Şu gençler gerçekten çok şanssız.
Düşünebiliyor musunuz; iktidarın değişmediği bir ülkede doğup büyümek nasıl bir şeydir?
AKP’nin iktidara geldiği yıl doğan çocuklar bugün 22-23 yaşında. Koca delikanlılar, genç kadınlar… Ama ne çocukluklarını yaşayabildiler ne de gerçek anlamda gençliklerini. Dünya milyarlarca yıllık bir tarihe sahip ve kader onları getirip tam da bu döneme bıraktı.
Dünyadaki akranlarıyla kıyaslayın.
Avrupa’da, Asya’da, Amerika’da gençler teknolojiye erişimi doğal bir hak olarak görürken; Türkiye’deki gençler en kötüsüne, en pahalısına, çoğu zaman da işe yaramayanına mahkûm edildi.
Ve yılbaşı gecesi…
Saatler 00.00’ı gösterdiğinde binlerce gencin telefonuna BTK’dan SMS yağdı.
“Klon cihaz”, “kaçak cihaz”, “kayıt dışı”, “pasaport uyumsuzluğu”…
Kiminin telefonu kapatıldı çünkü tek pasaporta iki e-mail kaydı yaptırmıştı.
Kiminin telefonu kapatıldı çünkü parası yetmedi.
Kimininki, dört yıl önce yapılan bir kayıt bahane edilerek yılbaşı gecesi gasp edildi.
Aynı saatlerde yurt dışından getirilen bir telefonun kayıt ücreti açıklandı: 54 bin lira.
Bir düşünün…
Yurt dışında 35-40 bin liraya satılan bir iPhone, Türkiye’de 130-140 bin lira.
“Yurt dışından alayım” derseniz, üzerine 54 bin lira daha ödeyeceksiniz.
Bu, vergi değil.
Bu, caydırma da değil.
Bu, düpedüz gençleri cezalandırma politikasıdır.
İşin daha acı tarafı şu:
Yurt dışında 100-110 dolara satılan Çin malı telefonlar, Türkiye’de vergilerle 40-50 bin liraya çıkıyor.
Beş para etmez, SAR değeri yüksek mi değil mi belli olmayan, sahibine bile hayrı olmayan cihazlar…
Kimsenin umrunda değil.
Tek dert: “Kayıtlı mı, değil mi?”
10-15 yıl önce bir avuç ithalatçının çıkarı için getirilen IMEI uygulaması, bugün gençleri adam gibi bir teknolojiye ulaşmaktan alıkoyan bir prangaya dönüştü.
Yerli telefon masalları anlatıldı.
ÖTV teşvikleri uyduruldu.
“Yerli” diye pazarlanan, bir hangarda montajlanan telefonlar göklere çıkarıldı.
Sonuç?
Kimse almadı.
Gençler yine yalnız kaldı.
Dünyanın her yerinde gençler en yeni teknolojiyi kullanırken, Türkiye’deki gençler Çin’de promosyon diye dağıtılan telefonlara mahkûm edildi.
Artık yeter.
Son üç gündür sosyal medyada gençlerin öfkesi açıkça görülüyor.
Bu öfke rastgele değil.
Bu öfke bir telefon meselesi de değil.
Bu, sınıfsal bir öfke.
Bugüne kadar “iktidar tencereyle gider” derlerdi.
Ben bu kez diyorum ki:
Bu iktidar gençlerin öfkesiyle gidecek.
Belki bir yıl sonra.
Belki beş yıl sonra.
Ama şundan emin olun:
Bu gençler, kendilerini kötü teknolojiye, pahalı hayata, çaresizliğe mahkûm edenleri unutmayacak.
BTK’ya da buradan açık çağrıdır:
Çekmecede bir yıl durdu diye telefon kapatmak ayıptır, günahtır.
Bu milli servettir.
İnsan parasını verip aldığı bir cihazı kullanmadı diye devlet ona el koyamaz.
“Belgele, açarız” demek ne demek?
Ben aldım, burada, benim.
Sen kimsin de kapatıyorsun?
İşte bu zihniyet;
Bir sınıfa lüksü, geri kalan gençlere ise ameleliği reva gören zihniyettir.
Ama şunu unutmayın:
Bu gençlerin vicdanında biriken öfke, günü geldiğinde sandığa yansır.
IMEI meselesi artık bir avuç ithalatçının çıkarını koruma oyunu olmaktan çıktı.
Toplumsal adalet meselesine dönüştü.
Gerçekten…
Artık tadı kaçtı.





