Bir zamanlar mahalle aralarında dolaşan eskiciler vardı.
Sokak sokak gezer, avazları çıktığı kadar bağırırlardı:
“Eskiciiii… Halı, kilim, bakır alan var…”
Bugün aynı manzaranın bankacılık sektöründeki versiyonunu izliyoruz.
Tek farkı, artık sokaklarda bağırmıyorlar.
E-posta kutularımıza düşüyorlar.
“En İyi Dijital Banka…”
“En İyi Mobil Banka…”
“En İyi KOBİ Bankası…”
“En İyi Özel Bankacılık…”
“En İyi Müşteri Deneyimi…”
Ödül sezonu yine açıldı.
İngiltere merkezli bazı yayınlar ve organizasyonlar, Türk bankalarını adeta ödül yağmuruna tutuyor. Gelen basın bültenlerine bakıyorum; neredeyse ödül almayan banka yok.
Peki gerçekten herkes bu kadar mı iyi?
Mobil uygulaması sık sık çöken banka “En İyi Mobil Banka” seçiliyor.
Müşterisini saatlerce şubede bekleten banka “En İyi Müşteri Deneyimi” ödülü alıyor.
Özel bankacılık hizmeti yıllardır eleştirilen kurum “En İyi Özel Bankacılık” ilan ediliyor.
KOBİ’lerin sürekli şikâyet ettiği banka “En İyi KOBİ Bankası” oluyor.
O zaman sormak gerekiyor.
Bu ödülleri kim veriyor?
Hangi objektif kriterlerle veriyor?
Gerçekten milyonlarca banka müşterisinin görüşü mü esas alınıyor?
Yoksa başka ticari ilişkiler mi belirleyici oluyor?
Sektörde bu organizasyonların işleyişini bilmeyen yok.
Katılım ücretleri…
Sponsorluk paketleri…
Reklam anlaşmaları…
Gala geceleri…
Elbette herkes istediğine ödül verebilir.
Ancak ortada ticari bir organizasyon varsa ve ödüller, objektifliği tartışmalı süreçlerle dağıtılıyorsa, bunun kamuoyuna “dünyanın en iyi bankası”, “Türkiye’nin en iyi dijital bankası” gibi sunulması ciddi bir güven sorunu yaratır.
Çünkü bunun bedelini, gerçekten iyi hizmet veren ama bu organizasyonların içinde yer almayan bankalar ödüyor.
Bu durum haksız rekabet tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Daha önemlisi, tüketici yanıltılıyor.
Türkiye’nin dövize ve kaynağa ihtiyaç duyduğu bir dönemde yüz binlerce doların yabancı ödül organizasyonlarına aktarılması ne kazandırıyor?
Müşterinin komisyonu mu düşüyor?
Kredi faizi mi ucuzluyor?
Mobil uygulamalar mı kusursuz hale geliyor?
Şube hizmetleri mi mükemmelleşiyor?
Hayır.
Değişen tek şey, basın bültenleri oluyor.
Birkaç gün boyunca “ödül aldık” haberleri dolaşıyor.
Sonra her şey eski haline dönüyor.
Buradan BDDK Başkanı Prof.Dr. Şahap Kavcıoğlu’na seslenmek istiyorum.
Sayın Kavcıoğlu…
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun temel görevi yalnızca bankaların mali yapısını denetlemek değildir.
Sektöre duyulan güveni de korumaktır.
Bugün bankacılık sektöründe giderek büyüyen bu “ödül pazarı”, güven duygusunu zedeliyor.
Vatandaş artık şu soruyu soruyor:
“Bu ödüller gerçekten başarının mı, yoksa pazarlamanın mı sonucu?”
İşte bu sorunun cevabını netleştirecek merci BDDK’dır.
Gerekirse bankaların uluslararası ödülleri hangi esaslarla kamuoyuna duyurabileceğine ilişkin ilkeler belirlenmeli, tüketiciyi yanıltabilecek tanıtım ve pazarlama yöntemleri gözden geçirilmelidir.
Çünkü gerçek ödülü Londra’daki bir dergi vermez.
Gerçek ödülü müşteri verir.
Mobil bankacılığın en iyisini uygulamayı kullanan milyonlar belirler.
KOBİ bankacılığının en iyisini esnaf belirler.
Özel bankacılığın en iyisini o hizmeti alan müşteri belirler.
Gerçek itibar satın alınamaz.
Gerçek başarı sponsor paketleriyle ölçülemez.
Ve bankacılık sektörünün ihtiyacı daha fazla plaket değil…
Daha fazla güven, daha fazla şeffaflık ve daha fazla itibardır.






