın emeklililere yaptığı zam oranının altında olduğunu gören benim gibi binlerce emekli bankacı durumu sorgulamaya başladı.
Emekli maaşlarımız neden reel olarak düşüyor ?
Bu konuyu Emekli sandığımıza mail atarak sorduğumda , “Vakıf Yönetim Kurulu’nun kararı ile Vakıf senedinin xx maddesi hükümleri uygulanmıştır …” şeklinde yuvarlak bir cevap aldım. Vakıf senedinin tamamına Banka sandığının sitesinden ulaşabileceğim bilgisini de verdiler sağolsunlar . Ulaştım . Üşenmedim, haftasonumu Vakıf senedini baştan sona okumaya ayırdım. Doğrusu hiçbir maddesinde , benim SGK muadili emekli maaşıma , SGK’nın açıkladığı zam oranından çok daha düşük zam yapılmasını ve maaşımın blr kerede ( ve bundan sonraki hayatım boyunca devam edecek , “kazanılmış hak” olan maaşımı reel olarak resmen düşürecek şekilde ) kırpılmasını sağlayan maddeyi bulamadım .
Mülkiye’de okurken en sevdiğim dersler hukuk dersleri olmuştu . Yasaların koruyuculuğu , adaletin sağlanması konusundaki incelikleri hoşuma gitmişti . Anayasa, kanunlar , tüzükler arasındaki hiyerarşi ilişkisi mantıklı gelmişti . Hukuk derslerinden yüksek notlar alarak geçtiğimi hatırlıyorum. Bir avukat gibi tek tek madde ezberlemesem de , hukukun önemini , gereğini, mantığını , uygulamadaki etik sorunları anladığımı düşünüyorum.
Sonuç olarak benim hukuk bilgim ve anlayışım Vakıf senedindeki madde ile benim ve benim gibi binlerce bankamız emeklisinin maaşlarına düşük zam verilerek kırpılması , kazanılmış hakkımız olan ilk maaşımızın yıldan yıla reel olarak düşürülmesi arasındaki illiyet bağını görmeye yetmedi.
Konuyu değerlendirmesi için yapay zekadan yardım istediğimde o da işin içinden çıkamadı.
Bu durumda binlerce emekli bankacı bu konuda daha net bir bilgi ve sonuç almak üzere yine adalete başvurmak zorunda kalacak gibi .
Yapay zeka ile sohbetimizde ülkemizde banka sandığı emekli sayısı ve sandıkların durumları hakkında bilgi almak istediğimi söylediğimde ;
“kamuya açıklanan, tek bir resmî toplam emekli sayısı bulunmamaktadır. Emekli aylığı alanların sayısının yaklaşık 120.000–150.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir(farklı sandıkların yayımladığı faaliyet raporlarından yapılan toplu değerlendirmelere dayanmaktadır. ) “ dedi.
Kendi bankamın emekli sandığının durumunu sorduğumda ;
“
Emeklileri Derneği faaliyetlerinden ve duyurularından, sandığın on binlerce emekli ve hak sahibine hizmet verdiği anlaşılmaktadır; ancak resmi bir sayı yayımlanmamaktadır.
Çeşitli sektör değerlendirmeleri dikkate alındığında emekli ve hak sahiplerinin toplamının yaklaşık 15.000–20.000 kişi aralığında olduğu,
Sadece emekli aylığı alanların ise yaklaşık 10.000–15.000 kişi olduğu yönünde tahminler bulunmaktadır.” dedi .
Sandığın durumu nasıl , neden maaşım düşüyor dediğimde ise …
Sandığın
- Aktüeryal açıdan güçlü sandıklardan biri olduğu,
- Emekli aylıklarının yalnızca yeni çalışan primlerine değil, önemli ölçüde fon varlıklarına da dayandığı,
- Kısa vadede sürdürülebilirlik açısından kamuya yansımış bir sorun bulunmadığı
- Sandık sisteminin SGK’dan farklı olduğu, SGK gibi “bugünkü primlerle bugünkü emeklileri ödeme” mantığıyla çalışmadığı . Uzun yıllar boyunca oluşturulan fonlar ve bunların yatırım gelirleri de emekli aylıklarının finansmanında önemli rol oynadığını. Bu nedenle sadece aktif çalışan/emekli oranına bakılarak değerlendirme yapmanın doğru olmayacağını.
- Bankanın yükümlülüklerinin denetlendiğini
- Bankanın finansal tablolarında çalışanlara sağlanan faydaların ve emeklilik yükümlülüklerinin uluslararası muhasebe standartlarına göre hesaplanmakta ve bağımsız denetimden geçmekte olduğunu…
söyleyerek içimi rahatlattı.
Yine de her ihtimale karşı , Sandığın mali dengesi bozulursa ne olur? diye sorduğumda;
Bu durumda vakıf yönetiminin teorik olarak başvurabileceği yöntemler şunlar olabilir:
- aktif üyelerin prim oranlarını değiştirmek,
- bankanın katkısını artırmak,
- yatırım politikasını değiştirmek,
- gelecekte emekli olacaklar için yeni düzenlemeler yapmak.
Bunlar çoğu zaman mevcut emeklilerin aylığını doğrudan azaltmaktan daha olası tedbirlerdir.
Genel hukuk ilkesi gereği kazanılmış emeklilik haklarının geriye dönük olarak ortadan kaldırılması kolay değildir. “ dedi.
Ülkenin en büyük, en güvenilir , en güçlü bankalarından birinin Sandığından emekli olmuş bankacılar bile geleceğe dair bu tür kaygılar , sorgulamalar , tereddütler yaşıyorsa ( yaşatılıyorsa …) geri kalan 17 milyon emekli ne yapsın ? Emeklinin psikolojisi çok bozuk…
Bu bozuk psikoloji ve bu ekonomik gidişata bağlı yetersiz beslenme ile sağlık giderlerinde artış ise kaçınılmaz.






