Ekonomi tarihinde bazı dosyalar vardır ki, yıllar geçse de kapanmaz. Sadece rakamlar değişir, aktörler değişir ama hafızalarda kalan soru aynı kalır: “Gerçekten adil miydi?”
Bugün HSBC Türkiye’nin yeniden satış masasında olduğu konuşuluyor. Bankacılık kulislerinde, DenizBank’ın sahibi Emirates NBD’nin ilgilendiği ve pazarlıkların sürdüğü konuşuluyor. Bana ulaşan bilgilere göre HSBC, Türkiye operasyonu için yaklaşık 600 milyon dolar talep ediyor. Ancak masadaki teklifin 350 milyon dolar seviyesini aşmadığı ifade ediliyor.
Bu rakam bana 25 yıl öncesini hatırlattı.
Çünkü HSBC, 2001 yılında Demirbank’ı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan (TMSF) 350 milyon dolara satın almıştı.
Oysa bundan yaklaşık bir yıl önce tablo çok farklıydı.
HSBC’nin, Demirbank henüz TMSF’ye devredilmeden önce bankayı satın almak istediği ve Cıngıllıoğlu ailesine yaklaşık 1,4 milyar dolarlık teklif sunduğu uzun yıllardır bankacılık çevrelerinde konuşulan bir bilgiydi. Ancak dönemin patronu Halit Cıngıllıoğlu bu teklifi kabul etmedi.
Aradan çok kısa bir süre geçti.
Kasım 2000 krizinin ardından Demirbank’a el konuldu.
Bir zamanlar 1,4 milyar dolar konuşulan banka, 2001 yılında 350 milyon dolara HSBC’nin oldu.
Aradaki fark tam 1 milyar 50 milyon dolardı.
Elbette kriz dönemlerinde varlık fiyatları düşer. Devralınan bankaların piyasa değeri değişebilir. Ancak o günlerde yalnızca Cıngıllıoğlu ailesi değil, ekonomi dünyasının önemli bir bölümü de bu satışın yarattığı tartışmaları uzun süre konuştu. Demirbank’ın gerçek değerinin bu olup olmadığı sorusu hiçbir zaman tam anlamıyla gündemden düşmedi.
Demirbank sıradan bir banka değildi.
1953 yılında Nuri Cıngıllıoğlu tarafından kurulan banka, Cıngıllı Holding’in en önemli varlığıydı. Yıllar içinde grubun yönetimini devralan Halit Cıngıllıoğlu, aynı zamanda bankanın son sahibi oldu.
Ailenin yaklaşık yarım asırlık emeği olan banka önce devlet tarafından devralındı, ardından HSBC’ye satıldı.
Bugün ise tarihin ilginç bir cilvesi yaşanıyor.
HSBC, Türkiye’de uzun yıllardır beklediği büyümeyi yakalayamadı. Özellikle son yıllarda bireysel bankacılıktan büyük ölçüde çekildi, şube sayısını azalttı ve faaliyet alanını daralttı. Uzun süredir Türkiye operasyonundan çıkmak istediği de bankacılık sektöründe bilinen bir gerçek.
Ancak talip bulmak kolay olmadı.
Şimdi yeniden satış masası kurulmuş durumda.
Ve konuşulan rakam…
350 milyon dolar.
Yani HSBC’nin 2001 yılında Demirbank için ödediği bedel.
Hayat bazen muhasebesini bilançolardan daha farklı yapıyor.
Anadolu’da eski bir söz vardır: “Ağlayanın malı gülene yar olmaz.”
Ekonomide elbette kararlar atasözleriyle verilmez. Şirketlerin değeri; sermaye yapısına, kârlılığına, piyasa koşullarına ve geleceğe ilişkin beklentilere göre belirlenir.
Ama tarihin bıraktığı semboller de vardır.
Eğer bugün gerçekten 350 milyon dolar civarında bir satış gerçekleşirse, bu sadece ticari bir işlem olmayacak.
Aynı zamanda Türkiye bankacılık tarihinin en çok tartışılan satın almalarından birine yıllar sonra düşülen dikkat çekici bir dipnot olarak kayıtlara geçecek.






