Borsa İstanbul’da son dönemde dikkat çeken sermaye artırımı yöntemleri yatırımcıların tepkisini çekmeye başladı. Şirketlerin önce yüksek oranlı bedelsiz sermaye artırımı yapıp, hemen ardından bedelli sermaye artırımına gitmesi “küçük yatırımcıdan daha fazla para toplama yöntemi” eleştirilerine neden oluyor.
Bu tartışmanın son adresi ALVES oldu. Şirket, yaklaşık 4 ay önce yüzde 900 oranında bedelsiz sermaye artırımı gerçekleştirerek pay sayısını 1,35 milyar adede çıkardı. Şimdi ise yüzde 200 oranında bedelli sermaye artırımı kararı aldı.
İşin dikkat çeken kısmı ise matematikte ortaya çıkıyor.
Eğer şirket yüzde 900 bedelsiz artırımı yapmadan doğrudan yüzde 200 bedelli sermaye artırımına gitseydi, kasasına yaklaşık 270 milyon TL girecekti. Ancak bedelsiz sonrası şişen sermaye üzerinden yapılan aynı oranlı yüzde 200 bedelli artırımla bu rakam yaklaşık 2,7 milyar TL seviyesine çıkıyor.
Başka bir ifadeyle, oran aynı kalmasına rağmen bedelsiz artırımla büyütülen sermaye tabanı sayesinde şirketin toplayacağı kaynak yaklaşık 10 kat artmış oldu.
Piyasada bu yönteme yönelik eleştiriler giderek yükseliyor. Yatırımcılar, bedelsiz sermaye artırımlarının çoğu zaman “şirket büyüyor” algısı yarattığını, hemen ardından gelen yüksek oranlı bedelli artırımların ise küçük ortağın cebine yeni yük bindirdiğini savunuyor.
Özellikle halka arzdan kısa süre sonra yapılan bu işlemler, bazı şirketlerin topladığı kaynağın halka arz gelirlerinin bile üzerine çıkmasına neden oluyor.
Şimdi gözler Sermaye Piyasası Kurulu cephesine çevrildi. SPK’nın bu tür peş peşe gelen “bedelsiz ardından bedelli” modeline nasıl yaklaşacağı ve yeni düzenleme gelip gelmeyeceği merak konusu oldu.
Piyasada birçok yatırımcı ise aynı soruyu soruyor:
“Gerçek ihtiyaç mı, yoksa sermaye artırımı üzerinden yeni bir finansman oyunu mu?”






