Dolar kurunda kritik soru: Türkiye’de devalüasyon olur mu?Olursa Ne Zaman Olur?

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ceyhun Elgin, Türkiye’de kurun enflasyonun gerisinde kalmasının sürdürülebilirliğine dikkat çekerek devalüasyon tartışmasının merkezine Türk lirasına duyulan güveni koydu.

Türkiye’de devalüasyon tartışması, yüksek enflasyona karşın döviz kurunun daha yavaş yükselmesiyle yeniden gündeme geldi. Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ceyhun Elgin, Katman Portal’da yayımlanan “Devalüasyon Olur mu? Olursa Ne Zaman Olur?” başlıklı yazısında, asıl sorunun kurun ne zaman yükseleceğinden çok mevcut tablonun ne kadar sürdürülebileceği olduğunu belirtti.

Elgin’e göre Türkiye’de döviz kuru yalnızca finansal bir gösterge değil, aynı zamanda hanehalkının tasarruf tercihlerini, şirketlerin maliyet hesaplarını ve toplumun Türk lirasına duyduğu güveni etkileyen temel bir unsur. Bu nedenle devalüasyon tartışmasının yalnızca doların gelecekteki seviyesine odaklanması, sorunun bütününü açıklamaya yetmiyor.

TÜRK LİRASI REEL OLARAK DEĞER KAZANIYOR

Elgin’in yazısında yer verdiği verilere göre, TÜİK tarafından açıklanan Nisan 2026 enflasyonu aylık yüzde 4,18, yıllık yüzde 32,37 oldu. Aynı dönemde doların Türk lirası karşısındaki aylık ortalama artışı yüzde 1,31, euronun artışı ise yüzde 2,20 düzeyinde kaldı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksi de Nisan 2026’da 106,30 seviyesine yükseldi. Elgin, bu verilerin Türk lirasının son yıllarda reel olarak değer kazandığını gösterdiğini belirtiyor.

Ancak yazıda, Türk lirasının tarihsel olarak aşırı değerli olduğu sonucuna doğrudan ulaşmanın doğru olmayacağına da dikkat çekiliyor. Elgin’e göre değerlendirme, hangi dönemin başlangıç alındığına göre değişiyor. Asıl mesele, 2022 ve 2023 yıllarındaki düşük seviyelerden sonra yaşanan reel değerlenmenin, yüksek enflasyon ortamında sürdürülebilir olup olmadığı.

Kurun enflasyonun gerisinde kalması, kısa vadede enflasyonla mücadeleye katkı sağlayabiliyor. Buna karşılık iç piyasadaki ücret, kira, enerji ve finansman maliyetleri yükselirken döviz gelirlerinin aynı hızda artmaması, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatabiliyor. Türkiye’nin yabancı turistler açısından pahalılaşması ve ithalatın görece cazip hale gelmesi de bu sürecin sonuçları arasında yer alıyor.

DEVALÜASYONUN ZAMANI DEĞİL, KOŞULLARI BELİRLEYİCİ

Elgin, devalüasyonun ne zaman gerçekleşeceğine ilişkin kesin bir tarih vermek yerine, olası bir kur düzeltmesinin hangi koşullarda gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.

Yazıda, enflasyonun kalıcı biçimde düşmesi, beklentilerin iyileşmesi, rezerv pozisyonunun güçlenmesi, dış finansman kanallarının açık kalması ve ekonomi yönetimine duyulan güvenin artmasının kurdaki kontrollü seyrin devamını destekleyebileceği belirtiliyor.

Buna karşılık enflasyonun hedeflerden sapmaya devam etmesi, rezervler üzerindeki baskının artması, dış finansman koşullarının bozulması ve siyasi risk algısının yükselmesi durumunda kurda düzeltme ihtimalinin artabileceği ifade ediliyor.

Elgin’in aktardığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Mayıs 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,57, 12 ay sonrası beklentisi ise 54,69 olarak açıklanmıştı. Elgin, bu beklentilerin kurda ani bir kopuşun temel senaryo olarak fiyatlandığı anlamına gelmediğini, ancak enflasyon ve kur beklentilerindeki yukarı yönlü ayarlamanın sürdüğünü belirtiyor.

Elgin’in değerlendirmesinde temel sorun, döviz kurunun belirli bir seviyede tutulmasından ziyade Türk lirasına duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi. Yazıda, devalüasyon beklentisini ortadan kaldırmanın yolunun kuru sürekli baskılamak değil, enflasyonu düşürmek, para politikasına duyulan güveni artırmak, maliye politikasını dezenflasyonla uyumlu hale getirmek ve kurumların öngörülebilirliğini güçlendirmek olduğu vurgulanıyor.

Mobil sürümden çık