Akbank ikinci çeyrekte yaklaşık %20 özkaynak kârlılığı açıkladı. Tebrikler mi demeliyiz? Hayır. Çünkü yüzde 35’lik enflasyon karşısında bu, reel olarak negatif. Yani hissedarın sermayesi hâlâ eriyor. Enflasyon, kâr rakamını çiğneyip geçmiş.
Üstelik enflasyon muhasebesi uygulanmadığı için görünen 24,8 milyar TL net kâr, aslında “kuyruklu yıldız” gibi: uzaktan parlak, yaklaştığında boşluk…
Sabancı Holding’in konsolide finansalları henüz açıklanmadı. Açıklandığında “gerçek vahamet” daha da netleşecek. O gün geldiğinde sosyal medyada “ikinci perde”yi hep beraber izleriz.
Sunumda faiz indirim döngüsüyle tahvillerden sermaye kazancı beklentisi yazmışlar. Ama ilk 6 ayda FVOCI portföyünde (yani faiz düşerse satıp kâr ederiz diye elde tutulan tahviller) 4,7 milyar TL gerçekleşmemiş zarar var. Demek ki 19 Mart sonrası faiz dayağı buraya da uğramış — hem de tazyikli.
Gelir tablosu ise hikâyeyi şöyle anlatıyor: Net faiz geliri: 36,4 milyar TL ve Net ücret ve komisyon geliri: 48,4 milyar TL.
Yani müşteriden alınan “ayakbastı parası” olmasa nominal kâr bile olmayacak. Ama bunu sunumda “Güçlü ücret ve komisyon gelirleri ana faaliyet gelirini destekliyor” diye yazmışlar. Harika PR örneği: “Cebinizden aldığımız para olmasa biz batardık” cümlesini başarı hikâyesine çevirmek…
Nakit akış tablosu ise finali yapıyor: Nakit tahsil edilen faiz geliri: 276 milyar TL, Nakit ödenen faiz: 277 milyar TL, Nakit ücret ve komisyon tahsilatı: 60,7 milyar TL.
Faiz gelirinden elde var sıfır. Kârın ana kaynağı müşteriden alınan ücret ve komisyonlar.
Ayrıca, dikkatimi çeken şu hususlardan bahsetmem lazım. Beklenen zarar karşılıkları 18,24 milyar TL ile geçen yılın neredeyse iki katı. Kredi risk maliyeti artıyor. Takipteki kredi oranı sektör ortalamasının üzerinde. Kaldıraç oranı düşmüş, yani aktiflerin gelir yaratma kapasitesi zayıflamış. Operasyonel giderler (personel + diğer faaliyet giderleri) 50 milyar TL’yi aşmış. Bu, gelirlerin ciddi bir kısmını yutuyor.
Kısaca, Akbank kâğıt üzerinde kâr açıklıyor ama reel dünyada sermaye eriyor.
Kâr, esas faaliyet marjından değil, müşteri cebine monte edilmiş pos cihazından besleniyor.
Tahvil portföyü faiz şokundan yara almış, kredi riski artıyor, verimlilik geriliyor.
“Pahalı Banka” tahtını kimseye bırakmak istemeyen bu model, müşterinin sırtından kârlılık hikâyesi yazmaya devam ediyor.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN






