Bank of America bünyesindeki Merrill Lynch International, 3 Haziran 2026 tarihinde İhlas Holding hisselerinde net 7 milyon 132 bin 803 adet satış gerçekleştirdi. Satış işleminin zamanlaması ise piyasada dikkat çekti. Çünkü bu işlemden yalnızca yaklaşık 48 saat önce şirket, bedelli sermaye artırımı kararını revize ederek kamuoyuna açıklamıştı.
KAP’a yapılan pay alım-satım bildirimi formuna göre Merrill Lynch International, 2,07 TL ile 2,13 TL fiyat aralığında toplam 18 milyon 58 bin 512 adet satış yaparken, aynı gün 10 milyon 925 bin 709 adet alım gerçekleştirdi. Böylece net satış miktarı 7 milyon 132 bin 803 adet oldu. Bu işlemler sonrası dolaylı pay oranı yüzde 5,221’den yüzde 4,746’ya geriledi.
Asıl dikkat çeken nokta ise zamanlama. İhlas Holding yönetimi 2 Haziran 2026 tarihinde yüzde 200 olarak planlanan bedelli sermaye artırımını revize ederek yüzde 100 seviyesine çektiğini duyurdu. Şirketin mevcut 1,5 milyar TL sermayesinin 3 milyar TL’ye çıkarılması planlanıyor.
Piyasada şimdi şu soru soruluyor:
Bedelli sermaye artırımı gibi hisse fiyatı üzerinde baskı yaratabilecek önemli bir kararın hemen öncesinde yapılan bu satış, yalnızca “rutin portföy yönetimi” olarak mı görülmeli?
Çünkü bedelli sermaye artırımları, özellikle küçük yatırımcı açısından çoğu zaman yeni nakit yükümlülüğü anlamına geliyor. Türkiye piyasalarında geçmiş örneklerde bedelli kararları sonrası hisselerde ciddi baskılar yaşandığı biliniyor. Bu nedenle büyük kurumsal oyuncuların kritik kararlar öncesindeki hareketleri her zaman yakından izleniyor.
Üstelik İhlas Holding hissesi uzun süredir yüksek volatilitesi ve sert hareketleriyle dikkat çeken hisseler arasında yer alıyor. Borsa İstanbul kayıtlarında hisse hakkında sık sık devre kesici uygulamaları görülmesi de dikkat çekiyor.
Elbette burada hukuken kesinleşmiş bir ihlal ya da içeriden öğrenenlerin ticareti suçlaması bulunmuyor. Ancak sermaye piyasalarının temel prensibi olan “eşit bilgiye dayalı işlem” açısından zamanlama tartışmasının büyümesi kaçınılmaz görünüyor.
Özellikle küçük yatırımcı cephesinde şu eleştiri yükseliyor:
“Bedelli geliyor, büyük oyuncu satış yapıyor, yük yine küçük yatırımcıya kalıyor.”
SPK’nın son dönemde piyasa bozucu eylemler ve manipülasyon konusunda daha sert mesajlar verdiği bir dönemde, bu tür işlemlerin yatırımcı güveni açısından nasıl değerlendirileceği merak konusu oldu.






