Bu yazıdaki başlık ilk kez kullanılmıyor. Eylül 2008’de Journal of Economic Issues dergisinde Gilles Grolleau, Tarik Lakhal ve Naoufel Mzoughi tarafından aynı adlı (An Introduction to the Economics of Fake Degrees) bir makale yayımlanmıştı. Bu başlık, ekonomi biliminin hayatın pek çok boyutunu anlamlandırmak ve daha iyi kararlar alabilmek için çok etkili düşünsel araçlar sunduğunu kanıtlayan bir başka örnek.
Ekonomi bilimi yalnızca TCMB’nin faiz kararı, hayat pahalılığı, kurların gidişatı, piyasaların durumu ve büyüme gibi konulardan ibaret değildir; aynı zamanda insan davranışlarını, kurumların işleyişini ve toplumların tercihlerini analiz etmek için de hayati öneme sahiptir. Ancak konumuz ekonomi biliminin faydaları değil. Bugünlerde Türkiye sahte diploma skandalı ile çalkalanıyor.
Ağustos ayı başından beri diploma sahtekârlığı ile ilgili haberler bizleri hayretler içinde bırakıyor. Ancak sahte diploma endüstrisi neredeyse küresel bir sorun ve bu sorunun ciddiyetini en iyi özetleyen sözlerden biri İngiliz gazeteci Audrey Gillan’a (2004) ait: “Sahte bir diploma, bir fare tıklaması ve bir çek uzaklığında.” Sahte diploma üretiminin Amerikan İç Savaşı dönemine kadar uzanan bir tarihi var. O zamandan bu yana sahte diploma endüstrisi büyüyerek devletlerin, hükümetlerin, medyanın ve üniversitelerin yakından ilgilendiği bir konu haline geldi.
Türkiye’de ise konu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, onun en büyük rakibi Ekrem İmamoğlu ve eski MİT Başkanı, şimdiki Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı da içine alan iddialarla gündemde önemli bir yer tutuyor.
Sahte diplomalar ekonomiye zarar veriyor
Çoğu kişi diplomaya, yalnızca bir okulu veya programı tamamladığını gösteren bir belge olmasının ötesinde büyük değer atfeder. Çünkü diploma, aylarca veya yıllarca sarf edilen emeğin karşılığını, ülkenin insan kaynağına ve verimliliğine eklenen artı değeri, çalışanın kazanacağına dair inancı ve bunun getirdiği adalet duygusunu temsil eder.
Diploma, aynı zamanda bir kişinin belirli işleri yapabilmek için gerekli liyakate sahip olduğunun garantisidir. Eğer bu belgelerin arka planında bilgi, beceri ve yetenekler yoksa, sorun yalnızca ahlaki değil; aynı zamanda ekonomik bir tehdittir.
Bu tehditlerin ilki, kamu kaynaklarının verimsiz şekilde kullanılmasıdır. Sahte diploma ile kamuda işe giren kişiler devletten maaş, sosyal güvenlik, lojman, terfi gibi olanaklar elde eder. Devlet gelirleri liyakatsiz kişilere akıtılmış olur.
Örneğin, 2017 yılında diploması olduğu halde öğretmenlik yapamayan binlerce kişi varken, Konya’da bir kişinin 20 yıldır öğretmenlik ve hatta bir yıl da yöneticilik yaptığı ortaya çıkarılmıştı. Yine aynı yıl, 2013–2016 yılları arasında sahte diploma ibraz ederek göreve başlayan 153 öğretmen meslekten ihraç edilmiş ve haklarında suç duyurusunda bulunulmuştu. Devlet, bu kişilere aylarca, hatta yıllarca ödeme yaparak zarara uğramıştı. Üstelik bu zarar çift yönlüdür; aynı zamanda nitelikli 153 adayın dışarıda kalması anlamına da gelir.
İnsan kaynağının kalitesi ve kalkınma
Geçmişte kalkınma iktisadı tartışmalarında sıkça dile getirilen bir örnek vardı: Almanya ve Japonya, II. Dünya Savaşı’nı kaybetmiş, ağır kayıplara uğramış ve savaş tazminatları ödemişlerdi. Buna rağmen, savaş bittikten birkaç on yıl içinde hızla büyümüş, kalkınmış ve dünyanın önde gelen ekonomileri arasına girmişlerdi. Bunun en önemli nedeni olarak bu ülkelerin insan kaynağının kalitesi gösterilirdi.
Gerçekten, iyi yetişmiş insan kaynağı bir ekonomi için en hayati faktördür. O ülkenin refah seviyesini yukarı çekecek bilgi, beceri ve yeteneklerle donanmış olmak çok önemlidir. Bu nitelikler ise sistemli, bilinçli, sürekli ve yoğun çalışmalarla elde edilir. Sahte diplomalı bir öğretmen öğrencilerine, sahte diplomalı bir mühendis inşaat projelerine, sahte diplomalı bir daire başkanı ise aldığı yanlış kararlarla kamu kaynaklarına zarar verir. Bu zarar, uzun vadede dev bir ekonomik kara deliğe dönüşebilir.
Eğitim sisteminin güvenilirliği ve adalet algısı
Türkiye’nin genç nüfusunun önemli bir bölümü yurt dışında okumak ya da çalışmak istiyor. Bugün yurt dışında okuyan, yurt dışında veya yurt dışındaki işveren için çalışan pek çok vatandaşımız var. Diploma skandalları, Türk öğrencilerin yurt dışındaki üniversiteler tarafından kabulünü zorlaştırabilir.
Öte yandan, sahte diploma olayları, uluslararası işverenlerin özellikle IT, tıp ve mühendislik gibi alanlarda Türk vatandaşlarını işe alma konusunda tereddüt yaşamalarına yol açabilir.
Diploma skandalı, adalet algısının zayıflamasına da neden olur. Eskiden de vardı ama son yıllarda torpille, sahtekârlıkla, parayla öne geçenlerin çoğalması, gerçekten okuyan, emek veren ve sürekli sınav maratonu yaşayan gençlerde adalet duygusunu zedeliyor. “Çalışarak bir yere gelinemeyeceği” algısının yaygınlaşması ise ülke ekonomisinin geleceği açısından en tehlikeli durumlardan biridir.
Sahte diploma: Ekonomik sabotaj aracı
Ekonomi, hayatın her boyutunu etkileyen bir alan olduğu kadar, hayatın her boyutundan da etkilenir. Eğer ortada bir diploma sahtekârlığı varsa, bunun ekonomik bir karşılığının olması kaçınılmazdır. Bugün bu sorun yalnızca ahlaki veya hukuki bir mesele gibi görünse de, yarın bu diploma bir inşaatın çökmesi, bir ameliyatta hastanın kaybedilmesi ya da bir kamu ihalesinde milyarlarca lira zarara yol açılması olarak karşımıza çıkabilir.
Bu nedenle konu, yalnızca YÖK’ün, MEB’in, üniversitelerin veya ilgili diğer kurumların değil; ekonomi yönetiminin de meselesidir. Yanlış insanlara güvenmek ve onlara ciddi sorumluluklar yüklenen görevler vermek, büyük bir ekonomik yıkımın kapısını aralar.