Memleket Yanıyor, Borsa Saçını Tarıyor

BIST30'un ekonomik büyüme, sanayi üretimi ve perakende satışlar gibi temel göstergelerle bağının zayıfladığına dikkat çeken Türker Açıkgöz, "Borsa İstanbul ekonomiyi değil, bambaşka dinamikleri fiyatlıyor" diyerek piyasadaki güven krizine dikkat çekiyor.

Türker Açıkgöz yazdı.

Dünyada bir ülke yoktur ki borsası memleket gerçeğinden bu kadar kopuk olsun.

Sanırım Türkiye, bu konuda da adını tarihe yazdıracak.

Memleket yanıyor, borsa saçını tarıyor.

Peki Türkiye’de borsa neyi fiyatlıyor? Daha temel bir soru soralım: Ortada gerçekten sağlıklı işleyen bir “borsa” ve “fiyatlama” mekanizması var mı?

Yaptığım birkaç basit analiz, bu sorunun cevabına dair önemli ipuçları veriyor.

Borsa Ekonomiyi Fiyatlamıyor

Borsa İstanbul uzun zamandır ülke ekonomisinden kopuk bir görünüm sergiliyor. BIST30’un en büyük hisselerinde dahi sağlıklı fiyat oluşumundan söz etmek zor.

Normal şartlarda bir ülkenin borsası; ekonomik büyüme, sanayi üretimi, perakende satışlar, kapasite kullanımı ve ekonomik güven gibi temel göstergelere belli ölçüde tepki verir. Elbette borsa reel ekonominin birebir aynası değildir. Beklentileri, faizleri, likiditeyi, riskleri ve geleceğe ilişkin tahminleri de fiyatlar.

Ancak Türkiye’de tablo bunun çok ötesinde.

Aşağıdaki grafiklerde 2011’den bu yana bazı temel makroekonomik göstergeler ile BIST30 getirisi arasındaki ilişkiyi inceledim. Sonuç oldukça açık: Ortada güçlü, tutarlı ve anlamlı bir ilişki görünmüyor.

Ekonomi büyüyor, borsa bunu güçlü biçimde fiyatlamıyor.

Sanayi üretimi artıyor ya da düşüyor, BIST30’dan belirgin bir tepki gelmiyor.

Perakende satışlar ve kapasite kullanımı değişiyor, borsa yine kendi hikâyesini yaşıyor.

Kısacası Borsa İstanbul, memleketin ekonomik gerçekliğiyle sağlıklı bir bağ kurmuyor.

Fiyatlama Mekanizması Bozulmuş Görünüyor

Burada mesele yalnızca birkaç grafikte ilişkinin zayıf çıkması değil. Asıl mesele, Türkiye’de borsanın temel ekonomik göstergelerden bu kadar kopuk hareket etmesi.

Borsa dediğimiz şey sadece alım-satım yapılan bir ekran değildir.

Borsa aynı zamanda güven kurumudur. Sermayeyi doğru şirketlere yönlendirmesi, yatırımcıya sağlıklı fiyat sinyali vermesi ve ekonominin geleceğine dair beklentileri yansıtması gerekir.

Eğer borsa bunu yapamıyorsa, orada fiyatlama mekanizması bozulmuş demektir.

Bugün Borsa İstanbul’da sorun tam da budur.

Piyasada manipülasyon algısı çok güçlü. Küçük yatırımcı açısından adil, şeffaf ve güvenilir bir piyasa yapısından söz etmek giderek zorlaşıyor. Otoritenin de bu tabloya yeterince güçlü müdahale etmediği kanaatindeyim.

Borsa Gerçeği de Tartışmalı, Veri Gerçeği de

Şu da bir gerçek: Borsa artık gerçeği yansıtmıyor.

Endekslerin neyi ne kadar temsil ettiği, fiyatların hangi dinamiklerle oluştuğu ve piyasa ölçümlerinin ne kadar sağlıklı olduğu ciddi biçimde tartışmalı.

Zamanında SASA ve Hektaş gibi bugün Destek Faktoring, Kiler Holding, TERA gibi örneklerin kamuoyunda tartışıldığı,

Fon işlemleri ve piyasa hareketleri konusunda ciddi soru işaretlerinin oluştuğu,

Elinizi sallasanız manipülasyona, hile hurda iddiasına çarptığınız bir yerde, buraya ne kadar “sağlıklı işleyen borsa” denir, o da muamma.

Bir yandan da kontrollü ekonomi gerçeği var.

Kurların yönetilmesi ayrı bir sorun. Faizlerin, kredi koşullarının, likiditenin ve piyasa beklentilerinin doğal akışından uzaklaşması ayrı bir sorun. Böyle bir yapıda borsanın serbest piyasa dinamikleriyle hareket ettiğini söylemek zaten oldukça güç.

Bunun üzerine TÜİK verilerine ilişkin güven sorunu ekleniyor. TÜİK’in açıkladığı veriler üzerindeki şaibe çok fazla. Enflasyon başta olmak üzere birçok temel göstergenin gerçek ekonomik koşulları ne ölçüde yansıttığı kamuoyunda uzun süredir tartışılıyor. Buradan gelen ekonomik ölçümlerin ne kadar sağlıklı olduğu da ayrı bir muamma.

Dolayısıyla sorun çift taraflı.

Bir tarafta gerçeği yansıttığı tartışmalı bir borsa var.

Diğer tarafta gerçeği ölçtüğü tartışmalı ekonomik veriler var.

Bu iki yapı bir araya gelince, borsa ile ekonomi arasındaki ilişkinin neden bu kadar bulanıklaştığı da daha iyi anlaşılıyor.

Sonuç: Memleket Başka, Borsa Başka

Türkiye’de gelinen nokta şu:

Borsa ile memleketin ekonomik gerçekliği arasında ciddi bir uçurum var.

BIST30; ekonomik büyümeye, sanayi üretimine, perakende satışlara, kapasite kullanımına ve ekonomik güvene güçlü ve tutarlı bir tepki vermiyor.

Bu nedenle şu soruyu sormak artık kaçınılmaz:

Borsa İstanbul gerçekten ekonomiyi mi fiyatlıyor, yoksa bambaşka dinamiklerin etkisi altında mı hareket ediyor?

Bugünkü tabloya bakınca cevap oldukça açık görünüyor.

Borsa İstanbul, memleket gerçeğinden kopmuş durumda.

Ülke ekonomisinin derdi başka, borsanın hikâyesi başka.

Ekonomiyi ne yapacak sanki. Onlar yapacağı yeni vurgunun peşinde… 2 Tane de “vatan, millet, sakarya” Tweet’i atarlar, oldu bitti.

Ortada ne ekonomi kalmış ne de borsa.

“Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı sanki bu dünya…”

Sevgiyle kalın.

Sosyal medya hesaplarım:

Instagram: @turkeracikgoz

instagram.com/turkeracikgozz

Twitter (X): @Turkeracikgoz

x.com/Turkeracikgoz

Linkedin: https://www.linkedin.com/in/turkeracikgoz/

E-Mail: drturkeracikgoz@gmail.com

Exit mobile version