Borsa İstanbul’da dün itibarıyla ortaya çıkan tablo, piyasanın temel dinamiklerden ne kadar koptuğunu gözler önüne serdi. Yaklaşık üç ay gibi kısa bir sürede Kiler Holding, piyasa değerini 12 milyar 384 milyon dolar seviyesine taşırken, bu yükselişin arkasında güçlü bir bilanço, sürdürülebilir kârlılık ya da yüksek döviz geliri değil, borsada belirli bir fonun yoğun ve süreklilik arz eden alımları yer aldı.
Aynı dönemde Türkiye ekonomisinin amiral gemisi konumundaki Koç Holding ise 10 milyar 299 milyon dolarlık piyasa değeriyle geride kaldı.
Koç Holding hangi ekonomik gücü temsil ediyor?
Koç Holding; bankacılıktan otomotive, beyaz eşyadan enerjiye kadar Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesini ayakta tutan şirketleri bünyesinde barındırıyor. Grup; Yapı ve Kredi Bankası ile finans sisteminde, Tofaş ve Türk Traktör ile otomotiv ve tarım makinelerinde, Arçelik ile beyaz eşyada, Otokar ve Tüpraş ile savunma ve enerjide küresel ölçekte rekabet eden, yüksek katma değer üreten şirketlerden oluşuyor Koç.
Bu yapı; istihdam, ihracat, teknoloji yatırımı ve vergi katkısı açısından Türkiye ekonomisinin bel kemiğini temsil ediyor.
Kiler Holding’in piyasa değeri neye yaslanıyor?
Kiler Holding tarafında ise ortaya çıkan piyasa değeri, ağırlıklı olarak gayrimenkul, enerji ve girişim sermayesi yatırımlarından oluşan bir portföy üzerinden şekilleniyor. Grup bünyesinde, küresel ölçekte marka değeri yaratmış, yüksek ihracat hacmine sahip veya döviz bazlı güçlü nakit akışı üreten sanayi devleri bulunmuyor. Buna rağmen borsada oluşan fiyatlama, şirketin ekonomik ölçeğinin çok ötesinde bir piyasa değerine işaret ediyor kiler.
Asıl soru: Bu fiyat gerçek mi?
Piyasa uzmanları açısından temel tartışma noktası, ortaya çıkan değerin şirketin yarattığı gerçek ekonomik karşılığı yansıtıp yansıtmadığı. Kiler Holding hissesindeki yükseliş; net kâr artışı, faaliyet performansı, ihracat büyümesi ya da sektörel liderlik gibi klasik değerleme kriterleriyle desteklenmiyor. Fiyatın büyük ölçüde likidite ve yönlendirilmiş alımlar üzerinden oluşması, özellikle küçük yatırımcı için ciddi bir risk barındırıyor.
Borsa İstanbul için güçlü bir uyarı
Koç Holding gibi onlarca yıllık sanayi birikimi, küresel marka gücü ve sürdürülebilir kârlılığı olan bir grubun, kısa sürede şişen bir piyasa değerinin gerisinde kalması; Borsa İstanbul’da fiyat keşfinin sağlıklı işleyip işlemediğine dair soru işaretlerini artırıyor. Reel sektör gücü ile borsa değeri arasındaki bu kopuş, piyasanın uzun vadeli güvenilirliği açısından da önemli bir alarm niteliği taşıyor.







