2026 Temmuz itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 31,75.
TCMB geçen hafta yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nu açıkladı.
2026 yıl sonu enflasyon tahmini:
Yüzde 28.
Peki yılın başında ne deniyordu?
Şubat ayında tahmin aralığı yüzde 15-21’di.
Ara hedef ise yüzde 16’ydı.
Daha yedi ay geçti.
Hedef başka yerde.
Enflasyon başka yerde.
İnsan sormadan edemiyor:
Bu Merkez Bankası neyi tahmin ediyor?
Bir Rakam Deyip Geçmeyin
Merkez Bankası için bu sadece bir tahmin olabilir.
Yüzde 16 dersiniz.
Sonra 26 yaparsınız.
Sonra 28’e çıkarırsınız.
Bir sonraki raporda tekrar değiştirirsiniz.
Ama halk için mesele böyle değil.
Çünkü enflasyon tahmini artık insanların maaşını da etkiliyor.
Artık kamu ücretleri ve asgari ücret tartışmalarında “gerçekleşen enflasyon” yerine “beklenen enflasyon” referans alınıyor.
İşte sorun burada başlıyor.
Yanlış Tahminin Faturasını Kim Ödüyor?
Merkez Bankası düşük enflasyon hedefi açıklıyor.
Ücret artışları da bu düşük enflasyon patikasına göre şekilleniyor.
Sonra ne oluyor?
Enflasyon hedefi aşıyor.
Merkez Bankası tahminini yukarı çekiyor.
Ama vatandaşın maaşı geride kalıyor.
Tahmini yapanın maaşı değişmiyor.
Tahminin faturasını vatandaş ödüyor.
İşçi ödüyor.
Memur ödüyor.
Emekli ödüyor.
Asgari ücretli ödüyor.
Alım gücü düşüyor.
İnsanlar sistematik biçimde fakirleşiyor.
Merkez Bankası Tahmini Sadece Tahmin Değildir
Bir merkez bankasının itibarı burada önemlidir.
Çünkü ağzından çıkan rakam sıradan bir rakam değildir.
Piyasalar ona göre pozisyon alır.
Şirketler ona göre bütçe yapar.
Devlet ona göre program hazırlar.
Ücret politikaları ona göre şekillenir.
O yüzden sürekli şaşan tahminin bedeli vardır.
Ve o bedeli Merkez Bankası yönetimi ödemiyor.
Millet ödüyor.
TÜİK Meselesi de Ortada
Bir de TÜİK tarafı var.
Türkiye’de resmi enflasyon verilerine yönelik güven tartışması yıllardır devam ediyor.
Şimdi buna bir de düşük enflasyon hedefleri ve ücret politikası ekleniyor.
Sonuç ne?
Vatandaşın hissettiği hayat pahalılığı başka.
Maaşına yapılan zam başka.
Merkez Bankası’nın tahmini başka.
Her şey birbirinden kopmuş durumda.
Biraz da Vicdan
Merkez Bankası’nın görevi sadece rapor hazırlamak değildir.
Bir rakam yazıp üç ay sonra değiştirmek değildir.
Bu rakamların arkasında milyonlarca insan var.
Kirasını ödeyen var.
Çocuğunu okutan var.
Market hesabı yapan var.
Emekli maaşıyla geçinmeye çalışan var.
Yanlış ekonomik tercihlerin bedelini sürekli aynı insanlara ödetemezsiniz.
Bugün tartışılması gereken budur.
Bu iş beceriksizlik mi?
Yanlış ekonomi politikası mı?
Yoksa ücretleri baskılamanın bilinçli bir tercihi mi?
Onun cevabını okuyucuya bırakıyorum.
Ama sonuç değişmiyor:
Tahmin değişiyor.
Hedef değişiyor.
Rapor değişiyor.
Milletin kaybettiği alım gücü geri gelmiyor.
Sevgiyle kalın.
Sosyal medya hesaplarım:
Instagram: @turkeracikgoz
Twitter (X): @Turkeracikgoz
Linkedin: https://www.linkedin.com/in/turkeracikgoz/
E-Mail: [email protected]






