Türkiye’de vergi sistemi uzun süredir gelir yönlü değil, harcama yönlü çalışıyor. Diğer bir ifadeyle, devlet gelir vergisini etkin ve adil şekilde toplayamayınca, bu eksikliği KDV, ÖTV, BSMV, harçlar ve benzeri dolaylı vergilerle kapatmaya çalışıyor.
Tablo net: Türkiye’de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 65’i aşarken, bu oran OECD ortalamasında yüzde 32 ve AB ortalamasında yüzde 28 civarındadır.
Bu adaletsiz yapı, hem gelir dağılımı bozukluğunu derinleştiriyor hem de kayıt dışı ekonomiyle mücadeleyi zorlaştırıyor.
MASAK’ın yeni düzenlemesiyle finansal sistemde yapılan bazı işlemlere beyan ve belge zorunluluğu geliyor. Şöyle ki, 200 bin TL ile 2 milyon TL arasındaki işlemlerde ‘işlem amacı beyanı yükümlülüğü’, 2 milyon TL ile 20 milyon TL arasındaki işlemlerde ‘nakit işlem beyan formu’ zorunluluğu ve 20 milyon TL üzerindeki işlemlerde beyana ek olarak ‘işlemi destekleyen belge sunma’ yükümlülüğü getirildi. Bu düzenleme 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girecek. Yani 200 bin TL’nin üzerindeki banka işlemlerinde, artık “neden yaptın?” sorusunu geçiştirmek mümkün olmayacak.
Peki, bu değişikliğin arka planında neler var?
Vergi Kaçağını Harcama Yönlü İzleme Stratejisi
Bu yeni düzenleme, gelir beyanı yerine harcama takibi üzerinden vergi kaçağını azaltma amacını taşıyor. Türkiye’de “nereden buldun” yasası fiilen yürürlükte değil; bireyin servetindeki olağandışı artışı izah zorunluluğu yok. Gelir beyanları da düşük; beyana dayalı vergi sisteminde açık şekilde “gönüllülük” sorunu var.
Bu nedenle yeni düzenlemeyle harcama anının izlenilerek otoriteye şu soruyu sordurmak mümkün oluyor: “Bu harcamayı yapacak kadar gelirin yoksa bu parayı nereden buldun?”
Ancak bunu doğrudan sormak yerine dolaylı yollarla takip edilmesi amaçlanmış.
MASAK bu düzenlemeyle gelir vergisi toplayamayan sistemin, harcama üzerinden kaçak takibi yapmasına yardımcı olacak.
Kara Paraya Karşı İzleme Stratejisi: Paravanlar, Bahis, Kayıt Dışı Bordro
MASAK’ın esas hedefi yalnızca vergi değil, aynı zamanda esas kuruluş amacını da oluşturan kara para ile mücadele. Bu düzenleme hiç şüphesiz ki düzenli olarak işlem yapan ancak bu paranın kaynağını belgeleyemeyen kişileri tespit etmek adına kritik öneme sahip. Bu çerçevede şu alanlara odaklanıldığı anlaşılıyor: Kasa gibi kullanılan şahıslar (paravan hesaplar), yasa dışı bahis trafiği, izinsiz sermaye piyasası faaliyetleri ve kayıt dışı bordro ödemeleri (elden maaş).
Çünkü bu tarz işlemlerde harcamayı yapan kişiyle gelirin sahibi farklı olabilir. Yeni sistem bu tür örtülü ilişkileri çözmeyi hedefliyor.
Peki, Yasal Altyapı Ne Diyor?
MASAK yükümlülüğü 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a dayanıyor. Bu kanunun 5. ve 6. maddeleri, yükümlülük altındaki kurumları (bankalar, finansal kuruluşlar, kripto platformları vb.) müşteriyi tanıma ve şüpheli işlemi bildirme sorumluluğu altına sokuyor. Yeni düzenleme de bu çerçevede hazırlandı.
Ancak, bu düzenlemenin yapısal bir problemi de var: Türkiye’de bireylerin toplam servet beyanı, varlık bildirimi, gelir ile harcama karşılaştırması gibi modern kamu maliyesi araçları yok. Devlet kimin ne kadar geliri olduğunu bilmiyor.
İşte bu nedenle kayıt dışı mücadelede gelire odaklanılamıyor ve geriye tek seçenek olan harcamaya odaklanmak kalıyor.
Kısacası, MASAK tarafından getirilen bu düzenleme tek başına yeterli değil. Çünkü harcama tespit edilebilir ama kaynağının yasal olup olmadığı tartışmalıdır. Ayrıca harcamayı yapan kişi, gerçek mükellef olmayabilir. Dolayıyla bu düzenleme, etkin denetim ve çapraz kontrol olmadan sadece bürokratik yük oluşturan bir hale dönüşebilir.
Sonuç olarak unutmamak lazım: Sadece harcama takip edilerek gelir adaleti temin edilemez!
MASAK’ın yeni düzenlemesi hiç şüphesiz ki mevcut konjonktürde yerindedir. Olası risklerin önceden tespiti imkânı sağlar. Ancak vergi sisteminin temel sorunu olan gelir ve servet adaletsizliği, yalnızca harcama takibiyle çözülemez.
Servet beyanı zorunluluğunun net şekilde uygulanması, gelir ile harcama arasında denge kurabilecek bir “nereden buldun” rejiminin oluşturulması ve etkin dijital denetim altyapısının tesisi ESASTIR.
Kısacası MASAK’ın düzenlemesi bir başlangıçtır, ama tek başına asla çözüm değildir.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN






