Türkiye cuma günü itibarıyla yeniden erken seçim atmosferine girdi.
“Nasıl yani?” diye sorabilirsiniz.
Çünkü cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan “Yüzyılın Konut Projesi”ni açıklarken, diğer yandan erken seçimin de fiilen startını verdi.
Erdoğan’ı iyi tanıyanlar bilir; seçim kazanmak için iki silahı vardır:
Konut projeleri ve düşük faizli krediler.
Geçmişte bunu defalarca gördük. Ancak bu defa açıklanan proje, 2003’ten 2022’ye kadar süren kampanyaların daha genişletilmiş bir versiyonu gibi.
Seçim Öncesi Klasik Hamle
Hatırlayalım…
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen önce Erdoğan, “TOKİ 250 Bin Sosyal Konut” projesini duyurmuştu.
500 lira yatırıp kuraya katılıyordunuz. Türkiye genelinde milyonlarca kişi başvurdu.
Sonra 14 Mayıs 2023 geldi, seçim yapıldı, Erdoğan kazandı.
Peki, o evler ne oldu?
Yapılmadı.
Halkbank, 500 lira yatıran milyonlarca kişiden topladığı parayı aylarca işletip sonra aynı şekilde iade etti.
Gerekçe belliydi: O günün ekonomik koşullarında proje gerçekleştirilemezdi.
Ama asıl mesele şuydu: Erdoğan seçimi kazanmıştı, artık o projeye ihtiyaç kalmamıştı.
Aynı Senaryo Yeniden
Geldik 2025 yılına.
Uzun süredir konuşulan erken seçim söylentileri, cuma günü resmen ete kemiğe büründü.
Erdoğan, siyasi rakiplerini büyük ölçüde etkisizleştirmişken bir anda yeni bir konut projesi açıkladı.
Yüzde 10 peşinat, kura sistemi, TOKİ etiketi…
Yani 2022’deki projenin neredeyse birebir aynısı.
Sadece tarih ve başvuru ücreti değişmiş.
Ve tabii medya, her zamanki gibi, bu kampanyayı “Yüzyılın Projesi” manşetleriyle duyurdu.
Ama 2023’te ATM’ye gidip yatırdığı parayı geri alan milyonlarca kişi hâlâ o hayal kırıklığını unutmadı.
Umarım bu kez, toplu konut umuduyla başvuran insanlar aynı hayal kırıklığını bir kez daha yaşamaz.
İkinci Sinyal: Düşük Faizli Kredi
Bu erken seçimin ilk sinyaliydi.
Peki ikinci sinyal ne?
Kamu bankalarının düşük faizli konut kredisi vermesi.
Bankacılık kulislerinde konuşulanlara göre, faiz oranı yüzde 2’nin altına —1,99 ya da 1,98 civarına— düşebilir.
Merkez Bankası’nın faiz indirimi tek başına bir anlam ifade etmiyor.
Ama kamu bankaları düşük faizli krediye başlarsa, bu tam anlamıyla seçim ekonomisinin başlangıcı olur.
Sonuç: Aynı Hikâye, Yeni Ambalaj
AKP bugüne kadar tüm seçimleri halkı borçlandırarak ve konut hayali satarak kazandı.
Bu defa da aynı reçeteyle yola çıkıyor gibi.
Konut vaadi, düşük faiz, yeni umutlar…
Ama halk gerçekten unutkan.
Medyanın desteğiyle “yüzyılın projesi” diye sunulan bu kampanya, aslında 2022’deki projeden farklı değil.
Farklı olan tek şey, seçim takvimi.
Sonuçta…
Bu bir konut projesi değil, seçim projesi.
Ve eğer sandıkta yeniden kazanmanın yolu “konut umudu satmaksa”, Türkiye bir kez daha aynı filmi izlemeye hazırlanıyor.






