Piyasalarda Otorite Nerede?
Borsayı bir süredir izleyen herkes aynı şeyi düşünüyor: “Bir şeyler yolunda değil.” Ekranda rakamlar akıyor, grafikler kıvrılıyor, “tavan–taban” konuşuluyor; ama asıl mesele fiyatın nereye gittiği değil, piyasanın nasıl gittiği. Çünkü güvenin olmadığı yerde fiyat, sadece bir sayı; yatırım da, yalnızca bir kumar hissi.
Ben aylardır, hatta yıllardır şunu yazıyorum: Borsada bazı fonların, bazı hisselerde olağan dışı davranışları piyasada ciddi soru işaretleri doğuruyor. Bazı “malum fonlar” var herkesin bildiği. Defalarca yazdım, çizdim. Siz onları biliyorsunuz.
Akla mantığa sığmaz hareketler içerisindeler. Normalde bir insan yapsa yarın hapsi boylayacağı işlemler yapıyorlar.
Hatta bazıları kendini kanundan büyük görüyor!! Yasal çerçevenin dışına çıkarak saçma sapan işler yapıyor. Kendini otoriteden de kanundan da üstün görüyor. Kendilerine bazı “kalkanlar” da edinmişler.
Devran bizim deyip yağma düzeni kurmuşlar.
Bu konuda defalarca uyardık. Yazdık, çizdik, anlattık. Sonra bir süre fonları yazmayı azalttım.
Neden mi?
Çünkü bir noktada, mesele “ben ne söylüyorum” olmaktan çıktı; otoritenin bizzat kendisi konuştu.
SPK Başkanı ve Hazine–Maliye sekreterinden, borsa yatırım fonlarında “manipülasyon” operasyonlarının olduğu yönünde açıklamalar geldi. Üstelik mesaj netti:
“Gerekli işlemler başlatılacak, önlemler alınacak.”
İnsan böyle bir açıklamayı duyunca iki şey düşünür:
Birincisi, “Demek ki kurumlar görüyor.”
İkincisi, “Demek ki artık gereği yapılacak.”
Biz de öyle yaptık. “Tamam” dedik. Otoriteye güvendik. Çünkü sermaye piyasaları, nihayetinde bir güven mimarisidir: Denetim var ise cesaret artar, yatırım artar, tasarrufun adresi netleşir. Piyasada ‘hakem’ varsa oyun güzelleşir.
Peki sonra ne oldu?
Aradan yaklaşık üç ay geçti. Ve yatırımcının masasında tek bir soru büyüdü:
Madem gördünüz, neden durduramadınız?
Çünkü piyasada konuşulan şikâyetler azalmadı. Tam tersine, “aynı senaryo” hissi güçlendi:
- Bir hissede ani şişişler, ardından sert boşaltmalar…
- Derinliği zayıf hisselerde “gösteri” gibi işlemler…
- Bir grup oyuncu varmış da, düğmeye basınca piyasa o yöne gidiyormuş hissi…
Bu tabloda en can yakıcı şey, küçük yatırımcının yaşadığı psikoloji: “Ben kurala göre oynuyorum ama karşı tarafta kural bükülüyorsa benim emeğim, birikimim, sabrım ne olacak?” Bu soru yayıldıkça, borsa yalnızca düşmez; itibar kaybeder. Ve itibarın telafisi, fiyatın telafisinden çok daha zordur.
Üstelik mesele yalnızca yatırımcının canı yanması da değil. Piyasa bozulursa, şirketlerin fonlama kanalı zayıflar. Halka arz hevesi kırılır. Uzun vadeli yatırım kültürü gelişemez. Yani birileri “üç beş işlemle” kazandığını sanarken, memleketin sermaye piyasası ekosistemi kaybeder.
İşte tam bu noktada asıl soru masaya geliyor:
Nerede eylem? Nerede aksiyon?
SPK başkanı ve Hazine-Maliye sekreteri çıktı söyledi: fonlarda aracılığıyla borsada manipülasyon yapıyorlar gereğini yapacağız dedi.
Eğer ortada manipülasyon olduğuna dair bir kanaat/tespit varsa;
- Neden sonuçlarını göremiyoruz?
- Neden caydırıcılık hissedilmiyor?
- Neden kamuoyuna “şu kadar inceleme başlatıldı, şu kadar işlem durduruldu, şu kadar ceza uygulandı” gibi şeffaf bir bilanço sunulmuyor?
Eğer ortada manipülasyon yoksa;
- O zaman neden kamuoyuna “manipülatif” vurgusu yaparak beklenti yönetimi adı altında piyasayı daha da gerip dezenformasyon tartışmalarına kapı aralandı?
- Neden yatırımcının zihnine “Piyasada bir şeyler dönüyor” şüphesi resmi ağızdan taşındı?
Ha şayet durum buysa ben de diğer otoriteleri göreve çağırıyorum o zaman.
Mesela o meşhur bir kurumumuz var biliyorsunuz. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi. İletişim Başkanlığına bağlı.
Çıksın abi o zaman SPK Başkanı ve Maliye sekreteriyle ilgili inceleme yapsın. Niye dezenformasyon yaptınız desin.
Çıktınız dediniz ki piyasada manipülasyon var biliyoruz önlem alacağız.
3 ay geçti tık yok. Ya kardeşim madem vardı niye aksiyon almıyorsun? Madem yoktu o zaman niye dezenformasyon yaptın. Maden fonlarda manipülasyon yoksa o zaman sizin yaptığınız açıklamanın kendisi manipülasyon içeriyor.
O zaman SPK Göreve değil de İletişim Başkanlığı göreve diye bağırsın millet.
Böyle iş mi olur Allah aşkına!!
Bu ikilem, yönetilmesi gereken bir iletişim krizidir. Çünkü sermaye piyasalarında “güçlü söz” tek başına yetmez; güçlü uygulama gerekir. “İşlem yapılacak” cümlesi üç ay sonra havada kalırsa, yatırımcının kulağında şu cümle çınlar: “Demek ki ya istenmedi ya da yapılamadı.”
Benim derdim kimseyi hedef almak değil. Benim derdim çok basit: Piyasanın hakemi sahada mı, değil mi? Hakem sahada değilse, oyun sertleşir. Sertleşen oyunda da ilk can yanan hep küçük yatırımcı olur.
Bu yüzden çözümün anahtarı aslında belli:
- Şeffaflık: “Ne yapıldı, hangi süreç işliyor, hangi takvim var?”
- Caydırıcılık: Sadece soruşturma değil, sonuç. Sadece uyarı değil, yaptırım.
- Eşitlik: Kural, herkes için kural. Büyük oyuncu–küçük oyuncu ayrımı hissedilirse piyasa çürür.
- İletişim disiplini: “Manipülasyon var” deniyorsa gereği; “yok” deniyorsa gerekçesi ve verisi.
Bugün borsada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, yeni bir tavan hikâyesi değil. Yeni bir halka arz dalgası da değil. En çok ihtiyaç duyduğumuz şey güven. Çünkü güven gelirse para zaten yolunu bulur. Güven gelmezse, en parlak dönemler bile kalıcı olmaz.
O yüzden son kez aynı soruyu sorayım; hem yatırımcı adına, hem piyasanın itibarı adına:
Piyasalarda otorite nerede?
Görüyorsanız, gereğini yapın.
Görmüyorsanız, neden bu kadar kesin konuştunuz? Milleti yanlış yönlendirdiniz, piyasada dezenformasyon yaptınız?
Ve en önemlisi: Bu belirsizliği bitirin. Çünkü belirsizlik, borsanın en pahalı maliyetidir.
Sevgiyle kalın.





