Türkiye’de konut piyasasında uzun süredir devam eden durgunlukta yeni bir dönem yaşanıyor. Yüksek konut fiyatları, finansmana erişim güçlüğü ve ekonomik koşullar nedeniyle ev almak isteyenlerin öncelikleri değişiyor. Artık alıcılar yalnızca evin fiyatını değil, ellerindeki birikimin ne kadarını koruyabildiklerini de hesaplıyor.
Gazete Oksijen yazarı Kıvanç Önder, 29 Ekim 2026 tarihli yazısında konut piyasasındaki bu değişime dikkat çekti. Önder’e göre, konut fiyatlarının enflasyon karşısında gerilemesi bile artık alıcıyı harekete geçirmeye yetmiyor. Çünkü alıcının satın alma gücü, konut fiyatlarından daha hızlı aşınıyor.
Konut fiyatları geriliyor ama alıcının parası daha hızlı eriyor
Önder’in değerlendirmesine göre, 2021 yılının sonunda kişi başına düşen birikimle yaklaşık 6,5 metrekare konut satın almak mümkündü. Aradan geçen dönemde konut fiyatları 30 aydan uzun süredir enflasyonun gerisinde kalarak reel anlamda ucuzladı.
Ancak bu yıl konut piyasasında farklı bir tablo ortaya çıktı. Konut fiyatlarındaki reel gerilemeye rağmen, potansiyel alıcıların birikimleri daha hızlı değer kaybetti. Böylece evlerin fiyatı düşse bile alıcıların konut satın alma gücü aynı ölçüde artmadı.
Bu durum, konut piyasasında alıcı ve satıcı arasındaki beklenti farkını da büyütüyor.
Satıcı eski fiyatı bekliyor, alıcı eski birikimine ulaşamıyor
Kıvanç Önder’in yazısında dikkat çektiği en önemli noktalardan biri de alıcı ile satıcının farklı ekonomik dönemlerin koşullarıyla hareket etmesi.
Satıcılar konutlarını geçmiş yıllardaki servet ve fiyat algısıyla değerlendirmeye devam ederken, alıcılar bugünün daralmış bütçesiyle masaya oturuyor. Önder bu durumu, alıcının 2019’un, satıcının ise 2021’in cüzdanıyla hareket etmesi şeklinde özetliyor.
Ortaya çıkan tablo, konut piyasasında yalnızca fiyatların değil, satın alma gücünün de belirleyici olduğunu gösteriyor. Konutun reel olarak ucuzlaması, alıcının ev sahibi olmasını kolaylaştırmaya yetmiyor.
Kaynak: Gazete Oksijen, Kıvanç Önder, 29 Ekim 2026. Serveti eriyen alıcı evi rafa kaldırdı.

