Dr. Şebnem Akman Balta
Sevgili okuyucularım,
Ekim ayı denince aklıma Ata’mızın, “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dediği tarihî söz gelir. Çünkü Atatürk’ün ülkenin yönetim şeklini çok önceden planladığını anlıyoruz. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Cumhuriyet ilan edildi. Egemenliğin millete ait olduğu yeni bir yönetim anlayışı tarihimize kazındı.
Ekim ayını özel kılan Cumhuriyetimizin ilanı. Ancak 2026 yılı ekiminde Türk milletinin merak ettiği başka konular da var. Kamuoyunda tartışılan fon skandallarına ilişkin soruşturmalar nasıl sonuçlanacak? İddialar yargı önünde nasıl değerlendirilecek ve ceza alacak birileri olacak mı?
Bir yanda siyasetin, akademik unvanların ve kamu yönetiminin iç içe geçtiği tartışmalar; diğer yanda magazin gündemi yaratan, eşinin işlerinden haberdar olmadığı yönündeki açıklamalarıyla dikkat çeken sanatçılar…
Bir roman yazmayı düşünseniz karakterlerden birini ünlü bir pop sanatçısının eşi hakkında gündeme gelen finansal iddialardan esinlenerek kurgulayabilir miydiniz?
Edebiyatın bile hayal gücünü zorlayabilen birkaç ülkeden birisi bence Türkiye!
Neyse, edebî kurguları bir yana bırakıp hayatın gerçeğine dönelim.
GÜNDEMİ İKTİDAR BELİRLİYOR, MUHALEFET FİGÜRAN MI KALIYOR?
Benim gözlemlerime göre iktidar, siyasi gündemin zamanlamasını yönetmekte etkili olurken muhalefet çoğu zaman bu gündemin peşinden gidiyor.
Muhalefet de iktidarın yönettiği gündemin figüranı oluyor.
Anlık, popülist ve doğruluğu yeterince araştırılmamış bilgilerle siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. Özellikle Yeni Parti topum nezdinde beklenen siyasi etkiyi henüz oluşturamadığı kanaatindeyim. Bana göre muhalefet eline geçen fırsatını yeterince etkili kullanamayan, uzun vadeli strateji yerine gündelik siyasete ağırlık veren bu anlayış nedeni ile yüzde 20 alarak iktidara koalisyon ortağı aramak zorunda kalacak ya da yine muhalefet yapmaya devam edecek. Yüzde 20 ‘yi de bize iyi bir başarı diye satacaklar.
Bir siyasi partinin yalnızca gündemde görünür olması, ülke yönetimine ilişkin güçlü bir alternatif program sunduğu anlamına gelmez.
TREND TOPİC OLMAK, İKTİDARA ALTERNATİF OLMAK DEĞİLDİR!
Özgür Özel’in bazı yerel yöneticilerle yaşadığı kamuoyuna yansıyan tartışmalar, bana göre Yeni Parti’nin halka vermesi gereken temel mesajların önüne geçebiliyor.
Halk ekonomik sorunlarına, eğitime, hukuka ve geleceğine ilişkin çözümler beklerken izlediğimiz tartışmalar kişisel tepkiler üzerinden siyasi tartışmalar oluyor.
Prof. Dr. Ümit Özlale’nin akademik kariyerini bilimsel titizlikle birleştirerek kullanabilseydi fon krizi ile ilgili söylemleri daha dikkat ile takip edilebilirdi. Yeni Parti maalesef eline geçen fırsatları uzun vadeli bir siyasi stratejiye dönüştüremedi.
Gündelik siyasetle ülkenin geleceği planlanabilir mi?
İYİ PARTİ, ZAFER PARTİSİ VE ANAHTAR PARTİ: SAĞ SİYASETTE DOĞRU YOL OLUR MU?
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Zafer Partisi ve Anahtar Parti’ye yaptığı birleşme çağrısını dikkate değer buluyorum.
Sağ siyasette yeni bir Doğru Yol Partisi veya Anavatan Partisi benzeri yapılanma mı gündeme geliyor?
Siyasi partilerin birleşmesi elbette yalnızca liderlerin bir araya gelmesiyle gerçekleşmez. Ortak ilkeler, kadrolar, ekonomik program ve yönetim anlayışı da önemlidir. Özgür Özel’li bir birleşme düşünmemeleri aslında çok şey anlatıyor gibi. Yerel yönetimlerinde yaşanan rezaletler, parti örgütlerindeki liyakatsizlik ve Ak partiye geçen belediye başkanları etkisinin olduğunu düşünüyorum.
Ancak benim asıl merak ettiğim başka bir soru var:
Bu siyasi arayışlar devam ederken Atatürk’ün partisi CHP nasıl bir değişim geçirecek?
CHP’DEKİ ESKİ KADROLARLA YENİ SİYASET OLUR MU?
Ara başlıkta bile ironi oldu Yeni bir siyaset CHP’nin eski kadroları…Belki her şey burada başlıyor değişim…
Büyüklerimizin güzel bir sözü vardır:
Denenmiş denenmez!
CHP’de gömlek değişimi mi gerekiyor, yoksa gömleği taşıyacak yeni bir lider mi?
Zamanın ruhu değişiyor. Dünyada genç kuşakların siyasetten beklentileri de değişiyor. Sırbistan siyaseti gençlerle baştan yazıyor, takipteyim. Avrupa özellikle Fransa sanayi devriminden sonra yeniden sahada duvarları zorluyor. Seçim stratejileriyle uzun yıllardır Türk siyasetinde belirleyici bir aktör olan Erdoğan karşısında, muhalefetin yalnızca eleştiri değil, kalıcı ekonomi politikaları ve uygulanabilir bir yönetim programı ortaya koyması gerektiğini düşünüyorum. Ülkesini benim gibi çok seven birçok insan zamana uygun siyasi dönüşüm, yeni dünya vizyonu ve ahlaki çürümeyi sonlandıracak bir değişimi görmek istiyor. Peki bu değişim hangi partide?
Özgür Özel ve ekibinin YENİ partisi mi yoksa Butlan Lideri Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP’si mi yorumunuzu duyar gibi oluyorum; zaten yumurta tavuk ilişkisi.
Doğru soru bazen çözümü de yanında getirir? Soru soran yönetimi ele geçirir o zaman bizde millet olarak soruyu soralım; Atatürk’ün kurduğu partiyi geleceğe taşıyacak YENİ bir CHP anlayışı nasıl oluşturulabilir?
Siyasi kulislerde yeni ittifaklar, birleşmeler ve liderlik arayışları konuşulurken asıl mesele belki de budur.
Kalın sağlıcakla…
