Bankaların yeni para makinesi: Faiz değil, komisyon

Türkiye’de bankacılık sektörünün gelir yapısında dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor. Faiz marjlarının daraldığı dönemde ücret ve komisyon gelirlerinin bilanço içindeki ağırlığı hızla arttı.

Katılım Bankacılığı

Banka ATM

Türkiye’de bankacılık sektörünün kâr yapısında son yıllarda önemli bir değişim ortaya çıktı. Bankaların geleneksel olarak en önemli gelir kalemlerinden biri olan faiz marjı daralırken, ücret ve komisyon gelirlerinin bilanço büyüklüğüne oranı belirgin biçimde yükseldi.

Ekonomist Elif Karaçimen’in 13 Ağustos 2026 tarihinde Katman Portal’da yayımlanan “Türkiye’de Bankacılık Kârlılığının Değişen Bileşimi” başlıklı analizinde, 2003-2025 dönemine ilişkin BDDK verileri üzerinden bankacılık sektörünün gelir yapısındaki bu değişim incelendi.

Faiz marjı yüzde 6,8’den yüzde 3,2’ye geriledi

Analize göre mevduat bankalarında net faiz marjı 2022 yılında yüzde 6,8 seviyesine kadar çıktı. Ancak izleyen dönemde hızlı bir gerileme yaşandı ve net faiz marjı 2024 yılında yaklaşık yüzde 3,2 seviyesine indi.

2025 yılında ise net faiz marjı yeniden yaklaşık yüzde 4,2 seviyesine yükseldi.

Buna karşılık ücret ve komisyon gelirlerinin ortalama aktife oranı aynı dönemde ters yönde hareket etti. 2021 yılında yaklaşık yüzde 1 olan net ücret ve komisyon gelirlerinin ortalama aktife oranı, 2023’te yüzde 1,8, 2024’te yüzde 2,5 ve 2025’te yüzde 2,6 seviyesine çıktı.

Böylece ücret ve komisyon gelirlerinin bilanço büyüklüğüne oranı birkaç yıl içinde iki kattan fazla arttı.

Karaçimen, bu gelişmenin yalnızca faiz marjındaki geçici daralmaya karşı alınmış bir önlem olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiyor. Çünkü faiz marjının 2025 yılında toparlanmasına rağmen ücret ve komisyon gelirlerindeki yükseliş devam etti.

Bankaların faiz dışı gelirleri kalıcı hale geliyor

Türkiye Bankalar Birliği’nin Bankalarımız 2025 çalışması da sektörün gelir yapısındaki değişimi gösteriyor.

TBB verilerine göre bankacılık sisteminde 2025 yılında net faiz geliri 1 trilyon 628,8 milyar TL, net ücret ve komisyon gelirleri ise 889 milyar TL oldu. 2024 yılında bu rakamlar sırasıyla 924,8 milyar TL ve 596,1 milyar TL düzeyindeydi.

Bu rakamlar, bankaların toplam gelir yapısında ücret ve komisyon kaleminin artık göz ardı edilemeyecek büyüklüğe ulaştığını ortaya koyuyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Ücret ve komisyon gelirlerindeki artış yalnızca kredi kullandırılırken alınan ücretlerden oluşmuyor.

Para transferi, kart ve ödeme sistemleri öne çıkıyor

Karaçimen’in analizinde BDDK verilerindeki ücret ve komisyon gelirleri iki ana grupta ele alınıyor: kredilerden alınan ücret ve komisyonlar ile bankacılık hizmet gelirleri.

Son yıllardaki yükselişin önemli bölümünün bankacılık hizmet gelirlerinden kaynaklandığı belirtiliyor. Bu kategori; kart, POS, para transferleri, hesap ve ödeme sistemleri gibi çok sayıda bankacılık hizmetini kapsıyor. Ancak mevcut BDDK verileri, toplam artış içerisinde bu kalemlerin her birinin payını ayrı ayrı göstermiyor.

Dolayısıyla ücret ve komisyon gelirlerindeki yükselişin ne kadarının doğrudan hanehalkından, ne kadarının küçük ve orta ölçekli işletmelerden veya büyük şirketlerden kaynaklandığını mevcut bilanço verileriyle kesin biçimde ortaya koymak mümkün değil.

Ticari kredilerde faiz makası ciddi biçimde sıkıştı

Bankaların faiz gelirleri açısından yaşanan dönüşümün arkasında, özellikle 2021-2023 dönemindeki kredi ve mevduat politikalarının önemli etkisi bulunuyor.

Karaçimen’in TCMB EVDS verilerinden yaptığı hesaplamalara göre ticari kredi ile TL mevduat arasındaki gösterge faiz farkı 2022’nin sonlarında hızla daraldı. 2023 yılının ilk yarısında negatif bölgeye geçen makas, Haziran 2023’te yaklaşık eksi 12 puana kadar geriledi.

TCMB’nin resmi verileri de kredi ve mevduat faizleri arasındaki farkın dönemsel olarak ciddi şekilde değiştiğini ortaya koyuyor. Merkez Bankası, kredi ve mevduat faiz oranlarını EVDS üzerinden ağırlıklı ortalama olarak yayımlıyor.

TCMB’nin Mayıs 2026 tarihli Finansal İstikrar Raporu’nda da Mart 2026 itibarıyla stok TL kredi faizinin yüzde 48,9, stok TL mevduat faizinin ise yüzde 45,0 olduğu belirtildi. Vadesiz mevduat dahil edildiğinde stok TL mevduat maliyetinin yüzde 37,6 seviyesine gerilediği ifade edildi.

Bankalar kâr modelini yeniden kuruyor

Analizin dikkat çektiği temel nokta ise bankaların değişen faiz ve kredi politikalarına pasif biçimde maruz kalmadığı.

Faiz üzerinden kâr elde etme alanının daraldığı dönemlerde bankalar gelir kaynaklarını yeniden yapılandırdı. Ücret ve komisyon gelirlerindeki artış da bu dönüşümün en görünür sonuçlarından biri oldu.

Bu açıdan bakıldığında bankacılık sektörünün gelir modeli yalnızca “mevduattan düşük faizle para toplayıp krediyi daha yüksek faizle kullandırmak” üzerine kurulu değil.

Bankaların müşterilerinin para transferleri, kart kullanımı, POS işlemleri, ödeme sistemleri ve diğer finansal hizmetleri de giderek daha önemli bir gelir alanına dönüşüyor.

2001 sonrası dönemle benzerlik var ama aynı değil

Karaçimen’in analizinde bugünkü dönüşüm, 2001 krizi sonrasındaki bankacılık sektörüyle de karşılaştırılıyor.

2001 krizinin ardından kamu borçlanmasının bankalara sağladığı yüksek ve görece düşük riskli getiriler azalırken, büyük şirketlerin uluslararası piyasalardan borçlanma imkânlarının genişlemesi bankaların yeni kâr alanlarına yönelmesine neden olmuştu.

Bu dönemde bankalar özellikle tüketici kredileri ve hanehalkı gelirlerine daha fazla yöneldi.

2021 sonrasında ise farklı bir mekanizma ortaya çıktı. Kredi faizlerinin, kredi miktarlarının ve mevduat kompozisyonunun çeşitli idari araçlarla yönlendirilmesi bankaların faiz üzerinden fiyatlama alanını daralttı. Bankalar da buna karşı gelir yapılarını çeşitlendirdi.

TCMB verileri de dönüşümün sürdüğünü gösteriyor

2026 yılında faiz makasları yeniden değişmiş olsa da bankaların kredi ve mevduat fiyatlaması üzerindeki baskılar devam ediyor.

TCMB’nin 17 Temmuz 2026 haftasına ilişkin verilerine göre TL mevduat faizi yüzde 46,7, TL ticari kredi faizi ise yüzde 48,9 seviyesindeydi. Aynı dönemde ihtiyaç kredisi faiz oranı yüzde 65,0 olarak gerçekleşti.

Bu veriler, özellikle ticari kredi tarafında kredi ve mevduat faizleri arasındaki farkın önceki dönemlere kıyasla yeniden açıldığını gösterirken, bankaların faiz dışı gelirlerinin de önemini koruduğunu ortaya koyuyor.

Sonuç olarak Türkiye’de bankacılık sektörünün kâr modeli değişiyor. Faiz gelirleri hâlâ bankaların temel gelir kaynaklarından biri olmayı sürdürürken, ücret ve komisyon gelirleri artık tamamlayıcı bir kalem olmaktan çıkıp bankaların kârlılık yapısında çok daha belirgin bir yer tutuyor.

Karaçimen’in analizinin dikkat çektiği temel sonuç ise şu: Bankalar yalnızca kredi verdiklerinde değil, müşterilerin para transferi yaptığı, kart kullandığı, ödeme gerçekleştirdiği ve finansal sistem içerisindeki gündelik işlemlerini yürüttüğü sırada da gelir elde ediyor.

Kaynak: Elif Karaçimen, “Türkiye’de Bankacılık Kârlılığının Değişen Bileşimi”, Katman Portal, 13 Ağustos 2026. Analizde BDDK Aylık Bülten ve TCMB EVDS verileri kullanılıyor.

Exit mobile version