Kızılbük’te PR zamanı: Gazeteciler ağırlandı, geçmiş unutuldu mu?

Yıllarca çevre, ÇED ve ruhsat tartışmalarıyla gündemden düşmeyen Kızılbük GYO, bu kez gazetecileri üç gün ağırlayarak yeni bir imaj inşa ediyor. Peki geçmiş gerçekten geride mi kaldı?

Remzi Özdemir

Kızılbük’ü Türkiye yıllardır bir turizm tesisi olarak değil, bitmeyen tartışmaların adresi olarak tanıyor.

ÇED davaları…

Ruhsat tartışmaları…

Çevre itirazları…

Belediye kararları…

Mahkeme süreçleri…

Ve bütün bunların gölgesinde yükselen dev bir turizm ve devremülk projesi…

Şimdi ise Kızılbük’te yeni bir dönem başlatılıyor.

Bu kez mahkeme salonları ya da ÇED dosyaları değil, gazeteciler var.

Kızılbük GYO çok sayıda gazeteciyi Marmaris’e götürmüş.

Üç gün boyunca tesislerinde ağırlamış.

Proje gezdirilmiş, tesisler anlatılmış, bölgeye yapılan yatırımlar gösterilmiş.

Ve ardından da peş peşe olumlu haberler gelmeye başlamış.

Doğrusu şirket açısından bakıldığında gayet başarılı bir PR çalışması.

Ama gazeteci açısından bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Kızılbük’ün geçmişi ne olacak?

Çünkü Kızılbük’ün hikâyesi sadece bugün gazetecilere gösterilen lüks tesislerden ibaret değil.

Bu projenin Türkiye gündeminde uzun süre kalmasının nedeni de zaten otelin kaç odalı olduğu veya havuzlarının ne kadar büyük olduğu değildi.

Mesele çok daha büyüktü.

Bir zamanlar manşetlerden düşmüyordu

Hatırlayalım…

2021 yılında proje için “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmişti.

Bu karar yargıya taşındı.

Muğla 3. İdare Mahkemesi 2022 yılında ÇED kararını iptal etti.

Sonrasında yeni ÇED süreci başladı ve 10 Mart 2023 tarihinde proje için “ÇED Olumlu” kararı verildi.

Bu karar da yargıya taşındı.

Yani Kızılbük dosyası bir mahkeme kararıyla bitmedi.

Tam tersine yıllar boyunca farklı başlıklarda devam etti.

Bugün gelinen noktada şirket lehine sonuçlanan önemli yargı kararları var.

Bunu da açıkça söylemek gerekir.

Ancak geçmişte yaşananların üzerini de çizip atamayız.

Çünkü bir projenin bugün mahkemeden olumlu karar alması, dün hakkında açılmış davaların hiç açılmadığı anlamına gelmez.

18 dava

Kızılbük GYO’nun kendi faaliyet raporlarına baktığımızda da bunun sıradan bir tartışma olmadığını görüyoruz.

Şirket 2025 yılı faaliyet raporunda toplam 18 dava bulunduğunu açıklamıştı.

Düşünün…

Bir şirket.

Bir proje.

Ve 18 dava.

Şimdi gazeteciler üç gün boyunca tesiste ağırlanıyor.

Havuzlar gösteriliyor.

Odalar gösteriliyor.

Deniz gösteriliyor.

Restoranlar, sosyal alanlar, tesisler anlatılıyor.

Bunların hepsi güzel.

Ama gazetecinin görevi sadece güzel olanı göstermek değildir.

Gazetecinin görevi, güzel görüntünün arkasındaki hikâyeyi de sormaktır.

Denizin içindeki yapılar meselesi

Üstelik Kızılbük dosyasında bugün bile tartışılabilecek hukuki başlıklar bulunuyor.

Şirketin KAP’a yaptığı 2026 tarihli açıklamaya göre, kumsal alan ve deniz yüzeyindeki ruhsatsız yapılar nedeniyle Marmaris Belediyesi tarafından yıkım kararı ve idari para cezası verilmişti.

Şirket bu karara itiraz etti.

Ancak istinaf başvurusu da reddedildi.

Şimdi gazeteciler Kızılbük’te ağırlanırken bu dosyanın da masada olması gerekmez mi?

Bence kesinlikle gerekir.

Çünkü gazetecilik, şirketin bize göstermek istediği görüntüyü yayınlamak değildir.

Gazetecilik, şirketin göstermek istemediği dosyaya da bakabilmektir.

PR kötü bir şey değil

Şunu özellikle belirteyim:

Bir şirketin PR yapmasına karşı değilim.

Hatta iletişim çağında şirketlerin kendilerini anlatmaları son derece normal.

Şirket gazetecileri davet eder.

Gazeteciler gider.

Tesisleri görür.

Yatırımı inceler.

Yöneticilerle konuşur.

Haberini yapar.

Bunda problem yok.

Problem, eğer varsa, PR ile gazetecilik arasındaki çizginin kaybolmasıdır.

Bir gazeteci üç gün boyunca şirketin konuğu olabilir.

Ama üçüncü günün sonunda hâlâ şirketin anlattıklarını anlatıyorsa, orada gazetecilik açısından bir soru işareti oluşur.

Çünkü gazeteci şirketin konuğu olabilir.

Şirketin sözcüsü olmamalıdır.

Kızılbük’ün yeni imajı

Anlaşılan Kızılbük GYO geçmişteki tartışmalı imajını değiştirmek istiyor.

Bunu yapmak da son derece anlaşılır.

Yıllarca çevre ve hukuk tartışmalarıyla gündeme gelen bir şirket, bugün kendisini turizm, yatırım, istihdam ve ekonomik katkı üzerinden anlatmak isteyebilir.

Hatta bence bunu yapması gerekir.

Fakat yeni imaj yaratmanın en sağlam yolu geçmişi unutturmak değildir.

Tam tersine geçmişle yüzleşmektir.

Şirket çıkıp:

“Evet, hakkımızda şu davalar açıldı.”

“Şu davaları kazandık.”

“Şu davaları kaybettik.”

“Şu konuda mahkeme kararı böyle.”

“Şu konuda hukuki süreç devam ediyor.”

diyebilirse…

İşte o zaman çok daha güçlü bir iletişim ortaya çıkar.

Çünkü kamuoyuna sadece iyi haberleri değil, bütün resmi göstermiş olursunuz.

Gazetecilere de küçük bir hatırlatma

Meslektaşlarıma da bir çift sözüm var.

Kızılbük’e gidin.

Tesisleri gezin.

Denize bakın.

Kahvenizi için.

Şirket yöneticilerini dinleyin.

Ama sonra dosyayı açın.

ÇED kararlarına bakın.

Mahkeme kararlarını okuyun.

Ruhsatları inceleyin.

Belediye kararlarını bulun.

KAP açıklamalarını okuyun.

Sonra haberinizi yazın.

Çünkü gazetecilik sadece “ne gösterildi?” sorusunun cevabı değildir.

Bir de “ne gösterilmedi?” sorusu vardır.

İşte asıl gazetecilik çoğu zaman o ikinci soruda başlar.

Üç günlük ağırlama

Kızılbük GYO’nun gazetecileri üç gün ağırlaması bana ister istemez bir başka şeyi düşündürdü.

Şirket geçmişte kamuoyunda oluşan imajını değiştirmek için ciddi bir iletişim hamlesi yapıyor.

Ve görünen o ki ilk sonuçlarını da alıyor.

Peş peşe olumlu haberler…

Güzel fotoğraflar…

Tesis haberleri…

Turizm vurgusu…

Ekonomik katkı…

Hepsi olabilir.

Ama Kızılbük’ün geçmişi bunların arasında kaybolmamalı.

Çünkü Kızılbük sadece bugün gördüğümüz tesisten ibaret değil.

Kızılbük aynı zamanda Türkiye’de imar, çevre, turizm yatırımı ve kamu yararı tartışmalarının sembol dosyalarından biri haline gelmiş bir proje.

Bugün şirket lehine verilmiş mahkeme kararlarını da yazalım.

Ama geçmişte şirket aleyhine verilmiş kararları da yazalım.

Şirketin kazandığı davaları da yazalım.

Kaybettiği davaları da…

Çünkü gerçek PR, geçmişi silmek değildir.

Geçmişi anlatabilecek kadar kendine güvenmektir.

Kızılbük GYO gerçekten yeni bir sayfa açmak istiyorsa, gazetecilere sadece tesislerini değil, dosyalarını da açmalı.

Gazeteciler de sadece denize değil, mahkeme kararlarına bakmalı.

Çünkü Türkiye’de bazen en güzel manzaranın arkasında, okunması gereken en kalın dosya durur.

Exit mobile version