Sermaye piyasalarının en önemli kurumu olan Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) öyle bir yönetim anlayışı var ki insan sormadan edemiyor: Türkiye’de sermaye piyasalarını denetleyecek yetişmiş uzman mı kalmadı, yoksa sorumlulukları tek elde toplamak mı daha kolay geliyor?
Piyasa Gözetim Dairesi Başkanlığı ile Denetleme Dairesi Başkanlığı aynı kişiye emanet edilmiş durumda. Üstelik mesele, birbirine benzeyen iki birimin aynı yönetici tarafından idare edilmesi değil. Görev alanları, çalışma biçimleri ve odaklandıkları konular birbirinden farklı iki kritik daireden söz ediyoruz.
Bir tarafta piyasa bozucu eylemlerin gözetimi ve denetimi var. Diğer tarafta ise sermaye piyasası mevzuatına aykırı diğer fiillerin denetimi bulunuyor. Yani piyasanın sağlıklı işleyişini korumak, şüpheli hareketleri izlemek ve diğer sermaye piyasası suçlarını incelemek gibi son derece hassas sorumluluklar söz konusu.
Böylesine kritik görevlerin tek bir başkanın omuzlarına yüklenmesi, kurumsal yönetim açısından izaha muhtaç bir tercihtir.
İki ayrı görev, tek başkan: Bunun adı verimlilik mi?
Kuşkusuz ilgili daire başkanının kıdemli ve yetenekli bir SPK uzmanı olması, bu tartışmanın dışında tutulmamalı. Buradaki eleştiri bir kişinin mesleki yeterliliğine değil, iki farklı uzmanlık alanının tek bir yönetim makamında birleştirilmesine yöneliktir.
Bir yöneticinin yetenekli olması, aynı anda iki ayrı dairenin bütün sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirebileceği anlamına gelmez. Çünkü mesele yalnızca imza atmak, toplantıya katılmak ya da birimlerin günlük işleyişini takip etmek değildir. Mesele, denetimin niteliği, kaynakların doğru kullanılması, önceliklerin belirlenmesi ve kritik dosyalara yeterli zaman ayrılmasıdır.
Piyasa Gözetim Dairesi’nin önüne gelen bir dosyayla Denetleme Dairesi’nin yürüttüğü incelemenin aynı yöntemlerle ele alınacağını kim iddia edebilir? Birinde piyasa hareketlerinin gözetimi ve olası bozucu eylemler öne çıkarken diğerinde farklı sermaye piyasası suçlarına ilişkin denetim faaliyetleri yürütülüyor. Bu iki alanın her birinin başlı başına yönetsel dikkat ve uzmanlık gerektirdiği açık.
O halde soralım: İki ayrı dairenin yönetimini tek kişide birleştirmenin kurumsal gerekçesi nedir? İş yükü nasıl hesaplanmıştır? Denetimlerin zamanında ve etkin biçimde yürütülmesi için hangi mekanizmalar kurulmuştur? Kamuoyunun bu sorulara yanıt beklemesi son derece doğaldır.
Üstelik sermaye piyasalarında güvenin ne kadar hassas olduğunu yeniden hatırlatan gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, denetim mekanizmasının organizasyonu sıradan bir idari ayrıntı olarak görülemez. Denetimin yalnızca yapılması değil, zamanında, yeterli kaynakla ve etkin biçimde yapılması gerekir.
SPK’da uzman mı yok, yoksa sorumluluk mu tek elde toplanıyor?
Asıl dikkat çekici nokta ise SPK bünyesinde bu görevleri üstlenebilecek yetişmiş uzmanların bulunduğuna ilişkin değerlendirmedir. Kurumun kendi kadrolarında deneyimli personel varken iki ayrı dairenin başkanlığını tek kişide birleştirmek hangi zorunluluktan kaynaklanıyor?
Elbette kurumun personel yapısı, mevcut iş yükü ve görevlendirme gerekçeleri açıklanmadan bu tercihin arkasındaki nedenler hakkında kesin hüküm verilemez. Ancak tam da bu nedenle SPK yönetiminin kamuoyunu aydınlatması gerekir.
Kurumsal yönetim, bir kişinin üzerine mümkün olduğunca çok görev yüklemek değildir. Doğru insanı doğru göreve getirmek, sorumlulukları açık biçimde tanımlamak ve denetim mekanizmasını kişilere bağımlı olmaktan çıkarmaktır.
Hele söz konusu olan, yatırımcının parasını, piyasa düzenini ve sermaye piyasalarına duyulan güveni ilgilendiren bir kurumsa…
SPK’nın asli görevi yalnızca mevzuatı uygulamak değil, piyasa düzeninin korunmasını sağlayacak güçlü ve işleyen bir denetim yapısı kurmaktır. Bunun yolu da kritik görevleri tek bir makamda toplamak yerine, her birimin sorumluluğunu açıkça belirlemekten ve yönetsel kapasitesini güçlendirmekten geçer.
SPK yönetimi şu soruya açık bir yanıt vermeli: Birbirinden farklı iki kritik dairenin başkanlığını tek kişiye vermeyi zorunlu kılan neydi?
Eğer ortada geçici bir görevlendirme varsa bunun süresi ve gerekçesi açıklanmalı. Kalıcı bir yönetim tercihi söz konusuysa bunun kurumsal faydası ortaya konulmalı. Ve kurum bünyesinde bu görevleri üstlenebilecek uzmanlar varsa, neden iki ayrı başkanlık yapısının korunmadığı izah edilmeli.
Çünkü sermaye piyasalarında güven, yalnızca kuralların varlığıyla değil, o kuralları uygulayan kurumların ne kadar güçlü ve bağımsız bir denetim kapasitesine sahip olduğuyla oluşur.
Denetimde etkinlik istiyorsanız, sorumlulukları da doğru dağıtacaksınız. İki ayrı daireyi tek başkana bağlamak bir yönetim tercihi olabilir; ancak bunun doğru bir tercih olduğunu söylemek için gerekçe gerekir. SPK gibi piyasanın güvenliğinden sorumlu bir kurumda, bu gerekçenin açıklanması lüks değil, zorunluluktur.
Etiketler: SPK, Sermaye Piyasaları, Piyasa Denetimi