Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borlease Otomotiv AŞ’nin halka arz sürecine ilişkin yaptığı incelemeyi sonuçlandırdı. Kurul, halka arz fiyatının belirlenmesinde kullanılan varsayımların gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin raporlama yükümlülüklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle şirket ve 7 kişi hakkında toplam 2 milyon 996 bin 438 TL idari para cezası uygulanmasına karar verdi.
SPK kararında, halka arz fiyatının belirlenmesine esas alınan varsayımların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve gerçekleşmemişse bunun nedenlerinin değerlendirilmesi amacıyla hazırlanması gereken raporların mevzuata uygun şekilde hazırlanmadığı veya kamuya açıklanmadığı belirtildi.
Halka arz fiyatına esas alınan varsayımlar açıklanmadı
SPK’nın kararında söz konusu uygulamaların, Pay Tebliği’nin ilgili maddesinde düzenlenen yükümlülüklere aykırılık oluşturduğu tespitine yer verildi.
Kurul, Borlease Otomotiv’e 739 bin 534,41 TL idari para cezası verirken, aynı tutardaki cezayı Azmi Yalçın ve Sarper Volkan Özten hakkında da uyguladı.
Özgür Cem Hancan, Müge Çetin, Fehmi Sertdemir, Murat Timur ve Murat Şahin’in her birine ise 155 bin 567 TL idari para cezası kesildi. Böylece şirket ve 7 kişi hakkında uygulanan toplam ceza tutarı 2 milyon 996 bin 438,23 TL’ye ulaştı.
SPK kararında özellikle halka arz sonrasında, halka arz fiyatının belirlenmesinde kullanılan varsayımların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yatırımcıların görebileceği şekilde ortaya konulmasının önemine dikkat çekildi.
Ceza şirkete rücu edilecek mi?
Kurul, Borlease Otomotiv’e verilen 739 bin 534,41 TL tutarındaki idari para cezası konusunda da şirketin ilk genel kurulunda karar alınmasını istedi.
Buna göre, söz konusu idari para cezasının fiilde sorumluluğu bulunan yönetim kurulu üyesine rücu edilip edilmeyeceği genel kurulda görüşülecek. SPK kararında, sorumlu yönetim kurulu üyesi ile bu üyeyle ilişkili gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu kararın alınacağı genel kurulda oy kullanamayacağı belirtildi.
SPK’nın kararı, halka arz fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan varsayımların yalnızca halka arz aşamasında değil, sonrasında da yatırımcılar açısından takip edilebilir ve denetlenebilir olması gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.