Banka çalışanı olmak başka, bankacı olmak başka
Her bankada çalışan bankacı değildir.
Banka çalışanı, kendisine verilen işi yapar.
Bankacı ise yaptığı işin sonucunu düşünür.
Banka çalışanı prosedürü bilir.
Bankacı, prosedürün neden var olduğunu bilir.
Banka çalışanı müşterinin talebini yerine getirmeye odaklanır.
Bankacı müşterinin talebinin doğru olup olmadığını sorgular.
Banka çalışanı “Bu kredi verilebilir mi?” diye sorar.
Bankacı, “Bu kredi geri ödenebilir mi?” diye sorar.
Banka çalışanı bugünkü hedefini düşünür.
Bankacı, verdiği kararın üç yıl sonraki sonucunu düşünür.
Banka çalışanı için kredi bir işlem olabilir.
Bankacı için kredi, kurumun bilançosuna bırakılmış bir risktir.
Ve belki de en önemlisi:
Banka çalışanı “hayır” demekten çekinebilir.
Bankacı gerektiğinde “hayır” diyebilmelidir.
Çünkü bankacılıkta müşteriyi memnun etmek her zaman doğru bankacılık değildir.
Bazen müşteriye verilen en değerli hizmet,
almaması gereken krediyi vermemektir.
Benim için bankacılık bir meslekten önce bir sorumluluk anlayışıdır.
Çünkü bankacının imzasının arkasında sadece bir işlem değil;
müşterinin geleceği, bankanın bilançosu ve emanet edilen para vardır.
İşte bu nedenle:
Banka çalışanı olmak bir görevdir.
Bankacı olmak ise bir duruştur.

