Hakan Aran görevinden ayrılıyor.
İş Bankası Genel Müdürlüğü koltuğunu bırakıp, yine İş Bankası Grubu’nun stratejik şirketlerinden Şişecam’ın başına geçiyor.
Ama ben bugün Hakan Aran’ın hangi tarihte doğduğunu, hangi okuldan mezun olduğunu ya da İş Bankası’nda hangi görevlerde bulunduğunu yazmayacağım.
Bunları isteyen herkes birkaç dakikada bulabilir.
Ben başka bir şeyi anlatmak istiyorum:
Hakan Aran nasıl bir genel müdürdü?
Bunun cevabını vermek için de en doğru adres, bence onunla yıllarca birlikte çalışan insanlardır.
Hakan Aran denildiğinde yalnızca İş Bankası’nın yaklaşık 20 bin çalışanının değil, bankacılık sektörünün de aklına aynı kelimeler gelecektir:
İnsan.
Çünkü Hakan Aran, makamının arkasına saklanan yöneticilerden olmadı.
Çalışanının ne düşündüğünü önemseyen, özlük haklarının iyileştirilmesi için çaba gösteren, çalışanıyla arasına makam duvarı koymayan bir genel müdür oldu.
Belki de onu farklı kılan en önemli özelliği buydu.
Genel müdürlük yaptı ama genel müdür olduğunu hiç unutmadan insan kalmayı başardı.
Bir de dürüstlüğü vardı.
Doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi.
Herkesin aynı şeyi düşündüğü ortamlarda bile farklı bir görüşü varsa bunu açıkça ifade ederdi.
Bu özellik, özellikle bankacılık gibi hata yapma lüksünün çok düşük olduğu bir sektörde kolay değildir.
Ama Hakan Aran bunu yaptı.
Hem de yıllarca.
İş Bankası gibi Türkiye’nin en köklü kurumlarından birinin genel müdürlüğünü yapmak elbette sadece iyi insan olmakla açıklanamaz.
O koltuk ciddi bir yönetim, finans, teknoloji ve strateji bilgisi gerektirir.
Hakan Aran da İş Bankası’nın teknoloji ve dijitalleşme başta olmak üzere birçok alandaki dönüşümünde önemli bir rol üstlendi.
Ancak yıllar sonra onun dönemini anlatırken yalnızca bilanço rakamları konuşulmayacak.
Bence asıl konuşulacak şey, insanlara nasıl davrandığı olacak.
Çünkü makamlar geçicidir.
Genel müdürlükler biter.
Koltuklar değişir.
Bugün İş Bankası, yarın Şişecam…
Ama insanların sizin hakkınızda ne düşündüğü kolay kolay değişmez.
Hakan Aran’ın şimdi Şişecam’da yeni bir dönemi başlıyor.
Bu da onun İş Bankası’na veda ettiği anlamına geliyor.
Ama İş Bankası’ndaki izinin silineceği anlamına gelmiyor.
Tam tersine…
Bundan yıllar sonra birileri çıkıp:
“Hakan Aran kimdi?”
diye sorduğunda, sanırım en güzel cevap şu olacak:
“İş Bankası’nın genel müdürüydü. Ama önce insandı.”
Bence bir yöneticinin arkasında bırakabileceği en değerli unvan da budur.
İyi genel müdür olmak önemlidir.
İyi insan olarak hatırlanmak ise çok daha değerlidir.






