Mehmet Şimşek iki gün önce OECD ülkeleri bazında vergi alanında karşılaştırmalı bir analiz yaptı.
Analiz göstergesi vergi yükünün Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranıydı.
Özetle şunları söyledi: Türkiye’de toplanan vergilerin GSYH’ye oranı yüzde 23,5 iken AB’de yüzde 40. OECD ülkelerinde ise yaklaşık yüzde 34. Dolaylı vergilerin ise GSYH’ye oranı yüzde 11, hâlbuki AB’de yüzde 13. Bütün vergi yükünü ise ücretliler çekmiyor. Kurumlar vergisi oranını yüzde 30’a çıkardık. Ayrıca faiz gelirlerinden vergi alarak; vergi adaleti sağladık.
Kısaca şunu söylüyor: Vatandaşı vergi ile bunalttığımız doğru değil, bakın AB’de daha yüksek!
Net şekilde ifade etmek isterim ki, Sn. Şimşek iyi bir politikacı olmuş.
Lakin teknik olarak (bence kendisinin de farkında olduğu gibi) söylemlerinde tutarsızlıklar var.
Öncelikle GSYH’ye (milli gelire) göre vergi yükünü kıyaslamak ne kadar doğru? Ona bakalım.
Eğer kayıt dışı ekonomi varsa; bu oran anlamlılığını yitirir!
Yani kayıt dışı ekonomisi yüksek olan bir ülke ile kayıt dışı ekonomisi düşük olan bir ülkenin vergi yüklerini GSYH’ye oranlayarak mukayese etmek tutarsızlık yaratır.
Çünkü yüksek kayıt dışına sahip ekonomilerde verginin milli gelire oranı olması gerekenden düşük görünür.
Akademik Literatürde Friedrich Schneider’in ön plana çıkan çalışması ve IMF’in Gölge Ekonomiler Raporu Türkiye’de kayıt dışılığın GSYH’nin yüzde 30’una yakın, Almanya’da yüzde 9, Fransa’da yüzde 10, AB ortalamasında yüzde 13 ve OECD ortalamasında yüzde 15 civarında olduğunu belirtmektedir.
Hal böyle olunca; Türkiye ile AB’yi vergi yükü açısından GSYH’ye oranlamak suretiyle mukayese etmek sağlam bir iktisadi analiz için mümkün değildir.
Kaldı ki, bizzat Sn. Şimşek süreklilik gösterir şekilde kayıt dışılıkla mücadele vurgusu yapmaktadır!
Esas olan vergi kompozisyonudur! Nasıl mı?
Vergi kompozisyonu adaleti yansıtır.
Vergi kompozisyonu toplam vergi gelirleri içerisindeki dolaylı vergilerin payıyla ortaya çıkar.
Dolaylı vergi eşittir adaletsiz vergidir ve bu bahisle toplam vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergi oranı artıkça kompozisyon bozukluğundan bahsedilir.
AB’de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı yüzde 35 civarında iken bu oran Türkiye’de yüzde 65 civarındadır.
Türkiye’de vergi yükü ücretliler tarafından çekilmektedir! Neden?
Ücretliler vergiden kaçamamaktadırlar. Çünkü gelir vergisi kaynağında kesilmektedir.
Kayıt dışı ekonomi göz önüne alındığında; ücretliler hariç diğer serbest meslek sahiplerinin adeta komedi haline dönüşmüş gelir beyanları ve SGK ödemelerinde ücretlilerin payları dikkate alındığında; doğrudan vergilemede yükün ağırını ücretlilerin çektiği rahatlıkla anlaşılabilmektedir.
Kurumlar Vergisi arttı lakin ya teşvik ve istisnalar?
Vergi gelirleri içerisinde Türkiye’de fiili oranı son derece düşük olan kurumlar vergisiniyüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarmak hiçbir anlam ifade etmez.
Hele ki teşvik ve istisnalar var iken…
Öyle şirketlere öyle teşvikler verilmiş ki; adamın vergi ödemesi resmen mucize.
Hatta ve dahası borsada işlem gören lakin vergi teşvik gelirleriyle teknik iflastan kurulan şirketler varken…
Neydi o? Elektrikli araba üreteceğim diyerek vergi teşviki alıp yatırımcısını mağdur etmiş ve etmeye devam eden bir sözüm ona teknoloji şirketi vardı…
Evet faiz gelirlerinden stopaj alınıyor peki ya konut ve finans ağaları?
Esas olan tasarruf sahibini cezalandırmak değil; adalet çerçevesinde zenginden yani NAS ile oluşmuş kaymak tabakadan servet vergisi almaktır.
Yapılabiliyor mu? Hayır!
Kimin omuzlarına yükleniyor bedel? 70 milyon dar gelirli, fakir ve ücretlinin…
Misal konut ağaları…
Kira gibi pasif gelirler halen düşük oranda vergilendiriliyor.
Misal finans ağaları…
Borsadan vergisiz balina kazancı elde ediyorlar.
Ve en önemlisi; sosyal refah!
Mukayese ediliyor da, AB ile sosyal refah mukayesesi de yapılsa iyi olmaz mı?
Yani verginin karşılığında halk ne alıyor, esas soru bu?
En basitinden, halen depremzedeler evsiz.
Lakin Londra tefecileri mutlu!
Sözün özü: Lütfen 15 milyonluk kaymak tabakaya, şirketleri fakir olan zengin patronlara, teşviklerle borsada para yapıp sermayeyi yurtdışına kaydıranlara, sürekli matrahsız finansal açıklayarak vergiden yırtan ihale zenginlerine odaklanınız Sn. Bakan.
Eğer bu söylemlerinizin niyeti 70 milyon dar gelirli, fakir ve ücretliden daha fazla vergi almak ise emin olun verecek bir şeyleri kalmadı.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN






