Merkez Bankası Başkanı birkaç gün önce hane halkının sahip olduğu altın rezervlerinin enflasyon üzerinde baskı oluşturduğu ve beklenen oranda düşmemesinin nedenlerinden birisinin de bu olduğunu ifade etti. Sonrasında gelen eleştiriler üzerine de yanış anlaşıldığını, enflasyonu düşürme konusunda kendilerinin sorumlu olduğunu beyan etti.
Aslında bu ifadeler altın fiyatlarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisini hesaplamalarımız içinde yeterli ölçüde dikkate almadık veya altının bu derece yükseleceğini öngöremedik demek.
Şöyle ki; Türkiye’de hane halkının sahip olduğu altın rezervi 2.500-3.500 ton aralığında öngörülmekte, biz bunu 3.000 ton olarak dikkate alsak bu kabaca 96,5 milyon Ons altın stoğuna tekabül ediyor. 1 Ocak 2025 tarihinde altının Ons’u 2.652 USD’den hane halkı altın stoğu 256 milyar USD yapıyor. 10 Ekim 2025 itibarıyla altının Ons’u 3.993 USD ve hane halkı altın stoğu 385 milyar USD yapıyor. 9,5 aylık dönemde hane halkının servetinde yaklaşık 130 milyar USD artış görünüyor.
TL. olarak düşünüldüğünde ise 1 Ocak 2025 tarihinde 29,7 TL. olan USD, 10 Ekim 2025 tarihinde 41,7 TL. dir. 130 milyar USD servet artışının karşılığı ise kabaca 1,56 trilyon TL. yapmaktadır.
Sonuç olarak, hane halkının gelirinde artış olmasa da servetinde yaşadığı artışa bağlı olarak harcama alışkanlıklarını devam ettirmesi ve bunun yapılan hesaplamalarda yeterli ölçüde öngörülememesinin enflasyon üzerinde baskı oluşturması gayet doğal bir sonuçtur.
Döviz varlıkları hesaplamalara doğru olarak yansıtılabiliyor mu? İlerleyen günlerde enflasyonun yeterli ölçüde düşmemesinin nedenleri olarak bunu da konuşur muyuz?
Yazar: Dr. Mustafa GÜMÜŞ





