Bankanın Cumhuriyet’in 103. yılı için hazırladığı filmde, bir babanın kızına duyduğu sevgi, onun kendi kararlarını verebilmesi ve kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmesi yönündeki dileği öne çıkıyor. Hikâye, aile içindeki kuşaklar arası bağı Cumhuriyet’in bireylere sunduğu özgürlüklerle ilişkilendiriyor.
Bir fotoğrafla başlayan hikâye, Atatürk’ün açtığı yola uzanıyor
Filmin merkezinde, baba ile kızının geçmişe ait bir fotoğraf üzerinden kurduğu duygusal bağ bulunuyor. Haluk Bilginer’in canlandırdığı baba, fotoğrafa baktığında önce kızının çocukluk hâlini hatırlıyor. Ardından, onun hayatını kendi kararlarıyla şekillendirebilmesini ve bağımsız bir birey olarak yetişmesini ne kadar istediğini anlatıyor.
Hikâyenin asıl kırılma noktası ise babanın düşüncelerini yalnızca kendi arzularıyla sınırlamaması. Kızının özgürce yaşayabilmesini isteyen tek kişinin kendisi olmadığını söyleyen baba, kendisinden çok önce, kızını hiç tanımadığı hâlde onun yolunu açan bir başka kişiye işaret ediyor. Bu kişi, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk.
Böylece film, bir babanın kızına yönelik gelecek dileğini Cumhuriyet’in kuşaklara bıraktığı mirasla birleştiriyor. Kızına fotoğrafı yanında götürmesini söyleyen babanın son sözleri, filmin ana mesajını oluşturuyor: “Yolun açık olsun kızım.”
Cumhuriyet mesajı dijital platformlara da taşınıyor
DenizBank’ın 29 Ekim filmi, Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünde markaların özel gün iletişimleri arasında yer aldı. Bankanın paylaşımında öne çıkan “Yolumuz açık olsun. Cumhuriyetimiz kutlu olsun” mesajı, filmin bireysel özgürlük ve gelecek kuşaklar temasını tamamlıyor.
Filmin dijital yayın stratejisinde Connected TV (CTV) de bulunuyor. Dijital iletişim alanında çalışan Sinan Tan, LinkedIn paylaşımında DigitalsCom ve Adinteraction’ın dentsu Turkey ile birlikte filmi Connected TV üzerinden daha geniş kitlelere ulaştırmak için çalıştığını belirtti. Bu yaklaşım, reklamın yalnızca sosyal medya paylaşımlarıyla sınırlı kalmayıp televizyon ekranlarına benzer izleme deneyimleri sunan dijital platformlarda da izleyiciyle buluşmasını hedefliyor.
Filmin dikkat çeken yanı, Cumhuriyet mesajını tarihsel görüntüler veya doğrudan siyasi bir anlatım yerine gündelik ve tanıdık bir ilişki üzerinden kurması. Bir babanın kızına duyduğu sevgi, onun kendi ayakları üzerinde durmasını istemesi ve geleceğine ilişkin kaygıları, Cumhuriyet’in bireye açtığı alanla ilişkilendiriliyor. Böylece 29 Ekim’in anlamı, geçmişte kazanılmış bir değer olmanın ötesinde, gelecek kuşakların hayatında karşılığı bulunan bir özgürlük fikri üzerinden anlatılıyor.

