Eylül ayına nasıl başlıyoruz bakalım,
2035 vadeli %35,12 faizli 3304 günlük (9 yıl) hazine tahvili yüksek talep ile anında satılırken, hazine yüksek faiz yüküne rağmen, enflasyonun beklenen şekilde düşmesi durumunda da her yıl %35 oranında katı bir faiz ödemeye devam edecek olması enflasyonun yapışkan hale geldiği ve yıllarca düşmeyeceğinin, yüksek enflasyon ve bunun yol açtığı gelir dağılımı bozulması pahasına tercih edilen bir politika olduğunun göstergesi değil midir? KK larına uygulanan faiz oranlarının da aynı sabit tutulması faizlerin aynı seviyelerde devam edeceğine işaret ediyor. Eylül ayı beklentisinin de yine faizlerin %37 de sabit tutulması yönünde olduğu görülüyor.
Ağustos ayı itibarıyla kur ve enflasyon gelişim tabloları ekte bulabilirsiniz. KOBİ lerin finansal kararları için yön gösterici ve yararlı olmasını umuyorum.

Reel ekonomide yüksek faizin KOBİ lere olan etkisine baktığımızda KOBİ lerin önemli bölümü özkaynak yetersizliği sonucu neredeyse > %90 banka kredisi kullanıyor. Kullanılan bu kredi gerçekten krediyi kullanan KOBİ’nin nakit akışını kolaylaştırsa bir nebze, gel gör ki kullanılan kredi aslında KOBİ’nin müşterilerine yani bir başka KOBİ’ye satışlarının mal alış / mal satış vade uyumsuzluğu maliyeti ve vade uyumlu olsa bile müşterinin borcunun öngörülen vadeyi kimi zaman 60-100 gün geçen ödeme süresini finanse etmek için kullanılıyor.
Bu bozuk zincirleme finansman maliyeti her alışverişte bir diğer KOBİ’nin sırtına yüklenerek devam ediyor, süreçte döngü tıkandığında KOBİ’nin faaliyetlerini sürdüremez hale gelmesiyle KOBİ sorunlu duruma düşüyor ve aynı döngü bu kere terse doğru KOBİ batıkları olarak devam ediyor. Zincirleme reaksiyon Nepal çığ/sel felaketi benzeri her virajda artan yıkımla devam ederken tsunami misali geri dönüşü de ayrı bir yıkımla sonuçlanıyor.

Bu bozuk nakit akışı döngüsünde çareyi ciro artışında görmek ise başka büyük bir yanılgı . Ana firmalar prim, bonus, tatil, iskonto vs pazarlama taktikleri ile satıcılarına stoklarını bir anlamda dbs -tm- vino vs finansal enstrümanlarla KOBİ lere devrediyorlar. KOBİ ise vade finansman maliyetleri yanı sıra birde stok finansmanı maliyetini taşımaya başlıyor. Bu çıkmaz döngü son durakta bankalarda NPL olarak neticelenirken, kimi zaman Fyy ve konkordato ile piyasada nakit akış bozumuna ivme katıyor. . 2 nci çeyrekte ekonominin beklenti 2,8 altında 2,3 büyümesi bu bozulmayı teyit ediyor.
Günün sonunda sorulması gereken sorular, piyasada gerçekte kim kimi finanse ediyor ve KOBİ ler akşam karar verip tüm varlıklarını satsalar bile borçlarını kapatabilecekler mi ? Ne yazık ki cevap KOBİ ler aslında kimin finansman maliyetini taşıdıklarının ne farkındalar ne de çoğu borcunu kapatabilir durumda. Enteresan olan KOBİ lerin bu kaçınılmaz sona gittiğini başta çalışanları ve yakın çevresi net farkında iken KOBİ sahip/patronların durumu en son fark eden olmaları.
Sorunlar oluşmadan “ finansal yönetim danışmanlığı” alma fırsatını çok daha ucuz ve sancısız bir maliyetle ön almak neden yeterince tercih edilmez ise sanırım psikoloji ve sosyolojinin cevap vereceği bir alan.
Ne diyelim Sapere Aude …