Yabancı sermayeli bir bankanın taşeron zorlaması ve birçok kişinin “ya taşeron ya istifa” baskısı büyük tepki alırken, bankacılık ve finans sektöründe yaşanan bu kriz gözleri yeniden iş hukukundaki yasal sınırlara çevirdi. İş hukuku davalarıyla tanınan Avukat Gökçe Yabuloğlu Sağlam , yaptığı açıklamada, halk arasında “taşeronluk” olarak bilinen alt işverenlik müessesesinin bu tür baskılarla kötüye kullanımına karşı işçileri koruyan çok net bir yasal sığınak olduğunu ifade etti.
“Hak Kısıtlamak Amacıyla Taşerona Devir Kesinlikle Yasak”
Alt işverenliğin yalnızca asıl işin teknoloji ve uzmanlık gerektiren kısımları ile yardımcı işlerde kurulabileceğini belirten Avukat Gökçe Yabuloğlu Sağlam, işverenlerin mevcut işçilerin haklarını tırpanlamak veya kısıtlamak suretiyle onları bir alt işverene (taşerona) devrederek çalıştırmasının kanunen kesin bir dille yasaklandığını hatırlattı. Avukat Gökçe Yabuloğlu Sağlam, bu durumun hukuki yaptırımını şu sözlerle özetledi:
“Asıl işverenin işçilerinin, hakları kısıtlanmak suretiyle alt işveren tarafından işe alınıp çalıştırılması yasaklanmış bir durumdur. Böyle bir durum halinde mahkemelerce; alt işveren tarafından işe alınan eski işverenin işçilerinin, baştan itibaren eski işverenin işçileri sayılacağına ve geriye dönük olarak mahrum kaldıkları hakların talep edilebileceğine karar verilmektedir.”
Mahkemeler “Baştan İtibariyle Asıl İşçi” Sayıyor
Avukat Gökçe Yabuloğlu Sağlam’nun aktardığı bilgilere göre, banka ve benzeri kurumların “ya taşeron firmaya geç ya da istifa et” şeklindeki baskılarıyla yapılan muvazaalı (hukuku yanıltmaya yönelik) devir işlemleri yargıdan dönüyor.
Mahkemeler, hak kaybına uğratılmak istenen işçilerin alt işverene geçirilmiş gibi görünse dahi, en başından beri asıl işverenin personeli olduğuna hükmediyor. Bu sayede çalışanlar, uğradıkları hak kayıplarını, alamadıkları maaş farklarını, tazminat veya diğer tüm yan haklarını geriye dönük olarak hukuki yollarla talep etme hakkına kavuşuyor.