• Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar
12 Haziran 2026 Cuma
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
  • Bankacılık
  • Borsa
  • Döviz
  • Kripto
  • Altın
  • Eko Dünya
  • Sigorta
  • Şirket Haberleri
  • Yazarlar
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editöryal Politikalar ve Şeffaflık
  • Yazarlar
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
Ana Sayfa Ekonomi Eko Dünya

Korona vergileri Hazine’ye derman olacak mı?

- editor
Mayıs 31, 2020
- Eko Dünya, Yazarlar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

AlakalıHaberler

Hazine’nin İç Borçlanmasında En Büyük Alacaklı: Bankacılık Kesimi

Avrupa’yı pandemi krizinde küresel krizin zehirli borç mirası vurdu

Rusya ve Arjantin, Servetin Peşine Düştü

Korona salgınında insanlar üç gerçekten kaçamadı: Vergi, borç ve virüs. Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, korona vergilerinin gerçekten vergi gelirlerini arttırıp arttırmadığını araştırdı.
Korona salgınında da görüyoruz ki, insanoğlu yaşadığı sürece üç gerçekten kaçamıyor: vergi, borç ve virüs.
1980’li yıllarda ABD Başkanı R. Reagan’ın ekonomi danışmanı olan Nobelli iktisatçı Arthur Laffer’e göre, ekonomik büyümenin sağlanması ve ekonomide rekabetçi yapının güçlenmesi için vergi indirimlerine gidilmelidir.
Çünkü vergiler tüketim, yatırım, tasarruf ve emek arzı üzerinde saptırıcı etkiler yarattığından, vergi oranlarındaki artış, vergi gelirlerini beklenen oranda arttırmaz.
Vergi oranları artışı ile vergi geliri artışı arasında doğru orantı olmayacağını öngören pek çok faktör vardır. Bunlardan birkaçı şöyle:
Vergiyi hissetme aşaması: Mükellefler, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesine engel olarak vergiden kaçınma yolunu seçerler ve sonuçta vergi gelirleri düşer. Örneğin potansiyel vergi mükellefi, vergilendirilen bir malı satın almayarak maddi anlamda intibak gerçekleştirebilir (ikame etkisi). Ya da vergi yükünün ağırlaştırılması öngörülen mallardan “stok” yaparak zaman anlamında intibaka gidebilir. Veya işletmeler kuruluş yerlerini değiştirip vergi cennetlerine giderek yerel anlamda intibak yolunu seçebilir.
Vergiyi ödeme aşaması: Mükellefler, vergiyi doğuran olayın ortaya çıkmasına engel olamadığında, vergiyi yansıtma yolunu seçerler ve vergi, kanun koyucunun işaret ettiği mükelleften değil, başkasından alınır.
Verginin yerleşme aşaması: Mükellefler, satın alma gücü azalarak vergisel ödevini yerine getirir ve devlet vergi gelirine kavuşur.
Vergi kaçırma. Mükellefler, yasalara aykırı bir şekilde kasten vergi yükünden kurtulmaya yönelik eylemlerde bulunur ve sonuçta vergi geliri düşer.
A. Laffer’e göre her toplumun bir vergi optimumu vardır. Laffer eğrisini gösteren grafikteki “t” noktası, toplumun optimum vergi oranıdır. Bu orandan itibaren vergi oranını arttırmak vergi gelirini arttırmayacak, aksine azaltacaktır.Fakat tüm bu faktörlerin varlığı, devletlerin en temel vergi gelirlerinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Vergi ve kamu harcamaları, özellikle olağanüstü dönemlerde gelir elde etme, konjonktürel istikrarı temin etme ve ekonomik hayatı düzenleme amacıyla kullanılır.
Türkiye’de Mart ayından bu yana COVID-19 pandemisine karşı alınan sosyal izolasyon önlemleri sonucunda işletmeler, hem talep ve arz şoku ile karşı karşıya kaldı, biriken borçlarının yanında ekonomik gücü azaldı hem de vergisel yükümlülüklerini yerine getirme süreleri yaklaştı. O nedenle devletten vergisel kolaylık ve fedakârlık yönünde beklenti içine girdi. Beklentilere kısmî de olsa, cevap kısa sürede geldi[1]. Ancak ardından vergisel kolaylıklar yön değiştirdi.
Çünkü COVID-19 pandemisine yönelik yapılan sağlık harcamaları ve ekonomik hayatın desteklenmesi için açılan paketler, bütçe açığını tetikleyici özelliğe sahipti. Genişletici maliye politikası uygulamaları, özellikle bütçeden cari transferlerin payını arttırırken, süre ertelemelerini içeren vergisel kolaylıklar, düşen iş hacmi ve işsizlik nedenleriyle azalan vergi gelirleri, hedeflenenin altında kaldı. Üstelik IMF’nin son raporunda Türkiye’nin 2020 yılı bütçe açığının %7,5 olacağı tahmin edilmiş durumda. Bu tahmine bir de IMF’nin Türkiye ekonomisinin 2020’de %5 küçüleceği beklentisini de ekleyelim.
Mali disiplinin en önemli göstergesi olan bütçe açığından taviz verilmek istenmemesi, vergi geliri artışının hedeflenmesi, tüketim, yatırım, üretim kararlarına yön vermede vergilerin kullanılması, bu alandaki düzenlemeler açısından son aylarda yoğunluğa yol açtı. Özellikle vergi oranlarının artışını içeren iki düzenleme dikkat çekici:
Ek Gümrük Vergisi: 19 Mayıs tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararıyla 800’e yakın ithal ürüne %2 – %30 arasında değişen oranlarda ek gümrük vergisi getirildi.
Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi: Yetkili kuruluşlarla yapılan genel olarak döviz, ek olarak da altın alım-satımında uygulanan B.S.M.V.’nin oranı, %0,2’den %1’e yükseltildi.
Ek gümrük vergisi düzenlemeleri, 18 Nisan, 21 Nisan ve 11 Mayıs tarihlerinde de yapılmıştı. Fakat bu sonuncusu, en kapsamlısı oldu.
Bu vergiyle inşaat, demir-çelik, otomotiv sanayini doğrudan etkileyen ithal mallar, salgın döneminde daha çok talep edilen hijyenik ürünler, sokağa çıkma yasağı altındaki gençlerin çokça tercih ettiği oyunlar, uzaktan çalışma döneminde ofis hayatının ayrılmaz parçaları olan ithal teknolojik aletler, bilgisayarlar v.s. artık daha pahalı hale geldi.
İkamesi olmayan ve talebin fiyat esnekliği düşük, kısaca daha çok talep edilen mallara bir anlamda zam geldi. Ekonominin sürükleyici sektörlerinin üretimde kullanacakları ithal girdilerin fiyatları da, bu ek vergi ile yükselmiş oldu.
Ek gümrük vergisinde, hem verginin kapsamı genişlediği hem de oranı yükseldiği için görülmektedir ki verginin fiskal amacı ön planda. Ancak ithal girdinin vergili fiyat artışının nihai ürün fiyatına yansıyarak enflasyonist eğilimi şiddetlendirmesi olası.
İthal ürünlere gelen bu ek verginin bir yandan döviz kurundaki oynaklıklar, diğer yandan COVID-19 pandemisinin yarattığı talep ve arz şoku nedeniyle yaşanan gelir kaybı ortamında hayata geçmesi, ithal ürünlere olan talebi daha da azaltabilir. Üretimin ithalata bağlı yapısı nedeniyle de, özellikle 2020’nin ikinci çeyreğinde beklenen ekonomik daralmayı şiddetlendirebilir.
B.S.M.V.’de ise oran artışı 5 kat olarak gerçekleşti. Bu hızlı oran artışının ardında da verginin fiskal amacını izlemek mümkün. Bankadan 100 $ alacak birinin ödeyeceği 1 $’lık B.S.M.V. örneğinde olduğu gibi, toplamda 12 milyar TL’lik bir vergi hasılatı bekleniyor. Bu tutar, 2020 yılı için hedeflenen vergi gelirinin sadece %1,5’i.
B.S.M.V. oran artışında, ekonomide dolarizasyonun yüksek olduğu bu dönemde TL’ye olan güveni tazeleme amacı gözlemleniyor.
Bazı kesimlerin gelir kaybı, bazılarının yüksek kârlar elde ettiği pandemi döneminde, B.S.M.V’nin konusu ve oranındaki genişleme, tasarruf ve yatırımların yöneleceği araçların (döviz, altın) ve bu araçların temin edileceği kanalların (?tezgahaltı?) seçimi üzerinde doğrudan etkili olacak.
Kısaca Ek Gümrük Vergisi ve B.S.M.V. oranlarındaki artışların tüketim, üretim ve yatırım kararlarını değiştirici, saptırıcı etkileri olacaktır. Bu vergilerden beklenen vergi gelirine ulaşmak için, yukarıda sıralanan tüm bu şartların değerlendirilmesi gerekir.
Laffer eğrisi üzerinde optimum vergi oranının ne olacağı, vergi gelirinin hangi vergi oranından itibaren artmayıp, azalacağı Ek Gümrük Vergisi ve B.S.M.V. örnekleriyle sınanmış olacak.
Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ

YAZININ ORJİNALİ İÇİN TIKLAYIN!

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar
Etiketler: Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz
Paylaş133Tweet83GönderGönder

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar
Önceki Haber

Otomotivde yan sanayi krizi

Sonraki Haber

Albayrak: Ekonomide tarih yazıyoruz!

editor

İlgili Gönderiler

Eko Dünya

Meta’dan Türkiye’deki KOBİ’lere yapay zeka hamlesi: 1000 işletmeye ücretsiz dönüşüm desteği

Haziran 12, 2026
Eko Dünya

Telefon Hattı Almak Zorlaşıyor: BTK Yönetmeliği Değişti

Haziran 11, 2026
Bankacılık

Bankacılıkta Büyük Utanç! Bankaların Kar Masasında Bankacı Yokmuş!

Haziran 9, 2026 - Güncelleme Tarihi: Haziran 10, 2026
Bankacılık

Bankacının Maaşı Masada mı, Patronlar Çoktan Anlaştı mı?

Haziran 8, 2026
İş Bankası’na Vurmak!
Bankacılık

Avrupa’nın En Güçlü 10 Banka Markası Arasında Bir Türk Bankası Var

Haziran 7, 2026
Metin Yüksel
Borsa

SPK’dan “Fiili Dolaşım” Hamlesi: Endeks Mühendisliğine Fren mi Geliyor?

Haziran 7, 2026

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım yapılması uygun sonuçlar doğurmayabilir.

İnternet sitemizi geliştirmek, etkili ve güvenli hale getirmek, sizin için daha kullanışlı olmasını sağlamak amacıyla çerezler (cookie) kullanıyoruz. Daha  ayrıntılı bilgilere “Çerez Politikası” sayfamızdan ulaşabilirsiniz.



  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

paramedya.com - ParaMedya Yayıncılık ve Reklam Hizmetleri Ticaret Ltd.Şti.

Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editöryal Politikalar ve Şeffaflık
  • Yazarlar

paramedya.com - ParaMedya Yayıncılık ve Reklam Hizmetleri Ticaret Ltd.Şti.

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Ziyaret edin Çerez Politikası.