Akademisyen Ümit Akçay, Evrensel’de yayımlanan köşe yazısında, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın son dönemde geniş yankı uyandıran ekonomi programı değerlendirmelerini analiz etti. Akçay, Aran’ın açıklamalarını mevcut ekonomi yönetiminin uyguladığı programın sınırlarını ortaya koyan “önemli bir çıkış” olarak nitelendirdi.
Akçay’a göre eleştirinin dikkat çekici yönü, bu kez muhalefet ya da sendikalardan değil, doğrudan bankacılık sektörünün üst düzey bir isminden gelmesi. Bu durum, ekonomi programına yönelik memnuniyetsizliğin sermaye kesimi içinde de görünür hale geldiğine işaret ediyor.
Yazıda Türkiye ekonomisinin son 25 yılı üç ana program üzerinden değerlendirildi: 2001 sonrası uygulanan Derviş programı, düşük faiz ve rekabetçi kura dayalı Nebati programı ve halen yürürlükte olan Şimşek programı. Akçay, bu üç yaklaşımın farklı araçlar kullanmasına rağmen ortak bir eksikliği paylaştığını vurguladı: üretim yapısını dönüştürecek bir kalkınma stratejisinin olmaması.
Akçay’a göre mevcut ekonomi yönetiminin programı, yüksek faiz, sıkı para politikası ve iç talebin baskılanması yoluyla enflasyonu düşürmeyi hedefliyor. Ancak bu yaklaşım, ekonomiyi yeniden dış kaynak girişlerine bağımlı hale getiriyor ve yapısal sorunları çözmüyor.
Hakan Aran’ın açıklamalarının özellikle KOBİ’ler ve reel sektör üzerindeki baskıya dikkat çektiğini belirten Akçay, yüksek faiz ve daralan kredi koşullarının üretim kesimini zorladığını ifade etti. Buna karşılık büyük sermaye gruplarının mevcut politikadan daha az etkilendiği ve hatta bazı avantajlar elde ettiği değerlendirmesi yapıldı.
Akçay ayrıca küresel gelişmelerin — enerji fiyatları, jeopolitik riskler ve dış şoklar — ekonomi programının başarısını doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Bu durumun, mevcut modelin en zayıf noktalarından biri olduğunu vurguladı.
Yazının sonuç bölümünde ise temel sorunun yalnızca enflasyonun düşürülmesi olmadığı ifade edildi. Akçay, programın sonunda nasıl bir ekonomik yapı ortaya çıkacağına dair net bir yol haritası bulunmadığını belirterek şu tespiti yaptı: Türkiye ya düşük büyüme ve yüksek maliyet sarmalına girecek ya da program bir noktada krizle sonlanacak.
Akçay’a göre Aran’ın çıkışı, yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda mevcut ekonomi politikalarına dair “sermaye içi mutabakatın çatladığını” gösteren önemli bir işaret.






