Yetmişlikler Dünyayı Zehir Ederken: Gökyüzünde Leylek Değil Füze Var

Ertuğrul Sadıkoğlu, “yetmişlikler” metaforu üzerinden hem yaşlı liderlerin dünyayı sürüklediği çatışmaları hem de toplumun erken yaşta hayattan vazgeçişini eleştiriyor; barışın, yaşama sevincinin ve “leyleklerin” yeniden gökyüzüne dönmesi çağrısı yapıyor.

Ertuğrul Sadıkoğlu

70’lik
Farkında değiliz belki ama havalar ısınıyor, leylekler gelmeye başladı. Onları gördüğümde beni de görmelisiniz. Çocukluk alışkanlığım, hiç vazgeçmedim; gökyüzünde leylek aramayı çok severim. Biliyorum, siz de seviyorsunuz.
Yarene yarenlik yaptığınızı biliyorum. Gökyüzünde leylek arama mevsimindeyiz.
Yetmişlikler yüzünden artık gökyüzünde leylekler yerine füzeler var, farkındasınız değil mi? Leylekleri de bizi de huzursuz ediyor yetmişlikler. Tapuya gitseler tek başlarına işlem yapamayacak olanlar, dünyamızı kurtarmaya çalışıyor. Denizleri aşıp komşuya ders vermeye kalkıyor yetmişlikler. Hayat ne kadar daha onlara ömür biçer bilmiyorum ama yaş yetmiş, hayatı zehir etmiş durumdalar! Komşudaki yetmişlik zaten kendi halkına hayatı zehir ediyordu! Ne gerek vardı daha da zehir etmeye!
Ah yetmişlikler!
Geçenlerde kız arkadaşımla konuşuyorum; kırklarında yaşlandığını düşünüyor, eskisi gibi koşamıyormuş! Bir diğeri ise ellisinde emekli olmuş, “bizden geçti” diyor, tenis genç işi diye ekliyor. Artık hayatımız torunlar için diyen bir altmışlık mı istersiniz, o da var! Bu topraklarda hayat çok yoruyor insanı! Erken yaşta hayattan vazgeçmeler başlıyor; önce çocuklar, sonra torunlar derken kısa ömür daha da kısalıyor bu topraklarda!
Elin oğlu ise yetmişinde dünyayı kurtarıyor, baksanıza!
Eskiden yetmişlik dendiği zaman eğlence, sohbet, muhabbet gelirdi aklımıza. Şimdi ise bunları söylemek bile tedirgin edebiliyor insanı. Oysa, nur içinde yatsın, Aydın Boysan’dan öğrenirdik yetmişlik adabını.
Yetmişlik fazla geldi dünyamıza, içemiyor artık dünyamız bu kadar yetmişliği, bilmem farkında mısınız?
Huriye’ye “insan hissettiği yaştadır” diyecek oluyorum, “ben doksan hissediyorum” diyor, henüz otuz beşinde daha! Hızla hayattan ve yaşımızdan vazgeçiyoruz!
Yaşınıza sahip çıkın, her yıl önemli. Hayatınızı daha anlamlı ve güzel yaşamak için kalkın yataklarınızdan. Gökyüzünde martı da, leylek de, füze de var; siz hangisini görmek isterseniz gökyüzü sizindir.
Nevin’in bir çift martısı var tanıyın beni onlar çok mutlu ediyor. Nevin onlara yiyecek yardımında bulunuyor; sadece onlara değil, Nevin dünyaya yardım ediyor. Yetmişine gelmeden ne çok iş yapıyor Nevin! @1nevi_mutluluk takip edin pişman olmazsınız imkan varsa destek olun size de iyi gelecektir!
Ben Nevin’i tanıdım siz de tanıyın size çok şey katacaktır! Nevin bir nevi hayatı çözmüş!
Yetmişine gelmeden dünyanızı kurmak ve dünyamızı kurtarmak zorundayız. Yetmişinden sonra bu işlere girdiğinizde dünyanın bünyesi bunu kaldırmıyor!
Komşu İsrail’i vurmuş, İsrail de komşuyu vuruyor! Yetmişlikler savaşıyor, umarım diğer yetmişlikler akıllıca bu işi sonlandırır!
Dünyamız bu kadar yetmişliği kaldıramıyor artık. İçmeyin şu zıkkımı, şişede durduğu gibi durmadığının farkına varın!
Kan ile beslenen bu toplara daha fazla kan vermeyin, durun artık.
Bakın, havada leylek var. Ne anlama geldiğini siz de ben de biliyoruz, değil mi?
Leyleklerin getirdiği iyi insanlardan olun, bu anlamsız savaşları durdurun!
Beyaz peynir ve kavun var, açıyorum bir yetmişlik. Barış içinde sevdiklerimle içeceğim, barış içinde gelecek günler için! Fazla kadehim yok, çay bardağında içerseniz buyurun, beraber olsun!
Patron politik yazı yaz dedi, ben yetmişliğin dibine vurdum. İzninizle, başım dönüyor! Nisanın 1.
Mart en sevdiğim aydı, Nisan geliyor çok güzel geçecek Nisan ayı hepimiz için hazırlanın.

Ertuğrul Sadıkoğlu
ertugrulsadikoglupm@gmail.com

Exit mobile version