Son dönemde art arda gelen konkordato haberleri ve şirketlerin finansman sıkıntıları, bu kez doğrudan para piyasası fonlarını vurdu.
Borlease Otomotiv, Kontrolmatik ve son olarak Türk İlaç tarafından gerçekleştirilen tahvil ve kupon ödemelerindeki aksaklıklar, bu şirketlerin özel sektör tahvillerini portföyünde taşıyan bazı para piyasası fonlarında zarar oluşmasına neden oldu.
Normal şartlarda “nakitte beklemekten daha güvenli” olarak görülen ve düşük riskli yatırım aracı olarak pazarlanan para piyasası fonlarında yaşanan negatif getiriler, özellikle kısa vadeli birikimlerini korumak isteyen yatırımcıları tedirgin etti.
151 Fonun Tamamı “Düşük Riskli” Kategoride
Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu TEFAS verilerine göre piyasada 101’i TEFAS’a açık olmak üzere toplam 151 para piyasası fonu bulunuyor. Bu fonların tamamı risk skalasında “1” seviyesinde yer alıyor.
Yani mevzuata göre en düşük riskli yatırım araçları arasında sınıflandırılıyorlar. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, “düşük risk” ile “risksiz” kavramlarının birbirine karıştırıldığını ortaya koydu.
Sektör temsilcileri, bazı fon yöneticilerinin rekabet baskısıyla daha yüksek getiri sağlamak adına portföylerinde normalin üzerinde özel sektör tahvili taşıdığına dikkat çekiyor. Özellikle yüksek faiz veren şirket tahvilleri, fon performansını kısa vadede yukarı taşısa da, şirketlerde yaşanan ödeme problemleri doğrudan yatırımcıya zarar olarak yansıyor.
Yüksek Faiz Her Zaman Ek Risk Anlamına Geliyor
Uzmanlara göre özel sektör tahvillerinde yatırımcıların göz ardı ettiği üç temel gerçek bulunuyor:
- Özel sektör tahvillerinde devlet güvencesi bulunmuyor.
- Ortalama piyasa faizinin üzerinde sunulan getiri, aynı zamanda daha yüksek risk primi anlamına geliyor.
- Şirket iflası veya konkordato durumunda tahvil sahipleri, alacak sıralamasında bankalar ve kamu borçlarının gerisinde kalıyor.
Bu nedenle “para piyasası fonu” adı altında sunulan ürünlerin tamamen risksiz gibi algılanmasının yanıltıcı olduğu belirtiliyor.
Düzenleme Tartışması Başladı
Sektörde şimdi en çok tartışılan konulardan biri ise para piyasası fonlarının hangi oranda özel sektör tahvili taşıması gerektiği.
Uzmanlar, “günlük likidite” ve “güvenli liman” algısıyla satılan fonlarda kredi riskinin daha şeffaf gösterilmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle küçük yatırımcının, portföyünde hangi şirket tahvillerinin bulunduğunu çoğu zaman bilmeden yatırım yaptığına dikkat çekiliyor.
Piyasalarda artan konkordato riskleri ve şirket finansman sorunları devam ederken, para piyasası fonlarında “gizli risk” tartışmasının önümüzdeki dönemde daha da büyümesi bekleniyor.






