90’ları yeniden mi yaşıyoruz?
1990 yılında bankacılığa başladım.
O yıllarda Türkiye’nin siyasetini, ekonomisini ve piyasalarını bir bankacı olarak yakından izliyordum.
Bugün geriye dönüp baktığımda, aradan geçen 35 yılda çok şeyin değiştiğini görüyorum.
Teknoloji değişti.
Bankacılık değişti.
Finansal sistem değişti.
Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü değişti.
Ama bazı şeyler değişmemiş.
Bugün siyasette yaşanan gerilimlere, ekonomideki dalgalanmalara, insanların geleceğe ilişkin belirsizliğine baktığımda 90’lı yılları hatırlıyorum.
O yıllarda da insanlar “Yarın ne olacak?” diye soruyordu.
Kur ne olacak?
Faiz nereye gidecek?
Enflasyon düşecek mi?
Siyasette ne olacak?
Ekonomi bundan nasıl etkilenecek?
Bugün sorular değişmiş gibi görünse de aslında çok farklı değil.
Belki de asıl benzerlik rakamlarda değil, insanların psikolojisinde.
Belirsizlik arttığında şirketler yatırım kararlarını erteler.
Vatandaş parasının değerini korumaya çalışır.
Bankalar risk iştahını azaltır.
İnsanlar geleceği öngöremediğinde kısa vadeli düşünmeye başlar.
Ve ekonomi sadece ekonomik verilerle değil, beklentilerle yönetilmeye başlar.
90’larda bunları sahada çok gördüm.
Bugün de bazılarını yeniden görüyorum.
Elbette Türkiye artık 1990’ların Türkiye’si değil.
Bankacılık sistemi, sermaye yapısı, düzenlemeler ve ekonomik araçlar çok farklı.
Bu nedenle “90’lara geri döndük” demek doğru olmaz.
Ama şu soruyu sormak gerektiğini düşünüyorum:
90’ların bazı hatalarını ve bazı psikolojilerini yeniden yaşamaya mı başladık?
Bence asıl tartışılması gereken konu bu.
Çünkü ekonomiler bazen aynı rakamları tekrar etmez.
Ama aynı hataları tekrar edebilir.
