70 lirada satan patron, 3 bin 500 lirada neden sustu?

Remzi Özdemir Yazdı

Remzi Özdemir Yazdı

Bir şirket düşünün…

Yönetim kurulunun başkanı, başkan yardımcısı ve üst düzey yöneticileri bir fon soruşturması kapsamında tutuklanıyor.

Şirketin yönetim kadrosunun önemli bir bölümü cezaevine gönderiliyor.

Ben 34 yıllık gazeteciyim. Böyle bir tabloyu ilk kez görüyorum.

Elbette tutuklanmak suçlu olmak anlamına gelmez. Yargılama sonucunu beklemek gerekir. Alper Tunga Sağu Burak, Ali Yöney, Fırat Kerim Ersoy ve Tuncer Köklü hakkında da hukuki süreç devam ediyor. Ancak ortada görmezden gelinemeyecek bir gerçek var: Bir dönem Borsa İstanbul’un en gözde şirketlerinden biri haline gelen Odine Solutions’ın üst yönetimi bugün tutuklu.

Ve şimdi dönüp şirketin borsadaki hikâyesine bakmak gerekiyor.

Çünkü bu hikâyede yatırımcı açısından çok rahatsız edici sorular var.

Odine, 2024 yılının mart ayında 30 liradan halka arz edildi. Sonraki dönemde hisse fiyatı olağanüstü bir yükseliş yaşayarak 3 bin 500 lira civarındaki seviyelere kadar çıktı. Şirketin piyasa değeri öyle bir noktaya geldi ki, Türkiye’nin en büyük şirketlerinden Turkcell’in piyasa değeriyle bile kıyaslanır hale geldi.

Şimdi soruyorum:

Bu şirketin patronu hiç mi çıkıp “Arkadaşlar, bizim yaptığımız iş belli. Bu piyasa değerini gerçekten hak ediyor muyuz?” diye düşünmedi?

Hiç mi “Benim şirketimin piyasa değeri bu kadar yükseldi ama bunun karşılığı bilançoda ve faaliyetlerde var mı?” diye sormadı?

Hiç mi küçük yatırımcıya “Dikkat edin, fiyatın geldiği yer ile şirketin gerçek ekonomik büyüklüğü arasında fark oluşmuş olabilir” demedi?

Hayır.

Hisse yükseldi.

Yükseldi.

Yükseldi.

Ve 3 bin 500 lira seviyelerine kadar geldi.

Sonra ne oldu?

Hikâyenin en çarpıcı bölümüne gelelim.

“Ben hiçbir fiyattan satmam” demişti

Yaklaşık bir yıl önce, 2025 yılında Alper Tunga Sağu Burak ile bir yemekte bir araya geldim.

Şirketiyle ilgili bir haber konusunda kendisini dinlemek, kendisine söz hakkı vermek istiyordu.

Ben de her halka açık şirket patronuna sorulabilecek klasik sorulardan birini sordum.

Bu soru aslında borsanın psikolojisini anlatan eski bir hikâyeye dayanıyor.

Bir dönem Şeker Piliç’in patronuna sorulduğu anlatılan o meşhur soru…

“Hisseniz 10 liraya çıkarsa satar mısınız?”

Patron “Asla” diyor.

“20 lira olursa?”

“Benim tabela fiyatımı bile 30 lira kurtarmaz.”

Borsa oyuncusu el yükseltiyor:

“Peki 70 lira olursa?”

Patronun cevabı:

“Ceketimi alır giderim.”

Ben de Alper Tunga Sağu Burak’a benzer bir soru yönelttim.

Cevabı çok netti:

“Ben hiçbir fiyattan satmam.”

Bu sözün üzerinden daha bir yıl bile geçmeden KAP’a bir bildirim düştü.

24 Haziran 2025.

Alper Tunga Sağu Burak, ODINE hisselerinde 70,05-70,85 lira fiyat aralığından tam 3 milyon 314 bin adet hisse sattı. KAP bildirimine göre bu satışın ardından şirketteki payı yüzde 36’dan yüzde 33’e geriledi.

Yani “hiçbir fiyattan satmam” diyen patron, 70 liralar civarında 3,3 milyonun üzerinde hisse sattı.

Buraya kadar herkes kendi yatırım kararını verebilir.

Herkes hissesini satabilir.

Patron da satabilir.

Bunda hukuken bir sorun olmak zorunda değildir.

Ama halka açık bir şirketin patronu için mesele sadece “satabilir mi?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

Yatırımcıya ne söylendi ve patron kendi parasını nasıl yönetti?

Çünkü patron 70 lirada satış yaparken küçük yatırımcıya aynı ölçüde bir risk uyarısı yapıldı mı?

Daha önemlisi, hisse 3 bin 500 liralara giderken şirket yönetimi bu fiyatın şirketin gerçek ekonomik değerini yansıtıp yansıtmadığı konusunda yatırımcıya herhangi bir mesaj verdi mi?

İşte benim asıl itirazım burada.

Bugün geriye dönüp baktığımızda daha da ağır bir tablo çıkıyor.

Şirketin patronu 70 liradan milyonlarca hisse satmış.

Hisse daha sonra 3 bin 500 liraları görmüş.

Ve bugün aynı şirketin yönetim kurulu başkanı Alper Tunga Sağu Burak ile yönetim kurulunun bazı üyeleri fon soruşturması kapsamında tutuklu.

Anadolu Ajansı’nın aktardığı mahkeme kararına göre Alper Tunga Sağu Burak, Ali Yöney, Fırat Kerim Ersoy ve Tuncer Köklü’nün de aralarında bulunduğu 20 şüpheli tutuklandı.

Şimdi kimse çıkıp “Demek ki suçlular” demesin.

Hayır.

Bunu mahkeme söyleyecek.

Ama gazetecinin soracağı sorular da var.

Milyar dolarlık servet, yatırımcı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz

Alper Tunga Sağu Burak’ın ODINE’deki payı bugün de yüzde 33 seviyesinde. KAP verilerine göre 36 milyon 466 bin adet payı bulunuyor ve oy hakkı oranı yüzde 52,62.

Bir dönem hisse fiyatındaki olağanüstü yükselişle milyarlarca dolarlık kişisel servet hesabıyla Türkiye’nin en zenginleri arasında gösterilen bir patron düşünün.

Ama mesele servetin büyüklüğü değil.

Mesele o serveti nasıl kazandığınızdan çok, halka açık bir şirketin patronu olarak küçük yatırımcıya karşı taşıdığınız sorumluluk.

Çünkü siz artık sadece kendi şirketinizin patronu değilsiniz.

Borsaya açıldığınız anda binlerce, on binlerce insanın parasının emanet edildiği bir yapının yöneticisisiniz.

Küçük yatırımcı sizin bilançonuza bakar.

Sizin açıklamalarınıza bakar.

Sizin davranışlarınıza bakar.

Sizin hisse alıp satmanıza bakar.

Ve en önemlisi, sizin şirketiniz hakkında bildiğiniz ile onun bildiği arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu düşünür.

İşte bu yüzden patronun 70 lirada sattığı bir hissede, küçük yatırımcının 3 bin 500 liraya kadar yükselen fiyatı sorgulamaması anlaşılabilir.

Çünkü küçük yatırımcı patronun şirketine güvenir.

Peki patron küçük yatırımcıya güven borçlu değil midir?

Benim 34 yıllık gazetecilik hayatımda gördüğüm en önemli sorunlardan biri tam da budur.

Borsada patronun sattığı hisse sadece bir hisse değildir.

Bazen yatırımcıya verilen mesajdır.

Bazen sessizliktir.

Bazen de “Ben satmam” sözünün arkasından gelen KAP bildirimidir.

Bugün Odine’de yaşananlar elbette yargı tarafından değerlendirilecek.

Kim suçlu, kim suçsuz, bunu mahkeme belirleyecek.

Fakat borsadaki yatırımcı açısından başka bir mahkeme çoktan kurulmuş durumda:

Güven mahkemesi.

Ve burada sorulacak soru çok basit:

Bir şirket 30 liradan halka arz edilip 3 bin 500 liraya kadar yükselirken patronu neden yatırımcısını uyarmadı?

Daha da önemlisi…

Hisse 70 liradayken milyonlarca lot satan patron, hisse 3 bin 500 liraya geldiğinde neden aynı hassasiyeti göstermedi?

İşte Odine hikâyesinin asıl sorgulanması gereken tarafı budur.

Çünkü borsada şirket yönetmek yalnızca para kazanmak değildir.

Milyar dolarlık servet sahibi olmak da iyi şirket yönetmenin garantisi değildir.

Demek ki milyar dolarlar bazen iyi şirket yönetmek için yeterli değil.

Exit mobile version