Ateş Kuşunun Faiz ve Döviz Kuru Dansı

Enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirmek ve faiz–kur ikilemini bitirmek için yalnızca TCMB’nin çabaları yeterli olmayacak. Maliye politikasının özellikle “harcamalar” tarafının sıkılaştırılması, kamuda tasarruf bilincinin yerleşmesi, yapısal ekonomik ve hukuki reformların hayata geçirilmesi, siyasetin yumuşaması gerekiyor. Tıpkı 2001–2011 arasındaki dönemde olduğu gibi.

Dr. Ayhan Bülent Toptaş

Dr. Ayhan Bülent Toptaş

Türkiye ekonomisi yeniden “faiz–kur ikilemi” gölgesinde. Geçen yılın sonundan itibaren TCMB politika faizlerinde indirim süreci başlamıştı. Ancak bu süreç, Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın tutuklanmasıyla sekteye uğradı. Temmuz 2025’te faiz indirimleri yeniden devreye girdi ve bu adımların devam edeceğine yönelik beklentiler güçlendi. İş dünyasının da faizlerin hızla düşürülmesine dönük talepleri sürüyor.

Faizlerde aşağı yönlü bir trend yaşanırken, döviz kurları tarafında yukarı yönlü beklentiler medyada daha fazla gündeme gelmeye başladı. Bu gelişmeler (muhtemelen biraz da bu yaz geçirdiğimiz yoğun orman yangınlarının da etkisiyle) Prof. Dr. Gülten Kazgan’ın Türkiye ekonomisini 1989–1994 arasında, “kor ateş üzerinde dans eden kuş” metaforuyla tanımlamasını hatırlatıyor. Kuş, iki ayağını birden ateşe basamadığı için ya faiz ayağını kaldırıyor ya da kur ayağını kaldırarak bir nevi dans ediyor.   

Geçen yıl mart ayında yüzde 50’ye yükselen TCMB politika faizi, döviz kurlarının kontrol altında tutulmasında en önemli faktör olmuştu. Yüksek faiz, TL’yi hem yerli hem de yabancı yatırımcı için cazip hale getirdi. Bu sayede TCMB döviz piyasasından alım yapabildi, rezervlerini hızla artırdı ve rezervler rekor seviyelere ulaştı.

Ancak faiz artışları kademeli gerçekleştiği için enflasyonla mücadele süreci uzadı. İki yılı aşkın sıkılaştırmaya rağmen Türkiye halen tek haneli enflasyondan uzak. Bu ortamda 1000 baz puanlık faiz indirimleri konuşuluyor olması, piyasalarda “mücadele yarım kalacak” endişesi yaratıyor. Eğer yatırımcılar, enflasyonun resmi öngörülerde belirtildiği tarihte tek haneye düşeceğine inanmazsa, TL’de kalmak yerine dövize yönelmeleri ve yeniden “dolarizasyon” dalgası yaşanması mümkün.

Seçim yılında tek haneli enflasyon mümkün mü?

TCMB’nin Ağustos 2025 enflasyon raporuna göre enflasyonun:

2025 yıl sonunda %25–29 aralığında,

2026 sonunda %13–19 aralığında olması,

2027 sonunda ise tek haneye inmesi bekleniyor.

Ancak Türkiye’nin son çeyrek asırlık siyasi ve ekonomik deneyimi dikkate alındığında, bu öngörülerin gerçekleşmesi oldukça zor görünüyor. Nitekim tek haneli yıllık enflasyonu 2017 yılında terk ettik.  TCMB’nin projeksiyonlarına göre tek haneli enflasyona dönüşümüz yaklaşık 10 yıl sürmüş olacak. Bu kadar uzun bir süreç, çift haneli enflasyonu “normal” algısına dönüştürür, fiyat–ücret endeksleme alışkanlıklarını güçlendirir ve enflasyonu yapışkan hale getirir. Sonuçta toplumun hem hükümete hem de TCMB’ye güveni zedelenir. Bu koşullar daha sert para ve maliye politikaları gerektirir. Mevcut politikalarla enflasyonu 2027 sonunda ya da Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yapılacağı 2028 yılında tek haneli rakamlarda görebilmek çok zor.

Döviz kurları baskı altında kalabilir

Yıllık enflasyon %30’un üzerinde ve 8 yıldır çift haneli seviyelerde. Bu da “kalıcı yüksek enflasyon” algısını pekiştiriyor. Faiz indirimlerinin devam etmesi halinde reel faizlerin yeniden negatife dönmesi ihtimali, TL’nin cazibesini azaltabilir. Bu da döviz kurları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırır.

Bu noktada TCMB’nin rekor düzeydeki rezervleri kısa vadede önemli bir güvence oluşturuyor. Rezervler ani kur ataklarını engelleyebilir ve piyasaya güçlü bir savunma mesajı verebilir. Ancak “hazıra dağ dayanmaz” misali, rezervler tek başına sürdürülebilir bir çözüm değil. Yakın geçmişteki “128 milyar dolar” tartışması bu duruma iyi bir örnek teşkil ediyor. Eğer faiz indirimleri sürerken, enflasyonun tek haneli rakamlara inmesine yönelik beklentiler zayıflarsa rezerv satışı yalnızca kısa dönemde zaman kazandırır.

Enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirmek ve faiz–kur ikilemini bitirmek için yalnızca TCMB’nin çabaları yeterli olmayacak. Maliye politikasının özellikle “harcamalar” tarafının sıkılaştırılması, kamuda tasarruf bilincinin yerleşmesi, yapısal ekonomik ve hukuki reformların hayata geçirilmesi, siyasetin yumuşaması gerekiyor. Tıpkı 2001–2011 arasındaki dönemde olduğu gibi.

Exit mobile version