Sistemin Eksiklerini Örtmeye Çalışan Sembolik Araçlar
Son yıllarda birçok kurumda çalışan motivasyonunu artırmak amacıyla çeşitli ödül programları uygulanıyor. Spot ödüller, takdir belgeleri, alkış seansları, başarı rozetleri…
Elbette takdir edilmek değerlidir. İnsan emeğinin görülmesini ister.
Ancak bazen şu soruyu sormak gerekiyor:
Bir kurumun en çok yatırım yaptığı şey çalışanlarını gerçekten dinlemek mi, yoksa onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlayacak semboller üretmek mi?
Ücretlerin piyasa gerçeklerinden uzaklaştığı, iş yükünün giderek arttığı, kariyer yollarının belirsizleştiği ortamlarda dağıtılan ödüller bir süre sonra motivasyon aracından çok farklı bir anlama bürünebilir.
Çünkü çalışanlar çoğu zaman neyin eksik olduğunu bilir.
Daha adil bir performans sistemi, daha öngörülebilir bir kariyer planı, daha dengeli bir iş yükü ve daha güçlü bir aidiyet duygusu…
Bunların yerine konulan sembolik araçlar kısa vadede alkış toplasa da uzun vadede güven üretmez.
Gerçek bağlılık, ödül dağıtılırken değil; ödül olmadığı zaman da insanların o kurumda kalmak istemesiyle ölçülür.
Bazen kurumlar çalışanlarına ödül vererek onları mutlu ettiklerini düşünürler. Oysa çalışanlar çoğu zaman ödülden değil, ödüle ihtiyaç duymayacak kadar adil bir sistemden yana olurlar.
Çünkü insanların beklentisi daha fazla alkış değil, daha fazla adalettir.
Ve hiçbir ödül programı, adalet duygusunun eksikliğini uzun süre telafi edemez.