Biz onları televizyon ekranlarında enflasyon verilerini yorumlarken ya da uluslararası ilişkilerdeki satranç hamlelerini analiz ederken görmeye alışığız. Ancak Prof. Dr. Selva Demiralp ve Prof. Dr. Seda Demiralp’in hayat hikayesi, aslında pek çok çalışan kadının her sabah kurduğu o hassas dengenin bir özeti gibi.
“Kâğıt Üzerindeki Başarı Yetmiyor”
Ekonomi dünyasının güçlü sesi Selva Demiralp, başarının sadece kariyer basamaklarını tırmanmak olmadığını, “Başarı emektir” diyerek hatırlatıyor. İkinci çocuğunun doğumunda dahi köşe yazısını yetiştirme telaşında olan bir akademisyenin, çocukları büyüdüğünde yaşadığı “onların her derdine derman olamama” kaygısı, aslında en rasyonel zihinlerin bile annelik karşısında nasıl duygusallaştığını gösteriyor.
“Yetersizlik Hissini Kadın Dayanışmasıyla Aştık”
Siyaset bilimci Seda Demiralp ise akademik kariyerin en zorlu virajı olan doçentlik sürecinde yaşadığı “yetişememe” krizini dürüstçe paylaşıyor. Sağlık sorunlarına kadar varan bu stresli süreci aşmanın yolunun “diğer kadınlarla konuşmak ve destek istemek” olduğunu söyleyen Seda Hoca, genç kadınlara seslenirken tek bir kelimenin altını çiziyor: Cesaret.

Rakamların Cinsiyeti Var mı?
Haberin en can alıcı noktalarından biri, ekonominin “eril” diline getirilen eleştiri. Selva Demiralp, çarşıyı, pazarı ve mutfak enflasyonunu yöneten kadınların ekonomik analizlerin dışına itilmesine karşı çıkıyor. Kurduğu anketlerde kadını merkeze alarak, ekonominin sadece “ciro ve kâr” olmadığını, aslında hayatın kendisi olduğunu kanıtlıyor.
Akademiden Padel Sahasına: Resetlenme
Yoğun iş temposunun arasında nasıl nefes aldıklarını sorduğumuzda ise karşımıza renkli portreler çıkıyor. Seda Demiralp, 1940’ların vintage modasıyla ruhunu dinlendirirken, şimdilerde padel kortlarında enerji depoluyor. Selva Demiralp ise dayanışmanın ve birlikte üretmenin iyileştirici gücüne inanıyor.







