Bir Bankacının İlk Görevi Dürüst Olmaktır
Bankacılıkta en büyük sermaye para değildir.
Güvendir.
Bir müşteri parasını bankaya emanet eder.
Bir banka ise kredi verirken emanet ettiği paranın sorumluluğunu taşır.
İşte bu yüzden bir bankacının ilk görevi;
dürüst olmak, namuslu olmak ve güvenilir olmaktır.
Özellikle kredi tahsisinde…
Bir krediyi hak etmeyen bir müşteriye “hedef tutacak” diye kredi vermek de,
hak eden bir müşteriyi kişisel önyargılarla reddetmek de meslek etiğine aykırıdır.
Bankacı;
ne müşterinin avukatıdır,
ne de hakimidir.
Bankacı, objektif analiz yapan ve bankanın emanet ettiği kaynağı doğru yere yönlendiren kişidir.
Kredi verirken cesaret kadar vicdan da gerekir.
Çünkü verilen her kredi, bankanın ve mevduat sahibinin emanetidir.
Meslek hayatım boyunca şuna inandım:
Bilgisi eksik olan öğrenir.
Tecrübesi zamanla kazanılır.
Ama dürüstlük kaybedildiğinde, hiçbir bilgi ve hiçbir başarı onu geri getiremez.
Hiçbir satış hedefi, hiçbir performans baskısı ve hiçbir kişisel çıkar; bir bankacının dürüstlüğünden daha değerli değildir.
Çünkü bankacılıkta güven, bilançonun görünmeyen ama en değerli aktifidir.
İyi bankacı sadece doğru kredi veren değil; doğruyu, kimse bakmıyorken de yapabilen kişidir.