• Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar
5 Eylül 2026 Cumartesi
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
ParaMedya
Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
Ana Sayfa Ekonomi Eko Dünya

Türkiye “oligopoller cenneti”ne dönüştü

Prof. Dr. Soner Gökten, gıda, kira ve KÖİ projelerinde yoğunlaşmanın tüketiciyi ezdiğini vurguluyor: “Rekabet mekanizması yoksa, enflasyonla mücadele başlamadan kaybedilir.”

- Prof.Dr. Soner Gökten
Ekim 1, 2025
- Eko Dünya, Güncel, Prof.Dr. Soner Gökten
0
Facebook ile paylaş
Twitter ile paylaş
WhatsAppEmail
Sponsorlu Bağlantılar

Ekonomide kimi kavramlar vardır; teoride duyarsınız, pratikte karşınıza fatura olarak çıkar. “Yoğunlaşma” bunlardan biridir. Bir sektörün giderek az sayıda büyük oyuncunun elinde toplanmasıdır. Küçükler ezilir, rekabet kâğıt üzerinde kalır. Fotoğraf böyledir.

Ama asıl mesele fotoğraf değil, davranıştır. Bu tabloyu iktisat kitapları “oligopol” diye tanımlar. Yani birkaç büyük oyuncu, fiyatı ve piyasayı fiilen belirler. Rekabet eden değil, örtük biçimde anlaşan bir piyasa doğar. Fiyatlar düşmez, hep birlikte yükselir. Tüketicinin seçenekleri yok olur, serbest piyasa ise bir illüzyona dönüşür.

Sponsorlu Bağlantılar

Bugün Türkiye tam da bu durumun içindedir.

Özellikle beslenme, barınma ve vergi adaleti boyutunda oligopolleşmenin etkisi büyüktür.

Sponsorlu Bağlantılar

Gıda perakendede ilk beş oyuncunun pazar payı yüzde 80’i aşmıştır. Rekabet ediyormuş gibi duran, aslında fiyatları birbirine paralel hareket eden zincirler. Tesadüf mü? Elbette değil. Bu tablo kartel tadında bir oligopoldür. Raflarda aynı fiyatı görmeniz, serbest piyasa başarısı değil; tam tersine rekabetin mezar taşıdır.

Kira piyasası resmî istatistiklerde heterojen görünür. Çünkü mülk sahipleri bireydir. Ama büyükşehirlerde tablo bambaşkadır: Onlarca, yüzlerce daireyi elinde tutan konut ağaları vardır. Fiilen oligopol gibi davranırlar. Kira artışları birbirine paralel gider, alternatif kalmaz. Sosyal konut yok, arsa politikası çarpık, krediler pahalı. Sonuç? Kiralar topluca fırlar. Enflasyonun en acımasız taşıyıcısı olur. Gelir dağılımını bozar, orta sınıfı ezer, barınma hakkını ortadan kaldırır.

Bir de KÖİ projeleri… Köprüler, otoyollar, şehir hastaneleri… Hep aynı şirketler, hep aynı garantiler. Rekabet yok, risk yok. Geçiş sayısı tutmazsa farkı devlet öder; hasta gelmezse farkı devlet öder. Yani vatandaş vergisini ödediği yetmezmiş gibi bir de “garantili oligopol”e sponsor yapılır. Kamu bütçesi, enflasyonun yeni yakıtı olur.

Sponsorlu Bağlantılar

Bu düzeni bozacak tek kurum var: Rekabet Kurumu. Peki nerede? Kâğıt üstünde soruşturmalar, pratikte sessizlik… Siyasi baskılar mı, büyük oyuncuların dokunulmazlığı mı, yoksa irade eksikliği mi? Ne olursa olsun sonuç aynı: Kurum hakem değil, izleyici. Oysa görevi tam tersiydi. Türkiye bu yüzden “oligopoller cenneti”ne dönmüş durumdadır.

Bugün Türkiye’de enflasyonun yapışkan olmasının nedenlerinden biri de rekabetten uzak piyasa yapısındadır. Yoğunlaşma zemini hazırlamış, oligopol kuralları koymuş, devlet seyirci kalmıştır.

Merkez Bankası faizi artırır, ama oligopol fiyatların artış hızı durmaz. Rekabet mekanizması yoksa, enflasyonla mücadele zaten başlamadan kaybedilmiştir.

Formül nettir: Yoğunlaşma ve oligopol beraberce fahiş fiyatlara ve yapışkan enflasyona neden olur. Bu tablo değişmedikçe, tüketicinin kaderi fahiş fiyatlara, devletin kaderi ise başarısız enflasyon politikalarına mahkûm kalacaktır.

İlgiliHaberler

KAP bildirimiyle gelen ‘hakimiyet ilanı’: Formet vakası ne anlatıyor?

Konut piyasasında sessiz çöküş: Satış var, üretim yok

Faaliyet Zararıyla Uçan Hisse: Dofer’in Borsa Oyunu

Sevgi ve vicdanla kalın…

Prof. Dr. Soner GÖKTEN

Etiketler: soner gökten
Paylaş
Tweet
GönderGönder
Sponsorlu Bağlantılar
Önceki Haber

Altın fiyatlarında zirve endişesi: “Artık almalı mı, satmalı mı?”

Sonraki Haber

Sigorta sektöründe birleşme ve satın alma rüzgarı

Prof.Dr. Soner Gökten

Sonraki Haber
Sigorta sektöründe birleşme ve satın alma rüzgarı

Sigorta sektöründe birleşme ve satın alma rüzgarı

Sponsorlu Bağlantılar
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım yapılması uygun sonuçlar doğurmayabilir.

İnternet sitemizi geliştirmek, etkili ve güvenli hale getirmek, sizin için daha kullanışlı olmasını sağlamak amacıyla çerezler (cookie) kullanıyoruz. Daha  ayrıntılı bilgilere “Çerez Politikası” sayfamızdan ulaşabilirsiniz.



  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası
  • Editoryal Politikalar

© 2026 paramedya.com - Finans ve Ekonomi Haberleri

Sonuç yok
Tüm sonuçları Göster
  • Ana Sayfa
  • Ekonomi
    • Altın
    • Eko Dünya
    • Sigorta
    • Şirket Haberleri
  • Finans
    • Bankacılık
    • Borsa
    • Döviz
    • Kripto
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Gizlilik politikası
  • Çerez Politikası

© 2026 paramedya.com - Finans ve Ekonomi Haberleri