Bugün Türkiye sermaye piyasalarının gündeminde büyük bir fon soruşturması var. Çok sayıda kişi tutuklandı, fonlar hakkında tedbir ve tasfiye kararları alındı ve soruşturma giderek genişledi.
Ben ise bugün tartışılan bazı işlemlerle ilgili şüphelerimi 20 Ekim 2025 tarihinde SPK’ya bildirmiştim.
CİMER üzerinden yaptığım başvuruda, bazı pay senetlerinde dikkatimi çeken işlemleri, fon hareketlerini, virmanları, nakit transferlerini, yüksek miktarlı emirleri ve bazı kurumlar arasındaki bağlantıları ayrıntılı şekilde anlattım. SPK’dan da bu konuların incelenmesini istedim.
SPK, bana başvurunun kayda alındığını ve gerekli görülmesi hâlinde inceleme yapılacağını bildiren genel bir cevap verdi.
Aradan 11 aydan fazla zaman geçti.
Ve daha birkaç gün önce, başvurumda dikkat çektiğim paylardan biri olan TRHOL ile ilgili SPK tarafından 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu ve iki yıl süreyle işlem yasağı kararı alındı.
Benim sorum şu:
Ben bunları 20 Ekim 2025’te bildirdiğimde neden daha erken harekete geçilmedi?
Sermaye piyasalarında zaman çok önemlidir.
Maç oynanırken penaltı verilir. Maç bittikten, oyuncular sahadan çıktıktan sonra düdük çalıp penaltı vermenin ne anlamı kalır?
Üstelik ben sadece o tarihte başvuru yapmakla da kalmadım. Son 20 günlük süreçte bu iş daha fazla büyümesin, daha fazla insan zarar görmesin diye elimden gelen katkıyı sundum. Bu işin aktörlerine sahip olduğum bilgi birikimini ve tecrübeyi bilfiil aktararak sürece yardımcı olmaya çalıştım. Yine de dinletemedim.
Benim derdim “Ben söylemiştim.” demek değil.
Benim derdim, zamanında yapılan bir bildirimin neden zamanında sonuçlandırılmadığını sorgulamak.
Çünkü sermaye piyasalarında geç gelen müdahale, bazen zararı önlemek yerine sadece zararın ardından işlem yapmak anlamına gelir.
Düzenden beslenenler, düzeni değiştiremezler.
