Uluslararası yatırım bankası Societe Generale tarafından hazırlanan “EM FX Valuations: Carry-to-Vol” çalışması, Türk Lirası’nın yabancı yatırımcı açısından ne kadar cazip hale geldiğini bir kez daha ortaya koydu.
Grafiğe göre, 12 aylık forward fiyatlamalara göre hesaplanan yıllıklandırılmış carry getirisi yüzde 26,43 seviyesinde bulunuyor. Bu oran; Güney Afrika (%2,83), Hindistan (%3,15), Endonezya (%2,74) ve Romanya (%1,91) gibi diğer gelişmekte olan ülkelerin çok üzerinde yer alıyor.
Başka bir ifadeyle, yabancı yatırımcı açısından Türk Lirası bugün gelişmekte olan piyasalar içinde en yüksek faiz taşıma (carry) potansiyelini sunan para birimlerinden biri konumunda.
Ancak asıl dikkat çeken soru şu:
Yabancı fonlar bu kadar yüksek getiriyi görmesine rağmen neden Borsa İstanbul’a aynı ölçüde ilgi göstermiyor?
Çünkü sorun artık faiz değil.
Yabancı yatırımcı için yüksek faiz tek başına yeterli olmuyor. Hukuki öngörülebilirlik, piyasa güveni, şirket değerlemeleri, kurumsal yönetim ve sermaye piyasalarına duyulan güven de en az faiz kadar önem taşıyor.
Türkiye, yabancıya dünyanın en yüksek reel faizlerinden birini sunarken, bu sermayeyi üretken yatırımlara ve hisse senedi piyasasına yönlendirmekte zorlanıyor.
Bu tablo, ekonomi yönetiminin sıkça dile getirdiği “yabancı yatırımcı geliyor” söylemini de sorgulatıyor.
Yüzde 26’nın üzerinde carry fırsatı sunan bir ülke, buna rağmen borsasına güçlü ve kalıcı yabancı girişini sağlayamıyorsa, ortada faiz değil güven sorunu vardır. Carry trade fırsatları yüksek getiri sunsa da kur oynaklığı ve ani pozisyon çözülmeleri nedeniyle önemli riskler de taşır; bu nedenle yatırımcılar sadece faiz farkına değil, piyasa istikrarına da bakar.
