Ekonomist Prof. Dr. Esfender Korkmaz, yerel yönetimlerin demokratik rejimlerin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirterek, Türkiye’de merkezi idare ile belediyeler arasındaki yetki karmaşasının ciddi sorunlara yol açtığını vurguladı.
Yerel yönetimlerin, vatandaşların yönetime katılımını en etkin biçimde sağlayan kurumlar olduğuna dikkat çeken Korkmaz, belediyelerin bölgenin ihtiyaçlarını merkezi idareye kıyasla çok daha yakından bildiğini ifade etti. Altyapı, ulaşım, su ve kanalizasyon gibi temel hizmetlerin yerel yönetimler tarafından halkın doğrudan denetimi altında yürütüldüğünü belirten Korkmaz, bu durumun hem etkinliği hem de şeffaflığı artırdığını söyledi.
“Yerel yönetimler bölgesel kalkınmada daha etkilidir”
Prof. Dr. Korkmaz, yerel yönetimlerin yerel girişimciliği destekleme, şehir rantlarını vergilendirme ve sosyal yardımları doğru kesimlere ulaştırma konusunda da merkezi yönetime göre daha başarılı olduğunu ifade etti. Düşük gelirli ve dezavantajlı gruplara yönelik sosyal desteklerin, yöreyi tanıyan belediyeler aracılığıyla daha etkin yapılabileceğini dile getirdi.
Çevre, imar ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında da yerel yönetimlerin belirleyici rolü olması gerektiğini kaydeden Korkmaz, çevre denetimi ve imar uygulamalarının yerel ihtiyaçlara göre düzenlenmesinin önemine işaret etti.
“Yetki çatışması verimliliği düşürüyor”
Merkezi devlet ile yerel yönetimler arasında net bir yetki ve sorumluluk paylaşımı bulunmadığını savunan Korkmaz, kamu hizmetlerinin etkinlik kriterine göre dağıtılması gerektiğini söyledi. İlk ve orta öğretim, sağlık ve din hizmetlerine destek gibi alanlarda yerel yönetimlerin daha fazla sorumluluk üstlenebileceğini belirtti.
Nüfus yapısına göre belediyecilik anlayışının değişmesi gerektiğini ifade eden Korkmaz, sahil kentlerinde emekli nüfusun yoğunluğuna, turistik şehirlerde ise hizmet sektörünün ağırlığına dikkat çekti.
“Belediyeler siyasi kimliğe göre değerlendiriliyor”
Türkiye’de belediyelerin merkezi idare tarafından mensup oldukları siyasi partilere göre değerlendirildiğini ileri süren Korkmaz, bu durumun yerel demokrasiyi zayıflattığını söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın imar planları, kentsel dönüşüm ve ruhsat süreçlerinde doğrudan yetki kullanmasını eleştiren Korkmaz, son olarak işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verme yetkisinin belediyelerden alınarak Bakanlığa verilmesini de yerel iradeye müdahale olarak değerlendirdi.
Ruhsat süreçlerinde yaşanan suistimallerin yasa yoluyla engellenebileceğini belirten Korkmaz, merkezi müdahalelerin yerel halkın tercihlerine aykırı olduğunu ifade ederek, “Bu kadar yetki merkezi idarede toplanacaksa, o zaman belediyelere neden ihtiyaç duyuluyor?” sorusunu yöneltti.






