30 liradan 3 bin 500 liraya: ODINE’de ne oldu, Pusula’nın ayarı neden bozuldu?

30 liradan halka arz edilen ODINE’nin 3 bin 500 liraya yükselip 800 liraya gerilemesiyle Pusula Portföy’deki milyarlarca adetlik hareket dikkat çekti. Cengiz Avcı’nın pozisyonunun bir günde sıfırlanması soru işaretlerini büyüttü.

ODINE

Bazen borsada yaşananları anlamak için grafiklere değil, rakamların birbirini takip ettiği tarihlere bakmak gerekir.

ODINE Teknoloji’de de bugün tam olarak böyle bir tablo var.

Şirket 13-15 Mart 2024 tarihlerinde 30 liradan halka arz edildi. Sonrasında hisse öyle bir yükseliş yaşadı ki 3 bin 500 lira seviyelerini gördü.

Bir başka ifadeyle, halka arzdan hisse alan yatırımcının karşısına yaklaşık 100 katlık bir fiyat farkı çıktı.

Elbette borsada bir hissenin yükselmesi tek başına suç değildir. Bir şirketin piyasa değeri artabilir, yatırımcı gelecekte çok daha yüksek kâr bekleyebilir. Bunların hepsi mümkündür.

Ama burada benim dikkatimi çeken başka bir şey var.

Bir şirketin hissesi 30 liradan halka arz ediliyor, yıllar içerisinde 3 bin 500 liraya kadar çıkıyor ve şirketin ana ortakları bu olağanüstü yükseliş karşısında kayda değer bir satış yapmıyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Ana ortaklar şirketlerinin değerini gerçekten nerede görüyordu?

Çünkü 30 liradan halka sattığınız bir hisse 3 bin 500 liraya gelmişse, elinizdeki payın değeri olağanüstü biçimde artmış demektir.

Normal bir yatırımcı böyle bir durumda en azından bir miktar kâr realizasyonu yapmayı düşünebilir.

Ama burada esas mesele bu da değil.

ODINE hikâyesinin asıl dikkat çekici tarafı, hisse fiyatındaki olağanüstü yükseliş ile bazı fon hareketlerinin zamanlamasında ortaya çıkıyor.

Pusula Portföy’ün ODINE’deki pozisyonu da bu nedenle ayrıca incelenmeli.

KAP kayıtlarına göre Pusula fonlarının ODINE’deki payı 2026 yılında önemli ölçüde yükseldi. Nisan ayında yapılan alımlarla fonların toplam ODINE payı yüzde 5’in üzerine çıktı. Mayıs ayında ise milyonlarca lotluk net alımla toplam pay yaklaşık yüzde 10,47 seviyesine taşındı.

Yani ortada artık küçük bir yatırım değil, dikkatle izlenmesi gereken büyüklükte bir fon pozisyonu vardı.

Tam burada ikinci perde açılıyor.

ODINE geçen ay 3 bin 500 liraları gördükten sonra sert biçimde gerilemeye başladı.

Fon piyasasında yeni düzenlemelerin devreye girmesiyle birlikte ODINE’de taban serileri yaşandı ve fiyat 800 lira civarına kadar indi.

İşte tam bu noktada MKK verileri çok daha ilginç bir tabloyu ortaya koyuyor.

10 Eylül 2026 tarihli verilere göre Cengiz Avcı’nın Pusula Portföy Hisse Senedi Fonu’ndaki, yani PHE’deki katılma payları bir günde sıfırlandı.

Bir önceki iş gününde Avcı’nın adına görünen PHE katılma payı sayısı tam 1 milyar 285 milyon 214 bin 632 adetti.

Bu rakam fonun tedavüldeki katılma paylarının yüzde 37,65’ine denk geliyordu.

Ertesi gün?

Sıfır.

1 milyar 285 milyon adetlik pozisyon bir anda ortadan kalkıyor.

Üstelik aynı gün PHE fonunun toplam tedavüldeki katılma paylarında da çok büyük bir daralma yaşanıyor.

3 milyar 413 milyon 613 bin 673 adet olan tedavüldeki katılma payı sayısı, 1 milyar 904 milyon 148 bin 286 adede geriliyor.

Yaklaşık 1,51 milyar adetlik, başka bir ifadeyle yaklaşık yüzde 44’lük bir küçülme.

Şimdi soruyorum:

Burada tam olarak ne oldu?

Bu hareketlerin tamamı mevzuata uygun olabilir.

Bir fon yatırımcısı parasını çekebilir. Fon küçülebilir. Büyük yatırımcı katılma paylarını satabilir. Bunların hiçbiri tek başına olağan dışı veya suç teşkil eden bir durum değildir.

Ama gazetecinin görevi de tam burada başlar.

Rakamları yan yana koyup soruyu sormaktır.

Çünkü karşımızda yalnızca bir fonun küçülmesi yok.

Bir tarafta 30 liradan halka arz edilen ve 3 bin 500 liraya kadar çıkan ODINE var.

Diğer tarafta ODINE’deki pozisyonu ciddi biçimde büyüyen Pusula fonları var.

Sonra ODINE’de sert düşüş başlıyor.

Ardından fon piyasasında düzenlemeler geliyor.

Ve hemen sonrasında PHE’de milyarlarca adetlik katılma payı hareketi ortaya çıkıyor.

Üstelik PHE’deki bu pozisyonun yüzde 37,65’i tek bir isim üzerinde görünüyor: Cengiz Avcı.

Sonra 10 Eylül’de bu pozisyon sıfırlanıyor.

Bütün bunlar tesadüf de olabilir.

Ama eğer tesadüfse, bunun kamuoyuna anlatılması gerekir.

Çünkü sermaye piyasasında güven, yalnızca işlemlerin hukuka uygun yapılmasıyla oluşmaz. İşlemlerin nasıl gerçekleştiğinin, hangi zamanlamayla yapıldığının ve yatırımcıların neden böyle büyük pozisyon değişikliklerine gittiğinin de anlaşılabilir olması gerekir.

Daha da önemlisi şu:

Bir fonun yüzde 37,65’ine denk gelen katılma payı neden bir günde sıfırlanır?

Bu payların karşılığında hangi işlem gerçekleşti?

Fonun portföyünde aynı gün hangi değişiklikler oldu?

Fonun likiditesi nasıl yönetildi?

ODINE pozisyonunun bu süreçteki büyüklüğü neydi?

Ve en önemlisi, bu işlemlerin birbirleriyle herhangi bir bağlantısı var mıydı?

Bunlar SPK’nın bakması gereken sorular.

Çünkü burada yalnızca bir hisse senedinin düşüp çıkmasından söz etmiyoruz.

Burada halka arzdan başlayan, olağanüstü bir fiyat yükselişi yaşayan bir hisse ile büyük bir portföy yönetim şirketinin fonlarındaki milyarlarca adetlik hareket aynı hikâyenin içinde karşımıza çıkıyor.

Tam da bu nedenle “Pusula’nın ayarı nasıl bozuldu?” sorusunu sormak gerekiyor.

Üstelik zamanlama daha da dikkat çekici.

9 Eylül’de Tera Grubu, Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerdeki payların devralınması için görüşmelere başlandığını KAP’a açıkladı. 10 Eylül’de ise tarafların işlemin temel ticari ve finansal şartlarında mutabakata vardığı duyuruldu. Ancak işlemin tamamlanması için SPK, BDDK ve Rekabet Kurumu dahil gerekli izinlerin alınması gerekiyor. Henüz kapanmış bir satıştan söz etmiyoruz.

Yani Pusula cephesinde şirket satışına ilişkin çok önemli bir süreç yaşanırken, aynı günlerde fon tarafında da dikkat çekici hareketler gerçekleşiyor.

Şimdi bir de kamuoyunda dolaşan başka bir iddia var.

Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Yarız’ın yurtdışına çıktığı, hakkında yakalama kararı bulunduğu ve malvarlığı ile hesaplarına tedbir konulduğu ileri sürülüyor. Bu iddialar bugün bazı yayın organlarında yer aldı. Ancak bunların tamamının resmi makamlar tarafından doğrulanmasını beklemek gerekiyor.

Ben burada kimseyi suçlamıyorum.

Tam tersine, suçlama yapılmadan önce sorulması gereken soruları soruyorum.

Çünkü borsa yatırımcısı bu soruların cevabını bilmek zorunda.

SPK da bilmek zorunda.

Pusula yönetimi de kamuoyuna açıklamak zorunda.

Cengiz Avcı da isterse bu hareketlerin arkasındaki gerekçeyi anlatabilir.

Çünkü mesele artık “ODINE neden düştü?” meselesi olmaktan çıktı.

Mesele şu:

30 liradan halka arz edilen bir hisse nasıl 3 bin 500 liraya çıktı?

Bu yükseliş sırasında kimler ne kadar pozisyon aldı?

Fonların ODINE pozisyonları hangi tarihlerde büyüdü?

Hisse çökerken kimler pozisyon azalttı?

PHE’deki 1 milyar 285 milyon adetlik Cengiz Avcı pozisyonu neden bir günde sıfırlandı?

Ve bütün bunlar olurken Pusula Portföy’de neler yaşandı?

Bu soruların cevabı verilirse ortadaki sis dağılır.

Verilmezse, borsadaki küçük yatırımcının kafasındaki soru işaretleri daha da büyür.

Sermaye piyasalarının en büyük ihtiyacı da zaten budur:

Güven.

Güven kaybolduğunda sadece bir hisse senedi düşmez.

Bütün piyasaya olan inanç zarar görür.

Ve o zaman mesele ODINE olmaktan çıkar.

Mesele, borsada kimin ne bildiği ve küçük yatırımcının ne zaman öğrendiği sorusuna dönüşür.

Exit mobile version