Gülümseyen Fotoğraflar😊, Acımasız ve Sessiz Gerçekler😡
Bir kurum düşünün…
Vizyon toplantıları ve ekranlarında boy boy gülümseyen fotoğraflar😊…
“En değerli varlığımız insan kaynağımızdır” mesajları…
Büyük bütçeler harcanarak organize edilen motivasyon kampları, dış mekan etkinlikleri, alkışlar ve teşekkürler…
Peki, bu parıltılı organizasyonlar ne kadar samimi? Etkinlik bitip, bavullar toplanıp kuruma geri dönüldüğünde pazartesi sabahı mobbing kaldığı yerden devam ediyorsa, o sahnede atılan kahkahaların çalışan gözünde hükmü nedir?
Çünkü hemen sonra kapılar kapanıyor.
Bölge toplantılarında hedefler yüzünden azar işiten çalışanlar,
Astlarına karşı alabildiğine sert😡, ama üstlerine karşı bir o kadar şirin ve boynu bükük🥹 yöneticiler… Bölge Müdürleri…
Gerçekçi olmayan, piyasa koşullarından kopuk hedeflerin baskısını yaşayan ekipler,
Ve mesai saatleri dışında, hafta sonlarında bile susmayan telefonlar, bitmeyen mesajlar…
Vitrin Lüks, İçerisi Güvensiz
İşin en çelişkili kısmı da burada başlıyor. Kurumun “imajı” ve “çalışan mutluluğu” için oluk oluk para akıtılan o şaşaalı etkinliklerin gölgesinde, sessiz bir güvencesizlik hakim.
Yolları ayırma noktasına gelindiğinde çalışanına hak ettiği tazminatı ve yasal haklarını tam olarak vermekten imtina eden, maliyet kısıntısını hep en alttakinin cebinden başlatan yönetimler; iş reklam kokan etkinliklere gelince bütçe sınırlarını zorluyor. Oysa çalışanın duymak istediği şey duvardaki janjanlı sloganlar ya da bir gecelik lüks akşam yemekleri değil; geleceğe dair iş güvencesi ve emeğinin adil karşılığıdır.
Acaba üst yönetimler bu derin çelişkinin ne kadar farkında? Farkındaysa da ne kadar umurunda😉… yoksa sadece kağıt üstündeki “insan kaynakları başarı kriterleri” mi parlatılıyor?
Kültür Vitrinde Değil, Vicdanda Başlar
Kurum kültürü, şık otel salonlarında sunulan vizyon sunumlarıyla veya duvarda asılı yaldızlı kelimelerle inşa edilmez. Kültür, insanların birbirine (özellikle de gücü yetenin yetmeyene) nasıl davrandığıyla, kriz anında çalışanın arkasında ne kadar durulduğuyla anlaşılır.
Çünkü çalışanlar günün sonunda kendilerine ne söylendiğini değil, kendilerine nasıl hissettirildiğini ve en zor anlarında haklarının ne kadar korunduğunu hatırlar.
Vitrindeki gülümseme ile içerideki iklim aynı değilse, sorun iletişimde veya bütçede değil; bizzat samimiyette ve kültürdedir.
Sizce bir kurumun gerçek kültürü; vizyon sunumlarında ve bütçeli motivasyon etkinliklerinde mi, yoksa kapalı kapılar ardındaki davranışlarda ve iş güvencesinde mi ortaya çıkar?
Bankacılığın gerçek yüzü: Vitrinde mutluluk, içeride baskı
Pahalı motivasyon etkinlikleriyle parlatılan kurumsal vitrin, mobbing, baskı ve iş güvencesizliği gerçeğini gizleyebilir mi?
Sabit Eti